Kabe'de artık çocuklar kaybolmayacak Mahkeme kapısında ne işin vardı? Atatürk Havalimanı'nda Tecavüz! Ortadoğu'da 'nifak' politikası En zorlu taşıma Zurafa Ergenekon davasına ilginç gelişme Alexa nedir? Gerçek sonuçları verir mi? Askeri helikopterle piknik keyfi Microsoft'tan ücretsiz virüs programı Obama sadece ev kedisidir Lenin'i hiç böyle görmediniz - FOTO +16 Ergenekon'da 16. duruşma başladı Komutan imzası şaşırttı Vergi Oranlarında Büyük Artış Gazze'de hayat durma noktasında..! İslam ve Laiklik Amerikan Savaş Gemisi İstanbul'da Diyarbakır cazibe merkezi olacak Karabük'te Haddehanede Patlama Haliç'te Trafik Kazası Ferhat Kentel'le özel... Kızıl ordu kazan kaldırdı
   Anasayfa
»DÜNYA
»TÜRKİYE
»ÖZEL
»İLGİNÇ
»ARAŞTIRMA
MAKALE
»İSLAM
»RÖPORTAJ
»KÜLTÜR - SANAT
»FOTO
»GEZİ ve ŞEHİR
»VİDEO
»SAĞLIK
»TEKNOLOJİ
»EDİTÖR'DEN
Diğer Kategoriler
»Arşiv
»Sondakika Ekle
»Link Bankası
»Firma Rehberi
»Künye
»İletişim
Ȇyelik
Anket
Sütun Haber'in eksik bulduğunuz yönü hangisidir?
Tasarım
Haber dili
Yayın çizgisi
Haber hızı
Onay :
Yabancı Ajanslar















Çok Okunanlar
Lenin'i hiç böyle görmediniz - FOTO +16
Ortadoğu'da 'nifak' politikası
Obama sadece ev kedisidir
İslam ve Laiklik
Askeri helikopterle piknik keyfi
Amerikan Savaş Gemisi İstanbul'da
Diyarbakır cazibe merkezi olacak
Atatürk Havalimanı'nda Tecavüz!
Vergi Oranlarında Büyük Artış Flash
Microsoft'tan ücretsiz virüs programı
Komutan imzası şaşırttı
Kızıl ordu kazan kaldırdı
Alexa nedir? Gerçek sonuçları verir mi?
 Arkadaşına Gönder Haberi arkadaşına gönder
 Yazdır Haberi yazdır
 Tarih 30/07/2008 12:16:26
  • Currently 2.78/5
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
9 Kişi Oy Vermiş
ABD'deki Siyonist güç

AMERİKA'DAKİ SİYONİST GÜÇ KONFİGRASYONU

James Petras

"Benim tercihim de tıpkı Amerika'nın İranla yaşadığı tüm bu çatışmaların diplomatik yoldan ele alınmasını isteyen, her hangi bir saldırıya karşı çıkan diğer devlet kurumlarının, bizim [ordunun] ve diğer pek çoklarının tercihi yönündedir...üçüncü bir cephenin açılması ( İsrail ve/veya ABD'nin İran'a savaş açması) ABD açısından bilhassa da ABD ordusu açısından aşırı derecede streslidir." Amiral Michael Mulligan. 2 Temmuz 2008.
"Şayet nükleer silahlanma programını sürdürmeye devam ederse – İran'a saldıracağız. Müeyyideler etkili olmuyor. İran'ın nükleer programını durdurmak için saldırmaktan başka seçenek yok." İsrail Ulaştırma Bakanı Shaul Mofaz. 6 Haziran 2008 tarihli Yediot Ahronot gazetesi.

"İran üzerinde uygulanan mevcut ekonomik müeyyideler tâkat'tan düşüyor. Dünya'da iş yapacağı toprak bulamayan İran iş çevresi rejime baskı yapacaktır." İsrail Başbakanı Ehud Olmert, ABD'nin tek taraflı inisiyatifle İran'ı deniz ablukasına alması lehinde Kongre Başkanı Senatör Nancy Pelosi'yle konuşma yaparken. (21 Mayıs 2008 tarihli Haaretz gazetesi.)

"Muzafferlerin konferansıydı. Bu güçlü örgüt (AIPAC), ABD'deki en güçlü lobi bile benzerini daha önce görmemiştir. Washington seçkinlerinin bağlılıklarını kabul etmek üzere Amerika'nın her yerinden 7.000 yahudi görevli bir araya gelmişti. Üç başkan adayı (Hillary de oradaydı) yağcılıkta birbirlerine taş çıkartırcasına konuşmalar yaptılar. Üç yüz senatör ve Kongre üyesi koridorlara doluşmuştu. Her hangi bir makâma seçilmek veya yeniden seçilmek isteyen herkes, görmeye ve görülmeye gelmişti. Uri Avnery, London Review of Books, 3 Haziran 2008 safya 18.

2-4 Haziran 2008 tarihinde Washington'daki AIPAC konferasında hazır bulunan 7.000 delege dahil, önde gelen tüm yahudi kuruluşlarının başkanları, 362 sayılı Kongre kanun tasarısını desteklemede ittifak etmişlerdi.

4 Haziran 2008 tarihinde AIPAC web sitesinde şöyle yazıyordu: "362 sayılı kanun tasarısı, en önemli yasama önceliğimiz oldu."

"Başkan, İran'a giden ve İran'dan ayrılan her kişinin, aracın, gemilerin, uçakların, trenlerin ve kargo gemilerinin sıkı denetimden geçirilmesi suretiyle rafine tüm petrol ürünlerinin İran'a ihracatını yasaklamalıdır." 22 Mayıs 2008 tarihinde teklif edilen kanun tasarısı.

362 sayılı tasarı, bir aydan daha kısa bir zaman içerisinde, Kongreden 170 üyenin başka bir deyişle Kongre'nin yüzde 40'ının ve Senato'daki 19 Senatörün desteğini kazandı.

