Şehadet Ayı'dır Şubat...
Şubat, Allah'a kavuşanların simgesi.
Şehadet yağar damla damla Şubat ayında, özlenene kavuşulunca hasret diner.
Şehidlerin tertemiz kanlarıyla sulanır toprak, O mubarek bedeni sarar sarmalar...
Takvim yaprakları 2 Şubat 1982'yi gösterdiğinde, İhvan-ı Müsliminin Hama’da başlattığı ayaklanmayı bastırmak için; Hafız Esad katliam yaptı. Hafızalara Hama Katliamı olarak kazınan bu katliamda, ölü sayısı 10.000-25.000 olarak belirtilse de, aslında bu sayının çok daha üstündedir.
3 Şubat 2012 Humus Katliamı: Tam 30 yıl sonra. Babasından zulüm devralan Beşşar Esad, Humus'ta yüzlerce masum insan öldürdü. Humus’ta tanklar ve uçaklarla evleri ve camileri bombalayan Esad, yüzlerce masum insanı da katletti.
Metin Yüksel: Irkçılar onu şehid ettiğinde henüz 21 yaşında idi. 19 yaşında iken uğradığı saldırıda 2 kurşun midesine, 1 kurşunda dizinden yara alır. Ancak bu onu yıldırmaz tam tersine daha da şevkle çalışmasına neden olur.
Bu süre zarfında sürekli tehditler alan Yüksel, 23 Şubat 1979 günü Fatih Camii avlusunda şehid edilir.
Metin'in bize öğrettiği nedir? Sadece Şubat ayı geldiğinde, içi buruk bir şekilde anmalı mıyız yoksa 'şehadet bilincini' anlamalı mıyız?
Hani demişti ya; 'Şehadet bir çağrıdır, nesillere ve çağlara...' Sadece duyduk değil mi bu çağrıyı, ya kulak verdik mi? Kulak verenler davalarında hala sebat ve sabır içindeler...
İmam Şamil: Rus çarlarına 25 yıl kök söktüren ve yenilmez bilinen orduyu nice yenilgilere uğratan adam.
Çar 1.Nicola'ya; “Bu uğurda bütün evlât ve ayalimi kılıçtan geçirseniz, son zürriyetimi kurutsanız, en son müridimi yok etseniz tek başıma ve son nefesime kadar yine dövüşeceğim. Son cevabım budur General!.. Ben Nikola’yı tanımıyorum!…”
“Silahlarınızın vücudumda açtığı üç yarayı şifalı Dağıstan otlarından kendi ellerimle yaptığım ilaçlarla şimdiden iyi ettim ve harbe hazırlandım. Kalbimde açtığınız evlât, ayal ve hemşireme ait dört yaranın hiç hükmü yoktur. Geri kalan evlât ve ayalimi de şimdiden vatan ve Cenâb-ı Allah’a kurban adadım.
“Size ve Çarınıza her şeyi bol bol vereceğiz. Fakat vatanın hürriyet ve şerefini asla!..
diyen yürekli ve herşeyini Allah'a adamış insan.
Hayatı mücadele ile geçmiş ve nice zaferler kazanmış, yenilgiye uğradığında da asla vazgeçmemiş olan bu nadide insan da 17 Şubat 1871 yılında Medine'de ruhunu çok sevdiği uğruna hayatını feda ettiği Yüceler Yücesi Allah'a teslim eder.
Malcolm X: Teni siyah ama kalbi tertemiz bir Müslüman davetçi. Amerika’da İslam denince akla gelen neredeyse ilk isim. Beyazlar tarafından sürekli olarak halkının ‘biz bununla yaşamaya alışmalıyız çünkü zenciyiz’ kabullenmelerine inat, ezilmişliği ve hakir görülmüşü kabul etmedi. "Kimse size özgürlüğü veremez. Kimse size eşitlik, adalet ya da başka bir şey veremez. Erkekseniz gidin ve kendiniz alın."
İnsanların onu şiddet yanlısı görmesine rağmen aslında şiddet yanlısı bir insan değildi. Beyazlar tarafından ezilmişliği kabul etmeyip; kimsenin hakkını yemem, kendi hakkımı da yedirtmem düşüncesiyle "Evet, ben aşırıyım; çünkü benim halkım, bu ülkede aşırı derecede kötü durumda!" şeklindeki gür sedası büyük yankı buldu ve yüzbinlerce zenciyi yanına aldı.
Hacca gittikten ve izlenim yaptıktan sonra anladı ki, ne siyahın ne beyazın hiçbir üstünlüğü yoktu bir diğerine… Döndükten sonra, ‘Ben ırkçıydım ama artık değilim, artık gerçek müslüman oldum’ diyerek duygularını dile getirmişti.
Ve o da, 21 Şubat 1965’te ırkçı siyahiler tarafından 16 kurşunla şehid edildi.
Hasan El Benna: 15 yaşında iken hafız olan Hasan El Benna'da kendini Allah'a adayanlardandı. İngilizlerin Mısır halkını ezdiği ve zelil ettiğini görüyordu. Bu durum Atatürk tarafından hilafetin yıkılmasından sonra daha da artmıştı.
'İhvan-i Müslimin (Müslüman Kardeşler)' harekatını 6 müslümanla kurdu. Kahire'ye yerleşince, örgütün merkezi de Kahire oldu. Gün geçtikçe sürekli büyüyen harekat Mısır hükümetini korkutmuş ve kontrol etmek için her türlü çareye başvuruyordu.
Kral Faruk, İngilizlerle beraber düşünmeye başlamış ve tek tehlikenin İhvan-ı Müslimin olduğunu düşündüğünden, tek tek müslümanları zindanlara atıyordu.
Kralın maksadı Hasan El Benna'yı öldürmekti ve dışarıda tek o kalmıştı. 12 Şubat 1949 yılında Müslüman Gençler Teşkilatının önünde kurşunlandı. Hastaneye kaldırıldıktan sonra bilerek müdahale edilmediğinden kan kaybından dolayı Hasan El Benna'da şehidler kervanına katılmış oldu.
İskilipli Atıf Hoca: İskilipli Atıf Hoca Şapka Kanunu çıkmadan 1,5 yıl önce ve bakanlık izni ile basılan 'Frenk Mukallitliği ve Şapka' kitabı sebebiyle ile 4 Şubat 1926 Perşembe günü sabaha karşı Eski Meclis binasının yakınındaki çarşıda asılarak idam edildi.
ve daha niceleri...
Müminler içinde Allah’a verdikleri sözde duran nice erler var. İşte onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir; kimi de (şehitliği) beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir. (Ahzab / 23)
Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Bilakis onlar diridirler, fakat siz hissedemezsiniz. (Bakara / 154)
Son olarak Humus'tan gelen, bir kaç aylık bebeği ile şehid olan bir babanın resmini vicdanlarımızda muhasebe yapalım…
