İran ve Hizbullah'ın Basiretsiz Suriye Politikaları Üzerine
İran ve Hizbullah'ın Basiretsiz Suriye Politikaları Üzerine Muhammed Fatih Ergün - 10/02/2012 - 19:40
İran'ın Suriye ve Esed ile ilgili siyaseti basirete dayalı bir siyaset değil... Ön kabullere, mezhepsel tercih ve yakınlıklara, çıkarlara dayalı bir siyaset olduğu açık. Bu akıl sahiplerine gizli değildir.
Geçen bir resim gördüm; Esed ortada, Ahmedinejad sağında, Hasan Nasrallah ise solunda, hepsi sofra başında... Bu muhteşem üçlü (!) bu masada ne üzerine ittifak ediyorlar, herhalde sofradaki yemekler üzerine değil!
Hatırlar mısınız; 2006 Temmuz harbinde Hasan Nasrallah, Birleşmiş Milletler adına Lübnan'a gelen Coffy Annan'ın teklifini kabul etmiş ve 1701 numaralı BM Barış Kararına muvafakat ederek -haram olduğu halde- İsrail ile ateşkes yapmıştı. Bu tarihten kısa bir süre önce ise, Usame'nin -ölüsüne de dirisine de selam olsun- kendisine yaptığı 10 bin kişilik asker (koskoca bir ordudur, bu; muhtemelen de eğitimliydiler) ve yeteri kadar para teklifini "Askerim de var, yetecek kadar temiz param da; ihtiyacım yok" diye(rek) geri çevirmişti (Coffy ve BM'i, Usame ve El-Kaide'den daha mı yakın görüyordu kendisine? Kardeşinin en sıcak teklifini kibirle geri çevir, sonra düşmanın kararına muvafakat et ve düşmanla -üstelik ona galip gelmek üzere iken- barış yap... Sonra da müslümanlar mezhebinizi ve fıkhınızı tenkit edince, mezhep taassupçuluğu yapmamayı onlara öğütle... Gülünür, buna. Bu muydu, basiretiniz?) Daha sonra Usame diyordu ki: "Eğer (asker ve para yeterliliği bakımından) sözünde sadık idiyse, neden BM'in barış kararına muvafakat ederek, düşmana galip gelmek üzere iken ateşkes yaptı?" Ve sözlerini şöyle sürdürüyordu (iyi hatırlıyorum): "Hüsnü ile Hasan arasında ya da bunlarla diğer öteki Arap tağutları arasında ne fark var? Sadece kimisi Arap, kimisi Acem..." (Çok iyi biliyorum, o bu sözleri uluorta, rastgele, her zaman söylemezdi; klasik bir tefirci değildi).
Gerçekten de öyle... Şimdi de bu basiretsizliğin bir başka versiyonuna -maa'l-esef- İran'ın Suriye ile ilgili tavırlarında tanık oluyor ve üzülüyoruz. Sahi, Esed'i ve Baas'ı bugün niye sahipleniyoruz? Daha dün (çocuktum, çok iyi hatırlıyor ve destekliyordum) devrimin balayı günlerinde Saddam'a ve Baas'ına karşı on yıla yakın savaş ve gerçek sayısı gerçekten meçhul nice şehitler vermemiş miydik? Esed müslüman mı? Yoo... Üstelik zalim. Kaldı ki, müslüman bile varsaysanız zulmüne destek veremezsiniz ki! Öyle ise, bugün ne değişti, fark ne? Saddam ile Esed arasında ne fark var? Bir tarafgir bana bunu izah edebilir mi? Ben bir fark göremiyorum. Tek bir şey görüyorum: (o da) 'basiretsizlik'(ten başkası değil)!
Bu basiretsizliği; değerli taraftarlığını değersiz bir tarafgirliğe dönüştürmeden basiret, cesaret ve içtenlikle dile getiren Sayın Selahaddin Eş Çakırgil abimize Haksöz Haber'in Internet sitesinde yayınlanan "O görkemli ‘İnqılab’dan böyle bir hayıflanma kalmalı mıydı?" başlıklı makalesi nedeniyle salât ediyor (destek veriyor) ve dua ediyorum.
düşman kapıdaysa..kardeş kavgası veya zalimlik hesapları biter yarine?********
şii sunni ler eli açık veya kapalımı namaz kılıyor diye kavga ederken birileri kolları mezhebe bakmadan kesmeye çalışıyorsa?*********gerçek basiret burdadır.............basiret yazmakla değil yaşamakla oluyor vesselam...........