Siyonistler ve onların kongredeki müttefikleri, dünya'nın en büyük petrol ve gaz şirketlerinin tutkularını kursaklarında koyan İran müeyyidlerini yazdılar ve yürürlüğe koydular. İsrail'in savaş tatbikatları ve İran'a karşı geniş çaplı hava saldırıları düzenlemekle tehdit eden açık bildirileri, petrol fiyatlarına tavan yaptırdı. ABD'deki en güçlü İsrail lobisi, AIPAC, 2008 baharında yıllık konferansını gerçekleştirdi ve işin içinde ABD / İsrail askeri tehditinin de bulunduğu İran'a ekonomik müeyyideler uygulanmasını öngören İsrail inisiyatifi için, hem başkan adaylarının hem de Kongre üyeleri çoğunluğunun destek ve bağlılıklarını garantiledi. Kongre kanun tasarısının yazarı AIPAC aktörleri, 2008 yazı geldiğinde, İran'a yapılan tüm ithalatı hava ve deniz ablukası altına alma kararı – apaçık savaş nedeni - için Kongre liderlerinin desteğini başarılı bir şekilde kazanmış oldular.

İsrail, saldırı hazırlığı içinde, İranı tecrit etmeye ayarlı bir "barış politikası" izliyor – ve ardından kendi şartlarını hemen ihlal ediyor. Önde gelen yahudi kuruluşları, ABD başkan adayları üzerindeki AIPAC egemenliğine de askeri tatbikatlarla ve sahte barışçıl tavırlarla yürütülen İsrail'in salkım saçak savaş hazırlıklarına da geçmişte olduğu gibi bugün de sorgusuz sualsiz aktif destek veriyorlar.

Amerika'nın petrol ve gaz üreticisi ülkelerle ilişkisinin tarihinde, yabancı bir güç (İsrail) ve onun "lobisi'nin" - Siyonist Güç Konfigürasyonu'nun - ısrarlı isteği sonucunda petrol şirketlerinin kazançlı bir işini kurban ettiği tek bir vâka yoktur.

İsrail'in İran'a Karşı Çift Hatlı Politikası

ABD'nin Irak'ı harâb ettiği savaşta olduğu gibi, İran'ın izini silmek isteyen İsrail politikası, dikkatlice tasarlanmış çok tırnaklı bir strateji tâkip etmektedir. Askeri saldırılar, elinden gelen her çeşit savaş, ekonomik ablukalar ve İran'ın müttefiklerini yok etmek ve ekonomisini boğazlamak için deniz aşırı ülkelerdeki Siyonist örgütlerin kullanılması.

İsrail stratejisi, İran müttefiklerinden gelecek askeri sorunlarla karşılaşmaksızın geniş çaplı bir hava saldırını gerçekleştirmek için Tahran'ı siyasi ve askeri tecrite sürüklemek üzere kendi sınırındaki İran müttefiklerinin ayağını kaydırmaya, onları zayıflatmaya ve baştan çıkartmaya yönlendirilmiştir.

"Tecrit ve yok etme" stratejisini izleyen İsrail, İran'ın sâdık müttefiki Hizbullahı yok etme ümidiyle geniş çaplı işgal, hava ve füze saldırısıyla önemli sivil altyapısını yerle bir ettiği Lübnan savaşını başlattı. Hizbullah'ın Güney Lübnan'daki müstahkem mevkilerini istila etmek için alışılmış ve ikincil sınır vâkalarından birini bahane kıldığı Lübnan savaşına hazırlığı, sinsi saldırısından bir yıl önce başlamıştı. İsrail'in Hizbullaha hücûmu, onun sınır güvenliği bakımından hiçbir anlam taşımıyordu. Hizbullah'ın İsrail ulusal güvenliğine karşı her hangi bir tür tehdit olduğunu hiçbir İsrail askeri yetkilisi tahayyül bile etmemişti. Hizbullah'ın İsrail nezdindeki yeri olsa olsa Beyrut'taki kansız kukla müttefiklerine ciddi bir karşıt ağırlık olmasıydı.

İsrail'in bölgesel hegemoni nokta-i nazarından Hizbullaha saldırmak ve onu yok etmek, İran'ı tecrit edecek ve Beyrut'ta, İran'a yapacağı hava saldırılarına destek verecek, stratejik bir Ortadoğu ülkesi yaratmasına imkan sağlayacaktı.

Hizbullah'ın İsrail işgalini püskürtmesi, Tel Aviv'in İran'ı tecrit etmeyi hedefleyen askeri stratejisini ciddi bir şekilde zayıflattı ve Hizbullah'ın Arap ve Müslüman halklar nezdindeki itibârını ciddi ölçüde yükselterek Lübnan'daki gücünü tahkim etmesiyle neticelendi.

İsrail stratejisinin ikinci tırnağı, Filistin otoritesindeki Abbas ve takımı gibi bazı Arapların gerçekleştireceği darbeye para ve silah sağlayarak demokratik yolla seçilmiş Hamas hükümetini yok etmekti. Hamas, darbecileri başarılı bir şekilde bozguna uğrattı ve Gaza'daki hâkimiyetini pekiştirmeye yöneldi. İsrail ise Hamas'a karşı bir ayaklanmayı teşvik amacıyla Gaza'daki 1.5 milyon Filistinli sivili ablukaya alarak açlıktan ölüme mahkum etti. İsrail'in ABD ve AB'deki müttefikleri, Batı Şeria'daki yoz rejime destek olsun diye yüz milyonlarca dolar ve avro gönderdiler. İsrail, Hamas'ı yok etmede askeri ve ekonomik bakımdan bir kez daha başarısız oldu ancak bu durum Yahudi devletinin bu kez üçüncü hedefine, Suriye'ye, dönmesine mâni olmadı.

2007 yılında Suriye'ye hava saldırısı düzenledi; "askeri hedef" dediği yerleri, alt kaliteden bir nükleer tesisi, Suriye'nin gözünü korkutmak ve Esad rejiminin İran'la bağlarını zayıflatmak için bombaladı. Suriye'nin egemenliğini cezalandırılmayacağından emin bir şekilde ihlal edecek askeri kapasitesini kanıtladı ama İran-Suriye bağlarına ciddi bir zarar vermedi.

