|
|
|
|
- Currently 2.88/5
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
17 Kişi Oy Vermiş
|
Ah 12 eylül öncesi günler olacak ki
'Durum iyi değil. İhtilal gibi bir şey geliyor. Ah o 12 Eylül öncesi günler olacak ki, var ya' Bu cümleler Ergenekon sanıklarından Hayrettin Ertekin'e ait
Ergenekon iddianamesinde terör örgütü üyesi olmakla suçlanan Ertekin, ilginç ilişkileriyle dikkat çekiyor.
Kendini istihbaratçı olarak tanıtan, medyada 'sosyete kuyumcusu' namıyla anılan Ertekin, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet içerisinden çok sayıda üst düzey isimle ilişkili. Karapara suçundan dolayı cezaevine giren ortağının rahat etmesi için bir il jandarma alay komutanını ve üst düzey emniyet görevlilerini devreye sokabiliyor. Ortağı olduğu Business Channel'ı Genelkurmay'ın emrine verdiğini söyleyen, ordudan emekli olan paşalar için özel sektörde danışmanlık ayarlayan, tayini çıkan polis memurlarının da kendisini arayarak fikir aldığı bir isim. İddianameye yansıyan bir telefon konuşmasında, "Kaleşi (Kalaşnikof) alıp dağa gideyim diyorsanız onu da yaptık zamanında. Başka yapacak bir şey yok. Bomba momba derseniz bıraktım o işleri." diyebilecek kadar karanlık bir portre çiziyor. Telefonda "12 Eylül öncesi günleri özlüyorum." diyen birine de şöyle karşılık veriyor: "Ah o günler olacak ki şimdi var ya."
Hayrettin Ertekin, gözaltına alındığında evinde ruhsatsız silahların yanı sıra özel dinleme cihazları ve gizli kameralar ele geçirilmişti. Bu bile onun esrarengiz ilişkileri hakkında fikir verirken Ergenekon iddianamesine başka çarpıcı bilgiler yansıdı. Bunlar arasında telefon kayıtları önemli bir yer tutuyor. Örneğin "Komutanım" diye hitap ettiği Y.Ö. ile yaptığı görüşmede, Diyarbakır'da meydana gelen patlama olaylarını değerlendiriyor ve "Komutanım bakın bizim geçmişte yaptıklarımızı herhalde az çok biliyorsunuzdur. O ekibi şu an tekrar oraya yollayın, yemin ediyorum size var ya bölgede huzur gelir." diyor. Ertekin, "Ben diyorum ki Ankara-Gebze-İstanbul-Gebze hattı açılmadan bu işler olmaz. O hattı açacaksınız, bana vereceksiniz tekrar. Ben hep bunu söylüyorum. Bu bana verilmediği müddetçe hiçbir şey olmaz komutanım." diyor. Söz konusu bölge, bir dönem siyasi cinayetlerle anılıyordu. Ertekin, Banu isimli bir bayanla yaptığı telefon görüşmesinde de darbeden başka çare kalmadığını söylüyor. "Durum iyi değil, bir ihtilal gibi bir şey geliyor. Olacak tabii başka çare yok. Rejim tehlike de yani." diyor. Türban örneği vererek, "Valla işte bunların amacı, hedeflerine yavaş yavaş bugün türban, yarın liselerde yarın ortaokullarda ya ondan sonra evlerde sokaklarda sırayla hepsini bir anda yapamazlar yani." şeklinde konuşuyor. Karşısındaki bayanın, "Bunlar bizi yüz yıl geri götürür, canım askerim en fazla 20 yıl geri götürür, hiç değilse özgür olurum yani." sözüne de şöyle cevap veriyor: "Asker geri götürmez ya. 12 Eylül oldu geri mi götürdü asker Allah aşkına?"
Büyükanıt'a 'abide' benzetmesi
Ertekin, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'tan da umduğunu bulamamış. Savcılıkça "W" kod adı verilen bir kişiyle konuşurken, Büyükanıt'tan 'Abide' diye bahsediyor. "Sayın komutanım, abide boş çıktı. Abide abide duruyor şimdi." diyor. Geriye bir tek Yargıtay'la Danıştay'ın kaldığını ifade ederek, "Türbanı takıp herkes oturacak mı komutanım? Olacak bu mu yani? Yok mu yürekli bir tane böyle aslanlardan komutanım ya böyle 'hop' diyecek?" diye soruyor. Yine savcılıkça "X" kod adı verilen biriyle konuşmasında da Büyükanıt'tan şikâyet ederek, "En büyük destekçisi bendim ve komutanımıza sahip çıktık ve Genelkurmay başkanı olması için yapmadığımız şey kalmadı ama maalesef şu an yapılabilecek bir şey yok." şeklinde dert yanıyor.
|