• Diğer

Yazar

m52kucuk@hotmail.com

27 makale bulunmakatadır

Hac İbadeti Hakkında Bazı Düşüncelerin Tenkidi

13:22 - 6 Mayıs 2014

+A

-A

Soru: Bazıları hac esnasında yapılan bir takım şekli ibadetlerin bir bakıma putperestliği andırdığını iddia etmektedirler. Hac esnasında yapılan tavaf, tavafa başlarken Hacerül Esved’i selamlamak (isitlam) bir putperestlik midir?

Cevap: Sünneti inkâr eden ve hatta mübarek Allah elçisinin yaptığı ve bize kadar tevarüssen ulaşan ve Kur’an’a muvafakat eden hikmet parıltılarını eskilerin masalları olarak adlandıran bazı arkadaşlar, yüz yıllardır yapıla gelen hac ibadetini ve onda yer alan bir takım rükünleri, sembolik ritüelleri, uygulamaları putperestlikle eş değer görmekte ve hac ibadetini mevcut şekliyle ifa edenlerin de şirke düştüklerini iddia etmektedirler.

Sırf geleneğe karşı durmak adına böyle bir kalkışma asla ümmetin ortak aklında, vicdan ana kartında yer bulamaz ve bulamayacaktır. Sonuçta bu tür düşünceler marjinal ve sıra dışı kalmaya devam edecektir.

Yüz yıllardır uygulana gelen bir ibadeti ve onun peygamber öncülüğünde oluşmuş sembolik ve haccın kendine has rükünlerini yok saymak, tevhide aykırı görmek ve dahası bunları eskilerin masalları olarak algılamak bence tedaviye muhtaç ciddi bir paranoyadır.

Aslında bu tür düşünceler cehaletin kol gezdiği şu ortamda ele alınacak konular değildir. Bu tür konuları ele almak ortamı bulandırmaktan başka bir işe yaramayacağı gibi yeni bir bilinç de inşa etmez/etmeyecektir. Oysaki hac ibadeti birden bire ortaya çıkmış bir uygulama değil, aksine ta mübarek Allah elçisinden günümüze kadar olduğu şekliyle yapıla gelen köklü bir ibadettir.

Her ibadetin (nüsuk) elbette bir takım sembolik işaretleri, ritüelleri olacaktır ve vardır. Dolayısıyla hac ibadetinin de kendine has bir zamanı/sembolik uygulamaları vardır.

Bilineceği üzere Kur'an temel konuları verir ve ayrıntıya girmez. Ayrıntı bazen mütevatir sünnette, ümmetin yüz yıllardır yaptığı peygamberi uygulamalarda yatmaktadır. Gerçi sünnet karşıtları sünnet ve hadisle ilgili bu tür nakillere eskilerin masalları deyip durmaktadırlar. 

Bu düşüncede olanlar kazanmaktan başka hiç bir amacı olmayan kapitalist bir ilaç şirketinin ürettiği bir ilaç kendilerine verildiğinde bu kişiler hiç düşünmeden ve sorgulamadan bu ilacı tam bir kalp ve gönül rahatlığıyla alabilmektedirler. Belki de aldıkları bu ilaçların yan etkileri çok ve tedavi edici etkisi de yoktur. Kim bilir? Ama bu kişiler bize titiz bir çalışmayla hadisleri nakletmeye çalışan ilim adamlarına güvenmek bir tarafa onları neredeyse müşrik ilan edecek kadar konuyu ileri götürmekte her nedense bir beis görmezler. Bunların mümin âlimlere kâfirlere güvendikleri kadar güvenmedikleri açıktır. Buradan da anlaşılan odur ki bu kişilerin kalplerinde İslam’a karşı şiddetli bir kin ve nefret vardır. 

Elbette ben bize söylenen her sözü peygamberin söylediğini öne sürerek almak zorunda olduğumuzu söylemiyorum. Kuşkusuz yüz yıllar içinde çok küçük de olsa hac ibadetinin uygulamalarında bir takım Kur'an ve sünnetin de olumlamayıp onaylamayacağı bir takım değişiklikler olmuş olabilir. Bunlar zaruretten doğmuş uygulamalar da olabilir. Tüm bunlar ümmet arasında tartışılabilir. Bundan daha doğal bir şey olamaz. Elbette her yapılan eylemsel faaliyet gibi ibadetlerimiz de Kur'an ve sünnet çerçevesinde sorgulanmalıdır.

