• Diğer

Yazar

m52kucuk@hotmail.com

27 makale bulunmakatadır

Bu Kaset Montaj Değildir!

10:31 - 12 Mayıs 2014

+A

-A

Kuşkusuz insanoğlu yeryüzünde bir sınamadan, bir imtihandan geçirilmektedir. Allah herkesi gözetlemekte ve herkesin yapıp ettiklerini kayıt altına almaktadır. Üzerimizde yazıcı melekler vardır ve bunlar söylediklerimizi kayıt altına almakta ve yaptıklarımızı ise yazmaktadır. Ulu Allah buyurdu: “Oysa gerçekten sizin üzerinizde koruyucular var, ‘şerefli-üstün’ yazıcılar. Her yapmakta olduğunuzu bilirler.”

İnfitar Suresi, Ayet 10-12

Hatta bir kimsenin sarf ettiği bir söz, söylediği bir kelime bile kayıt altına alınmaktadır. Nitekim ulu Allah buyurdu: “İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın.” Kahf Suresi, Ayet 18

Dolayısıyla herkes söylediği söze, yaptığı eylemlere dikkat etmeli ve Allah’ın kendisini görüp gözettiği bilinciyle yaşamalıdır. Müminin bu tutumuna ‘takva’, böyle davranan kula da ‘muttaki’ denilir. Cennete varis olacak olanlar da yalnızca Allah’ın muttaki kullarıdır. Ayrıca Kur’an ancak muttakilere yol göstericidir. 

Ateistler bazen ‘Allah şu zalimleri, açlıktan ölen fakirleri görmüyor mu?’ diyerek güya muhatabını köşeye sıkıştırmaya çalışmaktadırlar. Elbette şanı yüce olan Allah her şeyi görmekte ve kayıt altına almaktadır. O zalimleri de, onların nasıl zulüm ve zorbalıkla yeryüzünde haksız yere kan döktüklerini, insanlığın kaynaklarını nasıl sömürüp kendi süfli emellerine alet ettiklerini ve nihayet mazlumları nasıl soyup soğana çevirerek aç bıraktıklarını da görmekte ve kayıt altına almaktadır. Sakın Allah’ı onların yaptıklarından habersiz zannetmeyesiniz. O, sadece onlara mühlet vermekte ve onları belli bir güne ertelemektedir. Nitekim yüce Allah buyurdu: “Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle yerinden fırlayacağı, bakakalacağı bir güne erteliyor.” İbrahim Suresi, Ayet 42

Yukarıdaki ayetlerden de anlaşılacağı üzere dünya hayatını yaşayan her birey kendi iradesiyle bir kitap yazmakta, bir kaset doldurmaktadır. Her fert mutlaka kıyamet günü yazdığı bu kitabı okuyacak ve doldurduğu bu kaseti izleyecektir. 

Lakin insanların çoğu bu gerçeklerden habersiz yaşamakta ve gerçekler kendilerine hatırlatılınca da adeta keyifleri kaçmaktadır. 

Günlerden bir gün farklı ve kutsal karşıtı ithal düşüncelere sahip birkaç kişinin bulunduğu bir ortamda bazıları nefislerini temize çıkarmaya, tezkiye etmeye çalışıyorken ararlında bulunan bir mümin onlara gayri ihtiyari bir biçimde şöyle demişti: 'Hiç kimse kendisini sütten çıkmış ak kaşık zannetmesin. Hiç kimse nefisini temize çıkarmasın. Her birey korku ve ümit arasında dengeli bir yerde olmalıdır. Nasıl olsa herkes kıyamet günü izlemek üzere diriltilecek ve bizzat kendi iradesiyle doldurduğu kasetini izleyecektir. O gün bazıları 'Rabbim! Bu kaset montajdır. Bu kaseti asla ben doldurmadım. Bu kesinlikle bana ait değildir' diyeceklerdir, fakat onların bu itirazları Allah katında asla kabul görmeyecektir. Onların elleri, ayakları ve dahası derileri de yaptıklarına şahitlik ederek onları yalanlayacaktır. Onlar ise azalarına 'Neden kendi aleyhinize şahitlik ediyorsunuz?' dediklerinde onların azaları onlara 'Sizin dillerinizi ve ağızlarınızı konuşturan Allah bizi de konuşturdu' diyeceklerdir. 

Mümin kişinin bu söylediklerinin ardından kendisiyle birlikte oturanlardan biri biraz da kızgın ve kendinden emin bir biçimde ona 'Ben asla yalan konuşmam, haksızlık da yapmam. Benim kimsenin malında da gözüm yoktur. Komşumu rahatsı etmem, onun tarlasının sınırıyla da oynamam. Dedem hacı olup nenem de namaz kılardı. Bir tek namazımı kılamıyorum. Onu da Tanrı affeder' diyerek kendi nefsini temize çıkarmaya çalışıyordu. 