Muhammed Fatih Ergün
11-02-2012, 09:37:53
Basiret tezahürlerinin en önemlilerinden biri, dostunu-düşmanını doğru tanıyarak meşrû bir kulvarda durmak; diğeri ise, taassup, tarafgirlik, sevgide aşırılık ve kayırmacılık gibi mezmûm niteliklerden arınarak 'doğruyu arayabilme/görebilme' çabasıdır. Birincinin olmaması hali, tevhidi bozar; ikincinin olmaması hali ise sahibini hurafede bırakır, hidayetini engeller.
Alperen
11-02-2012, 21:07:48
Eğer arka plandaki fitne ateşini tutuşturan BOP şeytanını göremezseniz, olayları doğru yorumlayamazsınız.
Uzaktan kumandalı medyanın her gün pompaladığı ADB/AB güdümlü haberlere: "Ey iman edenler! Size bir fâsık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın."(Hucurat:6) ayeti kerimesi mucibince araştırmadan inanmamak lazımdır.
Bir de bizimkilerin tutumuna bakın: En büyük zalim ABD değil mi? Irak'ı işgal edip milyonlarca Müslümanı katleden kimdi? Bizimkiler karşı mı çıktı, destek mi oldu? ABD ve şürekâsının Libya katliamına ev sahipliği yapmadılar mı? ABD, hala Pakistan'da sivilleri katletmiyor mu? Afgan Mücahitleri öldürmesi için, Karzai’nin askerlerini bizimkiler eğitmiyor mu? İşgalcilere destek olup; işgale direnen mücahitlerin karşısında yer alırken, kendi yönetimine isyan edenlerin yanında olmayı neyle izah edecekler? Bir tek izahı var: Efendileri ne istiyorsa onu yapıyorlar. Bunu yaparken kendi geleceklerini de tehlikeye atmaktan çekinmiyorlar. PKKlılar isyancı değil mi?..
Yarın birileri de PKK’yı açıktan desteklerse, Suriyeli isyancıları destekleyenler ne yüzle karşı çıkacaklar? Bu bile bile ülkemizin bütünlüğünü tehlikeye atmak değil midir? Bir ABD’li yetkili şöyle diyor: "Biz bazı ülkelerde ABD'ye bağlı ve bağımlı kişileri iktidara getiririz. Sonra bu kişiler ABD'ye bağlılık ve bağımlılıkta o kadar ileri giderler ki, o ülkenin halkı onları iktidardan indirir. Bazılar ise iktidara geçtikten sonra bağımsız bir milli kahraman olmak isterler. İşte o zaman da biz onları iktidardan indiririz." Yani kullanım süresi dolunca, iki yoldan biri ile uzaklaştırılacaklar.
Sizce bunlar hangi grupta yer alıyorlar? Bağımsız kahraman olmak isteyenin indirilişine(28 Şubat) şahit olduklarına göre, birinci grubu tercih ediyor olmalılar. 10 yıllık icraatlarında dindarlıklarını unutanların, şimdilerde(son nefeslerinde) dindarlıklarını hatırlamaları da, sona yaklaştıklarının işareti mi acaba?..
Bence BOP'de sona geliniyor; Suriye'deki iç karışıklık durumu kullanılarak, Türkiye de savaşın içine çekiliyor ve arkasından, federe devletçiklere bölüneceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.