Bu nedenle bazılarının bu ibadetin gerçek işlevini yitirmiş olduğunu söylemeleri bir bakıma bu önemli noktaya parmak basmak anlamına gelmektedir. Ancak bu tür bir eleştiriyi yaparken insafı, iyi niyeti ve hikmeti elden bırakmamalıyız. 

Bir de kişinin bakış açısına göre her şey farklı anlamlar kazanabilir. Mesela, siz peygamberi dışlar, onun Kur'an'nın değişik konuları hakkında yaptığı yorumları eskilerin masalları sayar, kısacası hadisi/sünneti inkâr ederseniz bu durumda yapılan yorumlar/eylemler farklı bir anlam ve değişik bir boyut kazanabilir.

Bu durumda yüz yıllardır yapıla gelen her ibadet anlamını yitirir ve eskilerin anlamsız birer uygulamasına/masallarına dönüşür. Evet, kuşkusuz bir kere sünneti reddederseniz varacağınız nokta budur. 

Şimdi biraz düşünelim: Sizce 'oruç' veya 'salât/namaz' ibadetinin ritüellerini, yasaklarını veya sembolik hareketlerini bu ümmet peygamberden sonra mı uydurmuştur?

Bana göre insaf ehli hiç bir kimse, hikmetten beslenen hiç bir akil hikmet adamı ümmetin ortaklaşa yapa geldikleri bu eylemsel faaliyeti-bir takım aksamalar olsa bile-bir putperestlik olarak algılayamaz. 

Bu ibadeti yüz yılların akışı içinde üzerinde düşünülmeden tevarüssen atadan devralınan bir ibadet, bir atalar ritüeli olarak algılayamaz. Zaten böyle bir çarpık anlayış ümmetin ortak vicdanında/ortak aklında yer edinemez ve bu nedenle de uç kalmaya mahkûmdur. 

Şurası hiç unutulmamalıdır ki yüzyıllardır yaşayan tüm dinler tevarüssen devralınan gelenekle hayat bulmakta ve varlıklarını devam ettirmektedirler. Şimdi biz geleneği reddedeceğiz diye vicdanın ve ümmetin ortak aklının onayladıklarını, hatta bizzat Allah elçisinin yaptıklarını ve yapmalarını bu ümmete tavsiye ettiklerini kalkıp 'Bu atalarınızın yapıp-durdukları bir gelenektir!’ diyerek geleneği tümden ret etmeye kalkışırsak bu tür bir algıyı ne Kur’an ve ne de sahih sünnet asla onaylamaz. Aslında bu tür bir düşünce bilimsel bir zemine de oturtulamaz. Zira atalardan tevarüssen devralınan her gelenek, ritüel yanlış değildir. Kaldı ki hac ibadeti bir anda kendiliğinden oluşmuş bir ibadet de değildir. 

Öncelikle Allah’ın emrettiği ve yapılış şeklini de kısmen Kur’an’nın ve kısmen de sahih sünnetin açıkladığı önemli bir ibadettir. Kendiliğinden ortaya çıkmış ve yüz yıllar içinde böylece uygulana gelmiş bir ibadet değildir. Ve kanaatimce hacda yapılan tüm ibadetlerin peygamber tarafından bir uygulaması vardır. Buradan ‘elbette ayıklanması gereken şeyler, eleştiriye tabı tutulması gereken eylemler yoktur’ gibi bir sonuç çıkartamayız. Bu ancak bu ümmetin akil insanlarının yapabileceği bir şeydir. 

Kuşkusuz 'put' zihinlerde kutsanan/totemleşen duyguların dışa yansımış, mücessemleşmiş halidir. Hiç kimse elleriyle yaptığı taşa/ağaca tapacak ve onlarda hayat adına bir takım şeyler bekleyecek kadar aptal değildir. Putlar zihinlerde var olanın cisme dönüşmüş halidir. Onlar birer semboldür ve zihinlerde/gönüllerde ki kutsalları temsil etmektedirler.

Bu açıdan bakıldığında hiçbir mü’min Kâbe-i Muazzama’yı bir tapınak olarak algılayamaz. Aksine orayı ayetin de belirttiği gibi tevhit dinin bir temsil yeri, şiarı olarak algılar. Ayrıca Hacer-ul Esved taşını selamlamak, öpmek bu taşa tapınmak değildir.