Mümin kişi de ona 'Dünya sınavlarından birisine çok çalıştığın halde kendinden emin olamıyorsun, heyecanlanıyorsun da neden kıyamet günü o çetin hesaptan korkmuyor ve Allah’ın azabından çekinmiyor veya rahmetinden bu kadar emin olabiliyorsun? Seni yaratan Allah’a yemin olsun ki o günden Allah’ın elçileri, onun en yakın arkadaşları bile korkuyorlardı. Onlar sürekli Allah’a yana yakıla ve içten içe yalvararak “Ey Rabbimiz! Biz iman ve itaat ettik. Bizim günahlarımızı bağışla ve bizi cehennem azabından koru derlerdi. (Ali İmran 16) Sizce bu tutumunuz biraz işi hafife almak değil midir?' dedi. Lakin oradakiler onu dinlemeye pek de meyilli değillerdi. Aslında mümin kulun onlara yaptığı uyarı bulundukları ortamda adeta soğuk duş etkisi yapmıştı. Bu mümin kişi sanki onları rahatsız etmeye gelmiş ve ağızlarının tadını bozmuş gibiydi. Ne yazık ki daha sonra da duyuldu ki bu mümin kişi oradakileri bu tür düşünceleriyle rahatsız ediyormuş…

Evet… Bence bu doğrudur. Aslında insanları gerçeklerle yüz yüze getirmek için hakikati onlarla paylaşarak kendilerini rahatsız etmek bana da olağanüstü bir zevk verir. 

Zaten Allah’ın insanlığa gönderdiği tüm elçiler bir anlamda hurafelerden, kuruntulardan, kandan ve acımasızlıktan beslenen yerleşik düzenleri, zalimleri, acımasızları yani kısacası istem ve arzularını, nefsini ilah edinmiş herkesi rahatsız etmeye gelmişlerdir. 

Kuşkusuz o gün herkesin yaptıklarıyla yüzleşeceği dehşet verici ve gözlerin fırlayacağı bir gündür. Herkes bu dünya hayatında o günde mutlaka okuyacağı bir kitap yazmakta, izleyeceği bir kaset doldurmaktadır. İşte geleceğinde hiç kuşku olmayan o günde herkes yazdığı o kitabı okuyacak, doldurduğu o kaseti izleyecektir. 

Nitekim ulu Allah buyurdu: "Oku kitabını! Bugün kendi nefsin hesap görücü olarak sana yeter." İsra Suresi, Ayet 14

İnsan ise dünya hayatında iken bizzat kendi elleriyle yazdığı bu kitabı okuyunca, kendi iradesiyle yapıp etmeleriyle doldurduğu bu kaseti izleyince 'Rabbim! Bu kitabı ben yazmadım, bu kaseti ben doldurmadım. Bu kaset montajdır' diyecektir. Fakat ulu Allah bunu söyleyen kişinin ağzını mühürleyecek ve elleri ayakları yaptıklarına şahitlik edecektir. Nitekim şanı yüce olan Allah buyurdu: "O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur. Ayakları da kazandıklarına şahitlik eder." Yasin Suresi, Ayet 64

O kadar ki yaptıklarına el ve ayaklarının yanı sıra derileri de onun yapıp ettiklerine şahitlik edecek ve ‘Bu kitabı ben yazmadım. Bu kaset de montajdır’ diyen kişiyi bizatihi yalanlayacaktır. Nitekim ulu Allah buyurdu: "Nihayet Allah’ın düşmanları oraya vardıklarında dünyada iken yapa geldiklerinden dolayı kulakları, gözleri, derileri aleyhlerinde şahitlik edeceklerdir. Derilerine ‘Bizim aleyhimize niçin şahitlik ettiniz?’ diyecekler. Onlar da ‘Her şeyi konuşturan Allah bizi de konuşturdu. Zaten sizi ilk defa O yaratmıştır. Yine ancak Ona döndürülüyorsunuz’ diyecekler. Siz, gözlerinizin, kulaklarınızın ve derilerinizin aleyhinizde şahitlik edeceğinden korkarak kötü iş işlemekten çekinmiyordunuz! Bilakis Allah’ın, yaptıklarınızın çoğunu bilmediğini sanmıştınız! İşte Rabbinizi böyle sanmanız sizi mahvetti! Bu yüzden hüsrana düştünüz.” Fussilet Suresi, Ayet 20-23

Bir başka ayette ise yine ulu Allah bu gerçeği şöyle dile getirmektedir: “O gün onların aleyhlerine kendi dilleri, kendi elleri ve kendi ayakları yapmış olduklarına şahitlik edecekler.” Nur Suresi, Ayet 24

Dünya hayatında hiç kimse kasıntılı bir tarz takınıp nefsini, kendisini temize çıkarmasın. Gelişinde asla kuşku olmayan, ak ile kara koyunun belli olacağı o çatık ve asık suratlı bir günde herkes kendisinin ne mal olduğunu, kimin haklı kimin haksız, kimin yolunun en doğru, kiminkinin de en sapık ve sapkın olduğunu görecektir. O gün sözlerin bittiği yerdir. 

Uyarı Allah’a ve ahiret gününe iman eden herkesin görevidir. Bundan dolayı kimse kimseye alınmasın, gücenmesin. Bilakis kendisini hatasından dolayı güzel bir üslup ile uyaran kişiye teşekkür edip böyle bir dosta sahip olduğu için Allah’a hamd etsin. 