Bize gösterilenlerle heyecana kapılıp sonu görünmeyen bir tehlikeye atlamak akıl işi değildir. Bu konuda sıhhatli değerlendirme yapabilen maalesef çok az kişi var. Aşağıdaki linkten sıhhatli bir değerlendirmeye ulaşabilirsiniz:
http://www.habervaktim.com/yazar/47525/diktatorun_abd_usagi_olanini_seviyorlar.html
murat nazlı
12-02-2012, 13:14:48
en buyuk basiret...........sabırlı olup susmak yada itaat etmektir?****yalnızca gözüyle bakanlar asla basiretli olamazlar.basiret gözün gördüğünü aklın ve kalbin süzgecinden geçiren bir kavram ve eylemdir.?****vallahi biliyorumki bugun suriyede saddam olsaydı ve eski ırakta esad olsaydı...hiç bişey değişmeyecekti.ben ve bu düşünce yine suriyedeki sünni zalim saddama destek verecektik..yine ıraktaki zalim alevi esadın düşmesine sevinecektik...........ama bugun farklı konuşanlar o gun yine farklı konuşacaklardır.iddiaları ilkeyle şeri delille mantıkla değil..esas başkalarına isnad ettikleri tarafgirlik ve taassupçuluk ve mezhepçilik nedeniyle?****iran 8 yıl savaştığı ve herturlu zulmu yapan saddama rağmen ırakın abd tarafından işgalini onaylamadı.bende o gunlerde aynı düşüncedeydim..saddam zalim olabilir ama abd nin saddamı devirecem hikayesiyle ırakta işi yoktu, haksızdı.buğun baas laik bir parti ve esad zalim olabilir ama bugun abd nin yaptığı esadı göndermek değil.abd suriyenin halkını ve kanınıda bizde daha çok sevmiyor?*****suriye halkı bir değişim istiyorsa bunu kendi yapmalı, yapamıyorsa başkalarına ne oluyor.ama herkez iyi bilirki muaviyenin derdi mazlum osmanın kanı olmadığı gibi?********yezidinde derdi islam dinin ihyası değildi?******kabeyi taşlatıp medineyi yağmalatanlar halife ve haklı oluyor huseyin asi ve baği olarak görülüp kanı helal biliniyorsa burada din değil akıl durmuş-susmuştur.bugun natoyu destekleyip esadı illa şimdi devirelim diyenler dün tamda yezidin huseyne ben seni öldürmedim sen isyan ederek kendi kendini öldürdün demesine benziyor.hüseyni isyan ve başkalarının kanını dökmekle suçlayanlar medineyi yağmalayıp sahabi kadınlarına tecavüz eden , peygamberin dini kabuledenlerden ücret olarak yalnızcana ehlibeytimi sevin dediği ehlibeytini katleden zulmeden ve ailesini esir eden zihniyetin askerleridir.o nedenle olaylara siyah beyaz şii- sünni doğru yanlış diye değil , her olayn geçmişini şartlarını bilerek ve bilenlerin sözüne ve delillere bakarak karar vermek lazım.yoksa dinden bahsediyormuş gibi konuşanlar ancak fenerbahçe ve galatasaray taraftarlığı yada holiğanlığı yapmış olur.kazancı varsa bu dünyada yoksa 2 dünyadada kaybeder vesselam.ama şunu anladımki harici mantık virüs gibi beyne girdimi çıkarmak mümkün değil .. ne kadar temizlesende kalıyor.iman edenlere önce anti virüs proğramı yüklemek lazım.
Alperen
12-02-2012, 20:28:00
Niyetimiz zulme destek çıkmak değil, yaklaşmakta olan daha büyük zulmü engellemektir. Suriye'deki zulmü, Esad baba mirası olarak devraldı. Başbakanımız, Esad'la sarmaş-dolaş iken de vardı. O zaman sorun olmayan niye şimdi sorun oluyor? İşte cevabı!.. ABD İçişlerinin raporunda (İng. bilenler için link: http://www.state.gov/r/pa/ei/bgn/3580.htm#econ ) şu ifadeler yer alıyor: "Suriye küresel ekonomiye girmedi. Özelleştirme programlarına uymadı. Wall Street bankerlerinin hedeflerine uygun davranmadı. Esad, Suriye ekonomisini liberal ekonomiye uydurmadı. Ekonomi devlet denetiminde kaldı..." Neymiş?.. Zulüm falan hikaye, kendileri zulümle büyüyüp serpilenler, zulümden (bırakın rahatsız olmayı) zevk alırlar. Saf Müslümanın acıma hissini kullanarak, hedefledikleri BOP'a hizmet ettiriyorlar. İşte bu yüzden Müslüman ferasetli olup, keferenin planına hizmet etmek şöyle dursun, planı hezimete çevirmeye çalışmalıdır... Basiret istiyorsanız, Müslüman basiretini, keferenin planını bozmakta kullanmalıdır.