Bu taşın kadim çağlardan beri bir kutsallığı vardır ve İslam geldiğinde de bu taş kutsallığını korumuştur. Bu taş Allah’ın resulü döneminde de vardı. Hac edenler tavafa başlarken burayı selamlayarak başlarlar ve peygamber de bizzat böyle yapmıştır ve yapılmasını emretmiştir.  

Bu ümmetin hac ibadeti adına yüz yıllardır yaptıklarını bir tür putperestlik olarak görmek tüm ümmetin putperest olduğu anlamına gelmektedir ki bu asla onaylanmayacak bir tutum değildir. Şurası açıktır ki hiç kimse Safa ve Merve arasında sa’y etme/koşma, Kabeyi Muazzamayı  tavaf etme, Arafatta vakfeye durma, şeytan taşlama gibi eylemlerini kendiliğinden, kafasına göre gerçekleştirmiş değildir. Bunlar Allah elçisinin de bizzat yaptığı bir eylemlerdir. 

Geleneği reddetmek adına diyerek tüm bunları ret ederseniz bu durumda size ‘Hac ibadeti nedir ve nasıl ifa edilmelidir? Bazılarının belirttiği gibi hac sadece bir kongremidir? Bu kongreyi düzenlemek için insanlar ille de oraya gitmek zorunda mıdır?’ gibi sorular sorarlar. 

Konuyu karşıtların perspektifinden ele aldığımızda eğer bu soruya ‘evet’ cevabı verirseniz o zaman buranın kutsallığı olan bir yer olduğu kabul edilmiş olmaz mı?

Yine bazıları şeytan taşlamayı da bir tür puta tapıcılık olarak algılamaktadır. Oysa durum bunun tam aksinedir ve bu bizzat Allah elçisinin yaptığı bir sünnettir ve asla birileri tarafından uydurulmuş değildir. Yüzyıllardır bu bir uygulama olarak tevarüssen nesilden-nesle devir alınan bir gelenektir. Şimdi tüm bunlara ‘atalar dinidir’ demek bence insaf ehlinin yapabileceği bir şey değildir.

Buhari ve Mülim gibi hadis kitaplarında yer alan hadislere eskilerin uydurmaları, masalları diyecek kadar aklını yitirenlere sesleniyorum! Siz yeni bir din mi getiriyorsunuz? 

Elbette hac ibadetinin işlevsel açıdan sorgulanması doğru ve yerinde bir durumdur. Sizler ibadetlerin içselliği olmadığını söyleyebilirsiniz. Bu noktada ben de şahsen size katılırım. Ama bizzat Allah’ın elçisinin yaptığı bir uygulamayı geleneğe körü körüne bağlanmak olarak algılayıp bunu bir atalar dini şeklinde yorumlamayı çok etik ve bilimsel bulmuyorum. Bu düşüncelerin savruk olduğu/sırıttığı/hikmetten beslenmediği aşikârdır.

Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000
gonca 6 Mayıs 2014 18:46

bu tür düşünceler komik olsa da eğer hala ısrarlıysalar tavsiye, istanbuldan ankaraya hiçbir harita,pusula ,yol levhası hatta yol kullanmadan gitsinler.işte dindeki tüm ritueller bizi gayeye ulaştıracak işaret ve ayetlerdir.asla amaç değildirler ama vazgeçilmez birer araçtırlar.en meşru araçtırlar.

Cevapla
Mustafa KÜÇÜK

Assalamu alaykum sevgili Gonca... Yazılarımı okuyup cevap verme inceliğinizden dolayı sizleri tebrik ediyorum. Gerçekten de bazen o küçük yorumlarınızdan müstefit olduğumu şahsınıza bildirmek isterim. Hatta bir yorumunuzu doktor-ilaç ve güven ilişkisini bu yeni yazımda kullandım. Yorumlarınızdan aldığım zevki hedonist yeryüzü kralları bilse beni hemen kılıçtan geçirirlerdi. Niçin o zevki benden almak için elbette... Şimdiden sizi Allah'a emanet ediyorum....

  • ÇOK OKUNANLAR
  • ÇOK YORUMLANANLAR

ARŞİV