İsrail askeri stratejisinin, İran müteffiklerinin ayağını kaydırmada gösterdiği tekrarlanan başarısızlıklara karşılık olarak Tel Aviv, farklı bir "böl ve yönet" yaklaşımına yöneldi. Türk müttefiki vâsıtasıyla "Suriye" ile barış görüşmelerine başladı ve işgal ettiği Golan tepelerini geri vermeyi müzâkereye açtı. Şam'ın İran'a olan askeri bağımlılığını azaltma karşılığında İsrail'in Golan tepelerinden vazgeçeceği bir barış görüşmeleri şeklini aldı. İsrail halkı ve Knesset'tekilerin çoğu, Golan tepelerinin geri verilmesine karşı çıktıklarından dolayı, barış görüşmeleri, İsrail işgalinin sona erdirilmesini değil Batılı emperyal güçler nezdinde Esad rejimine belirli bir güvenilirlik vermeyi ve Suriye'nin tecritini azaltmayı amaçlamıştı. İsrail rejimi, önde gelen elli iki Amerikan-Yahudi kuruluşunun başkanlarının aralarında bulunduğu hizmetkâr ve disiplinli destekçilerine, Suriye'yle ilgili yeni çizgisini satmada sıkıntı yaşamadı. Suriye'yi bir gün şeytanlaştıran ertesi gün pragmatist olduğunu ikrar eden yanar döner İsrail politikasını tâkip etmede oldukça tâlimliler. Fransa devlet başkanı Sarkozy, İsrail inisiyatifinin peşinden giderek, bir devlet reisinin tüm şatafat ve şeref pâyeleriyle, Suriye devlet başkanı Beşar Esad'ı Paris'e davet etti.

Tel Aviv, Lübnanı başarısız işgal girşiminden iki yıl sonra, mini bir yatıştırma / détente taktiğinin parçası olarak, esirlerin (ve/veya cesetlerin) değişimi için Hizbullah'la görüşmeler yapmanın yolunu aradı. ABD Siyonist Güç Konfigürasyonu, Hizbullahı, İran'ın basit bir aracı olarak alenen suçladıkları yılların ardından şimdi bağımsız bir siyasi muhatap olarak kabul eden yeni İsrail çizgisine bir kez daha kendilerini uydurdular.

İsrail, aynı zaman diliminde (2 Haziran 2008), nihayet ve belki de geçici olarak Hamas'ı askeri ve ekonomik yoldan yok edemeyeceğini veya İsrail saldırılarına karşı askeri misillemelerini engelleyemeyeceğini yahut geniş taban desteğini kıramayacağını kabul ve teslim etti ve ateşkes imzaladı; misilleme olarak İsrail kasabalarına roket saldırılarının durması karşılığında giriş noktalarını açtı.

İsrail'in barış görüşmelerine, ateşkes antlaşmaları ve mahkum değişimi görüşmelerine yönelmesi daha az kavgacı ve Ortadoğu güç dengesinin daha gerçekçi bir değerlendirmesinin alâmetiymiş gibi görünürken, izlediği yeni politika'nın ucu, aslında, İran'a karşı daha aşırı, saldırgan ve savaşla tehdit eden askeri bir politikaya varıyordu. 2008 Mayıs sonu ve Haziran başlarında İran'ın müttefiklerine karşı daha bir uzlaşmacı yaklaşım önerirken, bu esnada, İran'a karşı askeri bir saldırının hatasız yürütülmesi için yüzlerce savaş uçağı ve binlerce komandonun katıldığı büyük bir askeri tatbikat yapacaktır. İsrail ordusundan üst düzey yetkililer, kabine ve Knesset, bütünüyle legal ve askeri amaç gütmeyen uranyum zenginleştirme programını durdurmadığı takdirde, İran'ı bombalama niyetlerini alenen beyan ettiler.

İsrail yetkilileri, sergiledikleri askeri tutuma yönelik, ABD ve AB'nin zımni ve örtük onayını sağlama aldılar. Daha önemlisi, en çetin ekonomik müeyyideler BM eliyle uygulanmadığı takdirde (ve hatta askeri-ekonomik abluka) İran'a savaş açacağında ısrar ederek BM Güvenlik Konseyindeki müzâkerelerin şartlarını uygulamada İsrail'in belirlemiş olmasıydı.

İsrail politikası, çeşitli düzlemlerde ve takviye edici hatlarda işlemektedir: "Barış hattı", İran'ın Ortadoğu müttefikleriyle yakınlaşma ve nötralize etme, İran'ı tecrit etme, Batı medyasındaki imajını parlatma amaçlı; "askeri hat", müttefiklerinden tecrit edilmiş, (ABD, AB ve BM müeyyideleriyle) ekonomik bakımdan zayıflatılmış bir İran'ı yok etme stratejisi yani savaş hazırlığıdır. Ortadoğu'da üstünlük kurmayı ve bu çift hatlı stratejisini uygulamayı hedefleyen amansız güdüsünün peşinden giden İsrail, Yahudi devletinin ABD'deki politikalarının teşvik edilmesi için, önde gelen Amerikan-Yahudi kuruluşlarının gücüne bağımlıdır.

