Allah’ım... Yaratılan bütün akılların Kur'an ve onun açıklayıcısı olan sahih sünnete teslim olması gerektiğini bizlere Kur'an ve sahih hadislerde bildirdiniz…
Ve gün geldi peygamber mesleğinde olan İslam davetçileri bizlere bunu hatırlattılar… Biz de kabul ettik Allah’ım… Ve aklımızı senin buyruğuna teslim ettik… Artık her adımımızda senin hükmüne müracaat ettik… Senin hükmüne bizler boyun eğdik Allah’ım…
Emekli olmayan şeytan, dostlarını kullanarak aramıza sızdı ve bazı kardeşlerimizin akidesine bir virüs gibi bulaştı… Sevginizi kazanacağımız tek adres olan peygamberimizin ayak izlerine gölge düşürdüler Allah’ım… Beni seviyorsanız ona uyun dediğiniz o kişinin sözleri sorgulanır oldu… Yaşlarına ve ilimlerine bakmadan peygamberimizin sözlerini eleştirir oldular. Bunu da kurnazlıkla yaptılar Allah’ım…
Benim inandığım peygamber böyle demez ya da bir sürü uyduruklar karışmış deyip sahihlerden de uzaklaştılar… Allah’ım! Senin sözlerini en iyi anlayan peygamber efendimiz olmasına rağmen sözlerinden ne anlaşılması gerektiğini akıllarına danıştılar… Evet… Vahyin buyruğuna teslim olmayan bir aklın ineğe tapacağını çok iyi biliyoruz…
Akıllarını ilah edince Kur'an zincirine bağlı sünnet ve âlimlerimizin icması kopmuş oldu… Kopan halkaya itibar edilmez… ve bunlar da peygamberimizi ve alimlerimizi unuttular… Gözlerden ırak olan gönülden çoktan ırak olur Allah’ım…
Ve bunlar peygamberimizi dillerine, makalelerine ve kitaplarına almaz oldular… Çünkü bunlar ne peygamberimizi ne de âlimlerimizi sevdiler… Bunlar sevgili peygamberimizi sevmediler Allah’ım…
Bunlar Kur'an merkezli İslam! Kur'ani hayat! Ve Kur'anda birleşelim! Diyerek sünneti Kur'andan ayırmak istediler… Bunlar Kur'anı sevdiklerinden böyle yapmadılar…
Allah’ım hadis inkârcıları seni sevselerdi eğer sünnete sımsıkı yapışırlar ve ölünceye kadar bırakmazlardı… Bunlar senin sözlerine değer verselerdi eğer peygamberin ayak izlerine toz kondurmaz, kondurmaya çalışanlarla mücadele ederlerdi… Fakat bunlar seni sevmediler Allah’ım…
Hayatlarını Kur'an ve sünnete adayıp İslami yaşatmak için ömürlerini feda eden âlimlerimiz bunlar için birer hiç hükmündeler… Oysaki siz:’ Bilmiyorsanız zikir ehline sorun’ demiştiniz… Bunların zikir ehilleri sadece akılları oldu Allah’ım!
Oysaki akıl, vahiy dışı kullanıldığında inek ve benzerine tapar ancak… Bunlar Kur'an da okumuyorlar… Sadece mealden ne anlarlarsa öyle hüküm veriyorlar… Hem de peygamberimize rağmen…
Allah’ım! Seni sevmeyen bu hadis inkârcıları, adları Mustafa, İbrahim, Hayri Abdülaziz ve benzeri isimler üzerinden biz Müslümanların arasına sızdılar… Önce bu isimleri kandırdılar… Bu zavallı kişiler de yeni bir şey keşfetmişler gibi kendilerini bir şeyler zannettiler… Bir de baktık ki batının askerleri olmuşlar…
Evet… Bu isimler basın ve yayını kullanarak insanların hadis inancına gölge düşürüp peygamber sevgisini minimuma çekmek istediler… Ve kısmen de başardılar… Allah’ım! Bu isimler seni sevselerdi akıllarını vahye teslim ederlerdi… Fakat seni sevmediler…
Şeytanın akıllarına yaptığı servisleri, peygamberimizin sözlerinin önüne aldılar… Bu çok büyük bir zulümdü… Fakat görmediler… Kendilerinden razı olduğun sahabeleri de sevmediler…
Seni sevselerdi Allah’ım sahabeleri de severlerdi… Çünkü kişi sevdiğin sevdiklerini sever…
Seni sevmeyen bu inkârcılara ne cihad beldelerinde rastlanılır ne de şehid haberlerini işitiriz…
Ev ve işyeri arasında mekik dokuyan bu canlılar ahireti unuttuklarından dünyaya dört elle sarıldılar…
Eğer fiziki olarak bizlere benzeyen bu canlılar seni sevselerdi ahiret hayatını tercih ederlerdi…
Bunlar seni sevmediler Allah’ım… Hidayet nasip olunmayacak inkârcıları domuza çevirmenizi o kadar çok arzu ederdim ki…
SÜTUNHABER