Nitekim Hz. Ömer halife seçildiğinde bir hutbe irat etmiş ve hutbede ‘Eğer ben size Allah’ın kitabı ve O’nun resulünün sünneti paralelinde davranmanızı emrediyorsam beni dinleyiniz. Yok, eğer ben sizi istem ve arzularıma uymaya davet edip çizgi dışına çıkıyorsam beni düzeltiniz’ demişti de mescitte bulunan ve daha dün köle olan bir adam koskoca halifeye ‘Allah’a yemin olsun ki ey müminlerin emiri! Eğer sen Allah’ın yolundan ve O’nun elçisinin getirdiği o dosdoğru yoldan saparsan biz seni kılıçlarımızla doğrulturuz’ demişti. Bunu duyan Hz. Ömer arkadaşına öfkelenmek yerine hemen secdeye kapanıp yanılıp çizgi dışına çıktığında kendisini uyarıp doğru yola getirecek bir tebaaya, cemaate ve arkadaşa sahip olduğu için Allah’a derinden hamd etmişti. 

Bu nedenle bence birinin yanıldığında kendisini uyaracak bir dosta sahip olması onun için dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır. Nitekim Hz Ömer şöyle buyurmuştur: “Mümin kardeşinin bir yanlışını gördüğü halde onu uyarmayan kişi de hayır yoktur. Mümin kardeşini uyardığı halde bu uyarıyı dinleyip durumunu düzeltmeyen kişide de hayır yoktur.”

Kıyamet mutlaka gerçekleşecektir. Allah’ın vadi haktır. Dolayısıyla herkes şimdiden yarın için hazırlık yapsın, hayırda yarışsın ve yardımlaşsın. Kimseyle günahta yarışıp yardımlaşmasın. Şanı yüce olan Allah buyurdu: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” Haşr Suresi, Ayet 18

“Rabbimiz! Bizi yüreklere işleyecek o ateşin azabından koru! Aşırılıklarımızdan dolayı bizi bağışla! Tüm müminlere o dehşetli günde merhamet et! Şüphesiz sen merhametlilerin en merhametlisisin! Canımızı hayırlı bir iş üzere iken mümin olarak al! 

Amin!

Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000
gonca 29 Ocak 2016 01:35

söz öldürür evet.o söz başlarına geldiğinde.kıyamet sözle kopuyor.zavallı insan ölümü idrak edene kadar kaç kez ölmelidir...umarım ağır bir ölüm olmamıştır.

Cevapla
gonca 29 Ocak 2016 01:32

selam.size yazmamın sebebi var.komşumu uyardım şirk hususunda.şu yetiş ya şeyhim meselesi.dedi ki gel çaya kahveye ama bu konuları açma.dedim ki bu mümkün değildir.herkes kendi görüşünü beğeniyor.çok az insan hikmeti arıyor.dinlemeyene söylenen söz kalbinize ok oluyor.meryem orucu da ibadettir.susmak bazen zamanın isasını konuşturur.hakikat isteyen kim.bu ağır yüke gebe olmak tefekkürden başı dönüp aşerenler gibi kusacak kadar zorlanmışların harcı...sizi tanımıyorum ama yorumlarıma değer vermeniz sebebiyle yazıyorum.kuran hakikattir konuşmamız gibi.şirke bulaşanlar sebebiyle derinlerde inci aramaktan korkmayınız.hakikati bilmemenin acısı bilmenin acısını geçtiğinde hakikati öğrenme vaktidir.allahı hakkıyle tanıyan kimliğini ve mekanını bile haya ile söyler.zira gaybımızda neydik bilen sadece odur.şimdi nerede olduğundan nasıl emin olabilirsin.dünya mı,kabir mi,berzah mı,araf mı...bakın bu son iki cümleyi anlayan ölür...ey rabbimiz bizi iki kere öldürdünün ilki gizli burada

Cevapla
gonca 29 Ocak 2016 01:18

selam.yıllarca çok sıkılmıştım.şimdi huzurluyum inşallah.şu ayetleri akleden mücadeleci kardeşlerime hatırlatmak isterim.1.Allah dileseydi tümünüzü tek bir ümmet yapardı.2.iman etmiyorlar diye neredeyse kendini helak edeceksin.3.sözleri seni üzmesin. ayrıca hz nuhu,hz yunusu,hz lut ve ibrahime iman edenlerin azlığını,başlangıçta yani,hz ademin oğullarıyla imtihanını.hz yakubu oğullarının bile alaya almasını,velhasılı o en değerli kulların bazen ne kadar yalnız olduklarını her zaman hatırlamalıyız.insanlarla iyi geçinmeli ama doğrularımızdan asla ödün vermemeliyiz. maalesef günümüz çokluğun kutsandığı bir çağ.populer olmayan azab çekiyor.kuran tesellidir.kimseniz olmasa da Allah kafidir.

Cevapla
  • ÇOK OKUNANLAR
  • ÇOK YORUMLANANLAR

ARŞİV