İsrail'in İran'ı Yıkma Hedefinde SGK'nun Merkezi Rolü

ABD Ortadoğu politikasının biçimlenmesinde oynadığı başat rol sayesinde, İsrail'in bölgedeki dış politik amaçlarının her boyutunda Siyonist Güç Konfigürasyonu'nun (SGK) merkezi bir görevi vardır. Geçen beş yıl içinde İsrail'in ana ilkesi, İran'ın yıkımı ve İsrail'in bölgedeki üstünlüğüne karşı İran muhalefetine son vermektir. İsrail gündeminin izinden giden AIPAC liderliğindeki SGK, ABD kongresi ve yürütme organlarındaki nüfuz ve denetimini istismar etmektedir. AIPAC, Amerika'nın askeri ve ekonomik politikalarını İran'a yönelik savaşçı İsrail politikalarıyla aynı çizgiye getirmek için Hazinede, Pentagonda, Ticaret'te, Ulusal Güvenlik Konseyi, Adalet Bakanlığı ve Yurt Güvenliğinde anahtar mevkilerde bulunan ve "Önce İsrail" diyen şahsiyetleri manivela kuvvetiyle yükseltiyor. Medya ve ekonomik manivela gücüyle iç muhalefetin de ayağını kaydırıyor. Amerika'nın İran'a karşı kavgacı politikaları üzerindeki İsrail gücü öylesine eksiksiz ki Washington'un askeri tutumunu eleştirenler, SGK'nın o politikaların tasarlanması ve uygulanmasındaki güçlü rolünü vurgulamaktan imtina ediyorlar.

Washington'daki yıllık konferans, Siyonist gücün açıkça sergilenmesiydi. 100.000 üyeyi temsilen 7.000 delege, 2008 AIPAC konferansında Washington'un, İsrail'in Ortadoğu önceliklerine nasıl mecbur edileceğini ele aldılar; Yahudi devletinin askeri gâyesi olan İran'ı yıkma konusu üzerinde bilhassa durdular. 300'den fazla kongre üyesi (Senato ve Temsilciler Meclisinin toplam sayısının yaklaşık yüzde 60'dan fazlası oradaydı), üç başkan adayı, Dış İşleri Bakanı, Beyaz Saray'dan Başkan Yardımcısı dahil önde gelen kabine üyeleri, bir sürü Hollywood ünlüsü, önemli medya şahsiyetleri ve Wall Street ve civarlarının finans ve gayri menkul milyarderleri oradaydı.

Başkan adayları, İsraile kayıtsız şartsız, kölelere yakışır bağlılık yemini etmede birbirleriyle yarış halindeydiler; geçmişte, bugünde ve gelecekte yapıla/n/cak İsrail askeri saldırılarının arkasında olacaklarına dair tüm yeminleri ediyorlardı. Hillary Clinton, İsrail için tehlike yarattığı takdirde "İran'ın izini sileceğini" söylerek atıp tuttuğu konuşmasında, İran'ın 70 milyon vatandaşına 12 holokosta eşdeğer cevap vereceğine dair söz verdi. Obama, Kudüs'ün denetiminin İsraile verilmesini talep eden ultra-ortodoks Yahudilere destek çıktı. Obama, uranyum geliştirme programına devam ettiği takdirde (bu programı nükleer silah geliştirmekle bir tutuyorlar – IAEA ve ABD istihbarat teşkilatının itirazlarına rağmen) İran'ı bombalama sözü veren John McCain ve Clinton'a katıldı. Gaza'nın 1.5 milyon sâkinini açlıktan kıran İsrail politikalarına hepsi de onay verdiler; Hamas, Suriye ve Hizbullaha taviz verme yahut da onlarla görüşmeler yapılmasına tümü de itiraz ettiler – taktik sebeplerden dolayı İsrail çoktan görüşmelere başlamış olmasına rağmen. ABD Kongresi, Yürütme ve her iki siyasi parti, AIPAC'ın bütün gündemini onayladılar; İran'ı ablukaya almak dahil İran'la anlaşma yapan küresel tüm petrol ve gaz şirketlerine, banka ve sanayi kuruluşlarına en katı müeyyidelerin uygulanması, İran'a yapılacak bir saldırıyı kolaylaştıracak en ileri füze ve saldırı teknolojilerinin derhal İsrail'e transferi, İsrail'e yapılan askeri yardımın gelecek on yılda 30 milyar dolar artırılması. Orada hazır bulunan üst düzey İsrail devlet yetkilileri, Dış İşleri Bakanı Tzipi Livni ve Başbakan Olmert, kendinden geçmiş bir halde alkışlayarak vahşi tezahüratlar yapan, ABD'nin askeri ve ekonomik fedakarlıklar! yapmasını isteyen kana susamış çağrılardan azgın bir mutluluk devşiren AIPAC delegeleri önünde, İran'ı boyun eğmeye veya yıkıma mahkum edecek askeri güç kullanma hususunda gösterdikleri iradeyi yineleme ve yeniden teyid fırsatı buldu.

Kongre katılımcılarından aykırı tek bir kelime duyulmadı; başkan adayları, İsrail çıkarlarının gelecek 4 yıl içinde ABD Ortadoğu politikalarının merkezinde bulunacağına dair "Önce İsrail" diyen gayretkeşlere teminât verdiler.

AIPAC konferansı, basit bir güç gösterisi olmadığı gibi gayretkeşlerin inancını ayakta tutmayı hedefleyen "grup olarak düşünme" alıştırmaları da değildi. SGK'nun oyunu başlatan vuruşuydu ve İran'a karşı ABD ve İsrail hamlesini hızlandırmayı amaçlamaktaydı.

AIPAC'da hazır bulunan Kongre üyeleri, bir amaç dolayısıyla oradaydılar: Ortadoğu politikalarıyla ilgili olarak İsrail ve SGK'nun onlardan neler talep ettikleri hakkında ders dinlemek için. AIPAC konferansında hazır bulunmak, zengin yahudi bağışçılarla "network" oluşturmayı amaçlayan basit bir nezaket gösterisi değildir. SGK ile çoktandır devam eden yoğun ilişkilerinden dolayı oradaydılar; vakit, meydana çıkma ve hemen konferans sonrasında ofislerini ziyarete gelen ve onlara acil eylem önerileri ve yasa tasarıları sunan maaş kâtiplerine bağlılıklarını sunma vaktiydi.

