|
|
|
|
- Currently 3.00/5
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
5 Kişi Oy Vermiş
|
Taif'te Kullanılan Silahlar
Muhammed Hamidullah
Arabistan’da tahkim edilmiş sadece bir kaç yer vardı; bu nedenle ilk İslam orduları için kuşatma savaşı, olağan dışı bir durumdu. Hayber kalelerinden sonra Taif, Hz. Peygamber için bu tür tahkim edilmiş bu şehirlerin direnme yeteneğiyle karşılaşma bakımından ikinci durumdaydı. Müslümanlar Hayber’de mancınıkla atılan taşlardan epey zarar görmştü. Alınan bu dersten sonra, Hz. Peygamber, Taif surlarına karşı taş fırlatmak için bu mancınıkları ve örtülü arabaları (debbade, debur, arrade veya elle hareket ettirilen zırhlı araçlar) (İbn Hişam, s. 872 Taberi, I, 1672) kullanmıştır. Bundan başka Belaruzi'nin Ensabu'l Eşraf adlı eserinde (I, 366, Kahire baskısı) Ta'if'te kullanılan mancınığın Selman-ı Farisi tarafından imal edildiğini ve debbabe denilen (örtülü araba) aracın CRŞ denen yerden Halid ibn Said temin edildiği bildirilmektedir. Ancak İbn Sa'id'a göre (II/I, s. 114) gerek araba ve gerekse mancınık, Devs'li Tufeyl ibn Amr tarafından getirilmiştir. İsimler farklı olmakla birlikte, gerçek çatışmamaktadır. Ancak İbn Hişam'ın eserindeki bir hikâyeye göre (s.869) Taif'in iki Sakiflisi Geylan ibn Seleme ve Urve ibn Mesud, Taif savaşına katılmazlar. "Çünkü örtülü araba ve mancınıkların nasıl yapıldığını öğrenmek için CRŞ'e gitmişlerdir" ve döndüklerinde ise savaş çoktan bitmişti. İbn Sa'd aynı olayı anlatırken daha geniş bir bilgi vermekte ve bu iki kişinin henüz Müslüman olmadıklarını ve İslam dinini daha sonra kabul ettiklerini ekler. Acaba bu Taif'lilerin, Hz. Peygamberin girişimine aynı şekilde mukabele etmeyi, yani aynı savaş araçlarıyla kendi ordularını donatmayı düşündükleri anlamına gelebilir mi?
Elbette söz konusu mancınıklar İslam ordusunun kuşatmasına karşı kullanılabilirdi, fakat örtülü arabalar ne işe yarayacaktı? Bunlar cepheden yapılan hücumlarda ve göğüs göğüse sürdürülen savaşlarda çok zor kullanılır. Belki onlar bu örtülü arabaların yapımını ileriki durumları düşünerek veya kendi hemşerileri için değil de, bir müşteriye satmak, ihraç ve ticaret için öğreniyorlardı. Hz. Peygambere gelince o, en az bir veya iki mancınığa sahip bulunuyordu. Bunlar bir önceki yıl Hayber savaşında ganimet olarak alınan savaş araçlarındandı; Selman ya bunları onardı veya aynen bir kopyasını yaptı. Yine de, sadece bir veya iki ufak çapta mancınığın bu kadar geniş bir alana yayılan bir kuşatma sırasında kullanılmasının pek etkili olmayacağı bir gerçektir.
Gerçektende bunların kullanılması Taif'in teslimi için yetmezdi, üstelik Taif'te savunma askeri ve yiyecek stokları eksik değildi. Diğer yandan da, düşman okları ve kızgın çiviler, İslam ordusu içinde çok zayiata sebep oluyordu. (İbn Hişam, s. 873) Bu kızgın çiviler Müslüman askerler tarafından kullanılan zırhlı araçların örtülerini bile deliyordu. Bu savunma tedbirleri karşısında, şehir surlarına dışarıdan delik açmakla yıkmanın imkânsız olduğu ortaya çıktı.
Gerçi düşman göğüs göğüse çarpışmak için surların dışına çıkmayı düşünüyordu; üstelik onların kale burçlarından attıkları oklar, bazen savaşanlara isabet ediyordu. Özellikle de ordugâhta korunakların dışına çıkan askerler kayıplara uğruyordu. Belazuri'nin Ensab'ında Hz. Peygamber'in yanında 'haşeb' (tahta, odun) bulundurduğu, bunlarla Taif kuşatması boyunca kampın etrafını çevirdiği anlatılır.
Kuşatma sürüncemede kalıp istenilen sonuç elde edilemeyince, Hz. Peygamber ekonomik baskı yolunu denedi ve şehir dışındaki Taif'in bazı şeflerine ait, yüksek kalitede nadir üzümler yetiştirilen bağ ve bahçelerini tahrip edeceğini duyurdu. (İbn Hişam, s. 873) Düşman altüst oldu ve Hz. Peygamber'den bahçelerin tahrip edilmesindense savaş ganimeti olarak alınmasını istedi. Hz. Peygamber üzüm bağlarını tahrip etmenin fiili ve çabuk bir sonuç vermeyeceğini anlayınca sözünü geri aldı.
Hz. Peygamber diğer bir baskı çaresi olarak, düşmana ait kölelerin İslam dinini kabul etmesi ve İslam ordusuna katılması durumunda, hür bir Müslüman olarak muamele göreceğini ilan etti. (İbn Sa'd, II/I, s. 114-115; İbn Hişam s. 874) Bu münasebetle birçok katılım oldu ve bu emir İslam hukukunda kalıcı bir hüküm olarak yer aldı.
O günlerin taktikleriyle bağlantılı olarak Hz. Peygamber kuşatmış olduğu şehrin çevresinde bulunan dikenli çalılıkların taze dallarını kestirdi ve gerek malzeme ve gerekse insanlar için giriş çıkışı imkânsız hale getirmek için surların uygun yerlerine koydurdu. Bunlar, aynı zamanda ani bir gece baskınına veya başka bir türlü hücuma karşı da engel teşkil ediyordu. (İbn Sa'd , II/I s. 114; Vakidi, Megazi, vr.228b, Biritish Museum, El yazması).
Kırk günlük kuşatmadan sonra (İbn Sad, II/I s. 115), Hz. Peygamber çekilmeye, mücadeleyi, cehpe savaşı, demir ve ateş gibi araçlar yerine, siyasal silahlarla sürdürmeye karar verdi.
Sütun Haber
|