Allah-u teala insanları yarattı ve imtihan etmek için insanlara bazı melekeler programladı… İnsanlara yüklenen bu melekelerle insanlar imtihana tabii tutuldular… Bu melekelerden birkaçını yazıp konuma geçmek istiyorum.
İnsanlara yüklenen melekeler:
1- sevgi.2- Dostluk. 3- düşmanlık.4- cömertlik. 5- cimrilik.6- acelecilik. 7- sabır. Vesaire… Bu yazımızda sadece sevgi melekesi üzerine durmayı düşünüyorum… Her insanda var olan bu sevgi melekesinin kullanma hakkı tamamen insana verilmişse eğer her insan istediğini sever ve bu sevgiden dolayı hiç kimsenin eleştirme hakkı olmamış olur…
Sevgi melekesinin sahibi Allah olduğu için bu sevgi melekesini kimlere karşı ne kadar kullanmamız gerektiğini kendisine sormamız gerekir. Allah-u teala kuran ve hadislerle bizlere bu sorumuzun cevabını ayrıntılı bir şekilde bildirmiştir…
Bakıyoruz: ‘’ De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Resulünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.’’(Tevbe-24) Bu ayette sevgi melekesini bahsedilen kişilere karşı; Allah, resulü ve cihaddan daha fazlaca kullanıldığında başa bela alınmış oluyor…
Demek ki sevgi melekesinin kullanma klavuzuna bakmadan hareket ettiğimizde sıkıntılar yaşarmışız… Şimdi başlığımıza geçebiliriz… Yahudileri niçin sevmiyoruz? Eğer bu sevgisizliğimizin sebebi Filistin halkına zulmettiklerinden dolayıysa, yarın Yahudiler Filistinlilere birer gül uzattıklarında sevecek miyiz onları? Elbette ki hayır…
Sevgi melekesinin asıl sahibine Yahudileri sormamız gerekir… Yahudileri sevip sevmemize ne Filistinliler karar verir ne de herhangi bir kişi…
Onlar (Yahudiler) nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ahdine ve insanların (müminlerin) himayesine sığınmadıkça kendilerine zillet (damgası) vurulmuştur; Allah'ın hışmına uğramışlar ve miskinliğe mahkûm edilmişlerdir. Çünkü onlar, Allah'ın ayetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Bu da, onların isyan etmiş ve haddi aşmış bulunmalarındandır.(A’li İmran-112)
Evet… Yahudiler hakkında bu ayeti okuduktan sonra sevgi melekemi onlara karşı kullanmamam gerektiğini öğrenmiş oldum…
Hadis inkârcılarına gelince;
Kur’anla yan yana zikredilmesinden hoşlanmayan, Kurana şüphe düşürmek için kuranın adeta bir kalkanı olan sünnetin devre dışı bırakılmasını çok arzulayan batının askerliğini ve sözcülüğünü üstlenen hadis inkârcılarını sevemem…
Hadis inkârcıları olmayan akıllarını ilah etmiş durumdalar. Ayetleri kendi nefisleri doğrultusunda yorumlayıp uyduruk uyduruk fetvalar çıkarıyorlar. Eski âlimlerimize değer vermeyen bu insanlar kur’anı yeniden yorumlamak lazım deyip batının ekmeğine yağ sürdüler ve sürmeye devam ediyorlar…
Hadis inkârcıları ne kur’ana hizmet ederler ne de islama… Ebu cehilden öğrendikleri gibi akla ters gibi gözüken ve tasavvuf kitaplarında sıkça rastlanan uydurma hadisleri cımbızlayıp insanların hadis anlayışına gölge düşürmekten başka bildikleri yoktur.
Hadis inkârcıları hadis okumadıkları gibi fıkıh da okumazlar… Geriye olmayan akılları ve kur’an kalır. Hadislerin devre dışı bırakılmasıyla sahabe ve peygamber de devre dışı kalacağından peygamber sevgisini tadamayacaklardır.
Allah’ın razı olduğu sahabeler ve en sevdiği ve sevip kendisini örnek alacağımız peygamberimizi sevemeyen bir kimse babamız da olsa kendisini sevemeyiz…
Hadis inkârcıları yalancıdırlar… Şüphe duydukları hadislerden bazı ibadet şekillerini kopya çekerler… Madem şüphe duyuyorsunuz neden ibadetlerinizi hadislerden alıyorsunuz ki?
Bu inkârcılar, biz hadisleri inkar etmiyoruz ki deyip muhatabının gözünün içine baka baka yalan söylerler. Kendilerince kurnaz olduklarını zannediyorlar…
Hadis inkârcılığı ya da Yahudilik… İkisi de mikroptur. Yahudi mikrobu bedene zarar verirken hadis inkârcılığı akideyi tahrip eder…
Yani; hadis inkârcılığı Yahudilikten daha kötüdür… Ve her iki mikrobu da sevmeyiz…
SÜTUNHABER