AIPAC Konferansı Sonrasının Kötü Sonuçları

Fiili yazarı AIPAC olmasa bile onun vesâyeti altında, İran İslam Cumhuriyetini deniz ablukasına alma çağrısı yapan Kongre yasa tasarısı, teklif edildi – kasıtlı bir savaş nedenidir. 362 sayılı Kongre yasa tasarısı ABD Başkanına, İran'dan gelen rafine tüm petrol ürünlerinin yüklemesini her ne şekilde olursa olsun durdurma çağrısı yapmaktadır. Haziran 2008'in ortalarına kadar yani teklif edildikten sonra üç hafta içinde 146 imza toplandı. Senato'da ise iki hafta içinde 19 imza toplandı. Kongre yasa tasarısı, yayınlanan AIPAC tezkeresindeki kelimelerin hani neredeyse aynılarını kullanmaktadır. AIPAC, Senatör Nancy Pelosi'ye müeyyidelerin yeterli olmadığını, deniz ablukasının "iyi bir ihtimal" olduğunu söyleyen İsrail Başbakanı Ehud Olmert'ten başlama işaretini aldı (Global Research, 18 Haziran 2008). Sâdık AIPAC hizmetkârları, İsrailli efendilerinin dileğini gerçekleştirdiler – sadece birkaç gün içinde (kritik meselelerin Washington'da çıkmaza girdiğini de kim söylüyor?)

ABD Kongresi, Haziran 2008 sonlarına gelindiğinde, AIPAC liderliği ve nezâretinde, gelecek on yılda Yahudi devletine 30 milyar dolarlık askeri yardım vaadinin parçası olarak 170.000.000 dolarlık bir artışı kabul etti. AIPAC, kanun tasarısının hazırlanmasında aracı kurumdu ve ilavenin, Ortadoğuda İsrail askeri egemenliğinin ve üstünlüğünün korunmasına mâtuf olduğunu, özellikle de İran ve Filistinlilere karşı yürütülecek savaşın hazırlığında kullanılmak üzere tasarlandığını açıkça beyan etti. "İsrail'in niceliksel askeri avantajını sürdürmesine yönelik ABD taahhütü, ABD'nin [sic.SGK'nun] bölge politikasının esâsıdır...ABD ve İsrail, İran'ın nükleer silah [sic.] edinme güdüsünden doğan yeni bir meydan okumayla yüz yüze geldiklerinden dolayı bu yılın yardım paketinin değeri yükseltildi..." (AFP, 27 Haziran 2008).

ABD yönetiminin büyük bir mâli buhranın eşiğinde olduğu ve ipotekli evlerini haciz yoluyla kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya milyonlarca Amerikalıya yardımı reddettiği bir zaman diliminde, AIPAC, askeri sadakada yüzde 25'lik bir artışı güvenceye aldı. Olmert, İsrail'in kasasına inen miktarda iyileşme sağladıklarından dolayı ABD'deki siyonist ajanlarını methetti. 52 Yahudi kuruluşunun başkanları ve onların milyonlarca üye ve bağlıları, Kongre'de emir altında bulunan grupları, Hazine Bakanlığındaki atanmış ajanları ve Beyaz Saray'daki nüfuzları yolu ile BM Güvenlik Konseyinde sağladıkları etkinlik üzerinden AIPAC'ın İran'a müeyyidelerin artırılması önerisinin peşini başarılı bir şekilde kovaladılar. ABD temsilcilerinin BM'de teklif ettiği her bir müeyyide, AIPAC'ın yürütme biriminin kaleme aldığı ve güçlü bir şekilde ileri sürdüğü tezkere ve yasa tekliflerinin hafif maskelenmiş kopyalarından ibarettir. Bunlar, AIPAC'la bağlantılı profesyonel yüzlerce lobici ve çok sayıda İsrail yandaşı siyasi eylem komiteleri ve on propaganda fabrikası (nâm-ı diğer düşünce kuruluşu) tarafından sırtlanmaktadırlar. ABD'deki nüfuzları yoluyla BM Güvenlik Konseyindeki diğer üyelerin rızasını da koparmaktadır SGK.

SGK, başkanlık seçim yılı olan 2008 boyunca, adayları sürekli bir sorgulama ve baskı altında tuttu; İsrail'in Gaza ve Batı Şeria'daki, açlıktan öldürme ve saldırı dahil, câni politikalarına şartsız destek vereceklerine dair taahhütler kopardı. Tüm adaylar, Hamas hareketine, İran ve Suriye'ye "terörist" örgüt ve devletler yaftasını takan SGK- İsrail çizgisine çekildi ve İran'a saldırma veya İran'a karşı İsrail saldırısına destek verme yemini ettiler.

Şu kadar ki Ortadoğu, ABD dış politikasının merkezinde olduğu derecede, bir sonraki başkanın G.W.Bush gibi İsrail yandaşı kavgacı politikalar izleyeceğini sağlama aldılar. SGK'nun bir sonraki ABD başkanı üzerindeki nüfuzu, savaş ve barış meselesinin, nüfusun yüzde 3'ünü teşkil eden ve yabancı devlete (İsraile) sâdakatle bağlı etnik-dini bir azınlığın içindeki azınlığın iradesine teslim edilmesi demektir. Başkanlık seçimini hangi parti kazanırsa kazansın veya Kongreyi hangisi denetim altına alırsa alsın, SGK, ilk sırada İran İslam Cumhuriyetini yıkıma uğratmak bulunan Ortadoğu gündemini uygulamaya koyacaktır.

Kasım 2008 seçimlerine yol alınırken tek bir siyasi lider çıkıp da İran'la yapılacak bir savaşın dünya ekonomisi için yıkıcı sonuçları olacağını, petrol fiyatlarındaki fahiş artışların durgun haldeki ABD ekonomisini buhrâna sürükleyeceğini, (milyonlarca olmasa da) yüzlerce İran vatandaşının öleceğini ve Amerikalıların hayatlarını kaybedeceklerini dile getirmedi. Bir başka ifadeyle, SGK'nun en büyük başarısı, tüm siyasi seçkinleri ve medya'yı İsrail uğruna yapılacak önleyici saldırının avantajlarına odaklaması; kamuoyunun ve siyasi çevrenin dikkatini başka yöne çekerek, savaşın dünya'yı çatırdatacak yıkıcı sonuçlarıyla ilgili raporlardan uzaklaştırabilmesidir.

Siyonist Güç: Büyük Petrolcü ve Liberal Şaşkınlık

Petrol ve gaz fiyatlarındaki tırmanışta SGK'nun güç ve politikaları göze çarpıyor. İran, dünya'nın en verimli ve zengin petrol ve gaz sahalarına sahip ve henüz tam olarak işletilmiş değiller. Dünya gaz arzının % 15-17'si de buradan. Dünya'da iki numara. İsrail, dolayısıyla da SGK dünya'nın, özel ve kamusal, en büyük petrol ve gaz üreticisi şirketlerinin İran'da yatırım yapmasının önündeki engeldir. Metin yazarlığını AIPAC'a borçlu olduğumuz Kongre yasa tasarılarına müteşekkiriz; İran'a 20 milyon dolardan fazla yatıran her hangi bir veya tüm petrol ve gaz şirketleri, ABD pazarında ticâri faaliyet yapmaktan men edilecek, (yöneticileri hapisle cezâlandırılmayacak da olsa) suç tâkibine girecek ve ceza ödeyecekler. AIPAC'ın yazarı olduğu kanun tasarısı, hani şu iran Devrim Muhafızlarını uluslararası "terörist örgüt" olarak niteleyen, Pentagon'un askeri saldırısına mâruz kalmış durumda.

İran mal varlıkları üzerinde ekonomik antlaşma imzalayan her hangi bir çok uluslu şirket, terörizme mâli destek sunmakla da suçlanıyor. SGK'nun yazdığı ve uyguladığı ABD Kongre politikaları yüzünden İran gazı ve petrolü dünya piyasalarına bol miktarda akmıyor ve fiyatlar aşağı düşmüyor. 25 Haziran 2008 tarihli Financial Times haberine göre önde gelen ABD, AB ve Asyalı şirketler, İran'da yatırım yapmak için can atıyorlar ancak siyonistlerin yazdığı kanunlardan dolayı engelleniyorlar: "Amerikan şirketlerinin İran enerji sektörüne iştirak etmeleri yasak. İran'da yatırım yapan ABD dışındaki uluslararası gruplar ise işi şimdilik yavaştan alıyorlar. Washington'ı kızdıracak şekilde ileri gitmekten sakındıkları gibi İranı kızdırmaktan da uzak durmaya çalışıyorlar." (FT, 25 Haziran 2008, sayfa 9.)

ABD Hazine Bakanlığı, câri fiyatlara bakınca normalde İran'da yatırım yapacak büyük petrol, bankacılık ve inşaat şirketlerinin davranışlarını belirleyen en nüfuzlu birime ev sahipliği yapmaktadır. Müfettiş Grant Smith'e göre (Classified Deceptions: 2007): "AIPAC ve ona bağlı düşünce kuruluşu The Washington Institute for Near East Policy (WINEP), 2004 yılında ayrı bir Hazine birimi - – 'Terörizm ve Mâli İstihbarat Dairesi' (OTFI) - kurulması için lobi faaliyeti yaptılar. Liderliği AIPAC onaylıdır ve WINEP, doğrudan pek çok OTFI brifingi almıştır. OTFI'nın İran'ı ve ticâri ortaklarını hedef alan ağzı sıkı mâli operasyonları, İsrail liderliği ile sıkı bir işbirliği içinde yürütülmektedir." (Smith, sayfa 59). Hazine ikinci sekreteri, gayretli bir siyonist ve OTFI'nin başındaki isim olan Stuart Levey ve kadrosu, İran'ın kamusal ve özel teşebbüsleriyle ekonomik faaliyete giren şirketlerden yatırımlarını çekmeleri için New York, Florida, Teksas ve California gibi eyaletlerdeki milyar dolarlık kamu emeklilik fonları üzerinde başarıyla baskı kurdular. İkinci olarak, İran'la ilişkisi olan ve insani amaçla kurulmuş her hangi bir örgütü keyfi biçimde "terörist mecrâsı" olarak yaftaladılar. Levey, Avrupa ve Asya'yı sık sık ziyaret ederek İran'la ticaret yapan her hangi bir ülke ya da şirketi, ABD misillemesiyle tehdit etti. Levey ve OTFI, ABD müeyyide politikasını ve BM'e verilen önerileri kesin olarak biçimlendiren Hazine politikası memorandumlarını formüle ettiler. Cheney, Bush ve Demokratik Kongre'nin, büyük ölçüde AIPAC ve onun Hazinedeki anahtar ajanının ki o da İsrail dış işleri, maliye bakanlığı ve başbakanlığındaki akıl hocalarıyla açık bir biçimde eşgüdüm halindedir, kaleme aldığı, teşvik ettiği ve tatbikata zorladığı kararlar verdikleri açıktır.

SGK'nun gücü açıktır ki uysal, gayri siyonist kongre üyeleri, kamu kurumları, özel mâli kuruluşlar üzerindeki manivela gücünden yani kamu politikasında doğrudan denetim kurmasından doğmaktadır. Başka bir deyişle, aidat ödeyen her bir AIPAC üyesi veya başkanı ve Amerika'daki 52 Yahudi kuruluşuna mukabil, etki altında kalarak İsrail yandaşı politikaları kabul eden ve hayata geçiren çok çeşitli devlet ve sivil toplum liderleri ve örgütleri mevcuttur. Uri Avnery gibi dışarıdaki bazı İsrailli gözlemcilerin, küçük bir azınlığın ABD Ortadoğu politikasında egemen olması hususunda dile getirdikleri şaşkınlık, kamuda ve sivil toplumdaki politika yapımcılarının gündemini şekillendirmedeki manivela kuvvetlerini, erişim ve güçlerini dikkate almamaktadır.

Yurt dışındaki gözlemcilerin yanılgı ve kusurları anlaşılırken liberal eleştirmenlerin İran'a yönelik ABD politikası hakkında sergiledikleri kusurlar bağışlanabilir değildir. Bill Moyers, petrol şirketlerine karşı SGK'nun öncülük ettiği ekonomik müeyyedilerle ilgili finans medyasında yer alan bol miktarda mevcut delili görmezden gelerek, Ortadoğu savaşlarının "petrol uğruna" yapıldığını söylüyor (Moyers ve Winship, 28/29 Haziran 2008, Counterpunch). Büyük Petrolcülerin Ortadoğu savaşlarındaki rolüne atıf yaparak, ABD yönetiminde zirveye çıkmış önceki siyonist yöneticilerden alıntı yapıyorlar (Greenspan, Wolfowitz ve diğerleri). Savaşın başlamasından sekiz yıl sonra Irak'ta petrol sözleşmeleri imzalanmasını, ABD politikasının Büyük Petrolcülerin ürünü olduğunun delili sayıyorlar. Irak işgalini tasarlayan ve uygulamaya koyan Wolfowitz ve Bush yönetimindeki üç düzine İsrail yandaşı üst düzey yetkiliyi - ve İran'la savaşa zorlayan şimdiki SGK iteklemesini - sorgulamak yerine Cheney ve petrol şirketleri arasındaki karanlık toplantıları tartışıyorlar. Irak ve İranla savaş için ABD'deki 52 Yahudi kuruluşun halktan gizli yürüttüğü kampanya'yı ve önde gelen karar vericilerin kamu politikalarını tartışmak yerine, Cheney ve petrol şirketleri arasındaki ferdi komplolara iltifat ediyor Moyers. Moyers, toplantıların içeriği ve gizli toplantının, Büyük Petrolcülerin savaş lehinde doğrudan lobi yapmasına (AIPAC ve bağlı kuruluşları bunun tam aksine hareket ediyor halbuki) niçin varmadığı hakkında hiçbir şey bilmediğini kabul ediyor. Moyers'in Counterpunch'daki makalesi, Yürütme ve Yasama organlarında ve de günlük haftalık başlıca gazete ve dergilerin Op-Ed sayfalarında başarıyla ilerleyen Siyonist savaş kampanyası hakkında tek kelime etmekten bütünüyle sakınıyor.

Benzer bir örtbas, New York Review of Books'un 17 Temmuz 2008 tarihli nüshasında Thomas Powers'ın kaleme aldığı "İran: Tehdit" başlıklı yazıda da tekrar etti. Powers, AIPAC'ın yazdığı Demokratik Kongre'nin ise uyguladığı yoğun ve başarılı ekonomik müeyyideler ve savaş kararlarını görmezden gelerek, İran'la savaş politikalarının tüm yükünü sadece Bush ve Cheney'in omuzlarına yüklüyor. Powers, medya'da sahnelenen ve Siyonist "düşünce kuruluşlarındaki" akademisyenlerin yazdığı savaş propaganda kampanyasını, AIPAC konferasındaki ABD başkan adaylarının, ABD Kongresi'nin ve Senato'nun orada hazır bulunan üçte birinin, İsrail alıştırmaları adına düştükleri tüm rezilliği atlıyor (Konferans, Powers'ın makalesinden hemen önce yapılmıştı). Powers, İsrail'in İran'la savaşa gitme vaadine tüm siyasi seçkinlerin kör desteği hakkında da tek bir kelime etmiyor. Hava ve füze saldırılarının seçeneği olarak öldürücü müeyyideleri destekleyen Powers, müeyyidelerin en başta gelen avukatının SGK olduğundan bile bahsetmiyor. Araştırması, müeyyidelerin yürütülmesinin, İsrail devlet kurumlarıyla eşgüdüm halinde çalışan, "Önce İsrail" diyen Stuart Levey'in başında bulunduğu OTFI'nin uhdesinde olduğu gibi çok önemli bir gerçeği ihtiva etmiyor.

Noam Chomsky, çok uzun süredir AIPAC'ın ve Ortadoğu politikaları üzerindeki Siyonist gücün sersemlettiklerinden. Örtbas eden en bâriz örneklerden birisini Haziran'daki AIPAC konferansı süresince verdi. İsraile verilen kayıtsız şartsız desteğin neye bağlı olarak değiştirilebileceği hakkında kendisine yöneltilen bir soruya verdiği cevapta, ABD başkan adaylarının AIPAC konferasında İsrail'e ve AIPAC'a hizmetkârlığını görmezden geldi; AIPAC çıkışlı müeyyidelerin, kanun tasarılarının Kongre tarafından onaylanması ve Hazine'deki birim tarafından yürütülmesi, İran'ın, Filistin'in, Hizbullah ve Suriye'nin medyada şeytanlaştırılmasında SGK'nın rolü.., tümünü görmezden geldi. Bunların yerine saçma laf kalabalığı yaptı. İsrail'e ABD desteği ile ilgili olarak şöyle diyor: "Desteğin kaynağına inmeliyiz. Siyasetin şekillenmesinde egemen olan ABD'deki kurumsal kesim, mevcut durumdan mutmain görünüyor. Bunun bir göstergesi Intel, Hewlett-Packard, Microsoft ve diğer yüksek teknoloji unsurlarının İsrail'deki yatırımlarını artırmalarıdır. Ordu ve istihbarat ilişkileri gücünü koruyor. Amerikalı entelektüeller, 1967'den bu yana, kanaatimce İsrail'den daha çok Amerika'ya mâtuf sebeplerden ötürü İsrail'e karşı fiili bir aşk macerası içindeler. Bu, olayların ve tarihin medyadaki tasvirini etkilemektedir.

Chomsky, ilk adımı yani "siyaset şekillenme" sürecine bilfiil bakışta ve ABD'nin Ortadoğu politikasının şekillenmesinde AIPAC lobisinin rolünü kaydetmede, önde gelen her uzmanın, Kongre çalışanının ve gözlemcinin kaydettiği bir noktayı, kasıtlı olarak savsaklamaktadır. Savaş öncesi Irak'la yapılan ABD yatırım antlaşmalarının ayağını yerden kesen Siyonist lobinin, büyük petrol şirketlerinin İran'a milyarlarca dolarlık yatırım yapmasının önünü başarıyla nasıl kestiğinden bahsetmeksizin "Kurumsal kesimden", belirsiz bir varlıktan, bahsetmektedir. Atıfta bulunduğu yüksek teknoloji yatırımcılarının hiçbirisi ABD Ortadoğu politikasını şekillendirmek üzere lobi faaliyetlerinde bulunmamış, İsrail işgaline, Filistinlileri tahliye etmesine, Lübnan işgaline ve Suriye'ye saldırmasına destek vermesi için ABD'ye baskı yapmamışlardır. Chomsky gibi çıkıp da Microsoft'tan Bill Gates'in İsrail nâmına lobi yaptığını söylemek, aptallığın daniskasıdır. Ne var ki Amerika'daki 52 Yahudi kuruluşu yapmaktadır. Yüksek teknoloji şirketlerinin düzenlediği hiçbir konferans, Kongre ve Senato üyelerinin yüzde 65'ini ve onların İsrail'deki kurumsal çıkarlarına sadâkat yemini etmek üzere başkan adaylarını oraya çekmemiştir. Haziran ayında yapılan AIPAC konferansı ise Kongre üyelerinin çoğunluğunu ve İsrail politikalarına ve çıkarlarına kayıtsız şartsız destek vereceklerine yemin eden McCain, Obama ve Clinton'u oraya çekti.

Chomsky'ın ABD ve İsrail arasında bir aşk macerası olduğu iddiası, İsrail'i tenkit edenlerin İsrail yandaşları ve genellikle Yahudi profesörleri tarafından sistematik olarak baskı altında tutuldukları gerçeğini de atlamaktadır. Chomsky'ın, ABD politikasını şekillendiren Siyonist gücü bâriz ve kıt zekâlı örtbasını grotesk kılan şey, bunun, Siyonist güç tam da zirve yapmışken tahakkuk etmiş olmasıdır – AIPAC, düzenlediği konferansta, başkan adaylarını İsrail'e kayıtsız şartsız destek vereceklerine dair yeminler ettirirken - ki AIPAC'ın üst düzey iki yetkilisi İsrail adına casusluk yaptıkları gerekçesiyle sorguya çekilmişlerdi.

Chomsky, Moyers ve Powers (ve ABD'nin İran'ı bombalama tehditini eleştiren bir dizi liberal muhalifler) İsrail'in örtülü savaş tatbikatlarını ve İran'ı bombalama tehditlerini destekleyen ABD Siyonist gücünü görmezden gelmektedirler. Liberal eleştirmenler, müeyyidelerin, ambargo ve savaşın Kongre ve Başkanlığa kadar uzanan destekçilerinin yani ki SGK'nun rolünü örtbas etmekle, feci bir savaşı önleme çabamızın ayağını yerden kesiyorlar.

İsrail uğruna yürütülecek savaşın ana müteahhitleriyle sessizce suç ortağı olan entelektüeller, güce karşı – şimdiki durumda Siyonist güce karşı - hakikati dile getirmek olan yükümlülüklerinden kaçınıyorlar. Entelektüel kaçınma, bir noktaya gelince, Ortadoğu'nun felaketinde ortak yükümlülük üstlenmektir. Amerikan halkı, İsrail'in İran'a karşı yok edici / apokaliptik savaşının ardına düşen siyasi liderlerimizin ve onların siyonist akıl hocalarının suç ortaklığına (Chomsky'ın aksine) âzami alâka göstermektedir. Aksini tartışmak, liderlerin ve başka bir vatana sadâkat duyan ideologların bizim adımıza işledikleri en büyük suçlara ortak olmak demektir.

Siyonist Güç Konfigürasyonu'nun ana rolünü görmezden gelirken, maskeli baloda "savaş eleştirmeni"olarak kalmayı sürdürmek, Chomsky, Moyers ve Powers gibi bilginleri ve onların yardımcı memurlarını savaş karşıtı mücadelede konu dışına itmektedir. Onlar, sorunun bir parçasıdırlar, çözümün değil.

Çeviren: Ertuğrul Aydın

Bu haber 46 defa okundu.
Bu habere henüz yorum yapılmadı. Yorum yapan ilk kişi olmak için Tıkla
DİĞER HABER BAŞLIKLARI
Dünya Türkiye Sütun Haber Özel
Gazze'de hayat durma noktasında..!

Mahkeme kapısında ne işin vardı?

Ortadoğu'da 'nifak' politikası

İlginç Araştırma Makale
Yanlışlıkla sahaya indi

'Körfez Savaşı Sendromu' Yaşıyorlar

Obama sadece ev kedisidir

Kültür - Sanat Video Gezi ve Şehir
Kabe'de artık çocuklar kaybolmayacak

En zorlu taşıma Zurafa

Mağaralar ülkesi Türkiye

Röportaj Sağlık Teknoloji
Ferhat Kentel'le özel...

Kök hücre desteğiyle soluk borusu nakli

Alexa nedir? Gerçek sonuçları verir mi?

Alıntı Yazılar
FEHMI KORU
CHP AKP'lileştiriliyor mu?
AHMET VAROL
Irak hesabına mükâtebe
ŞAMIL TAYYAR
Baykal’a kim ‘dur’ diyecek?
HASAN KARAKAYA
Lozan hezimeti... O “masa”nın dili ols
İBRAHIM KARAGüL
Obama'nın ilk savaşı ve yeni Süveyş krizi
AKIF EMRE
Obama'nın 'Bush yüzü'
HüSNü MAHALLI
Başkan Obama ve biz
MEHMET ALTAN
Çarşaflı İngiliz
ALI BULAç
Mübadele (2)
DR. EBUBEKIR SIFIL
Sünni-Şii ihtilafı (7)
MUSTAFA ÖZCAN
‘Son gazi, son Mustafa’
Dünden Kalanlar
Atatürk hakkında çok tartışılacak iddia
Ruslar ağır zaiyat verdi: 10 ölü
Zevahiri'den Obama değerlendirmesi
Somali’de Müslümanlar 2009’da iktidar
Yoldan geçen şüphelide devlet sırrı çıktı
Üniversite'de El Kaide operasyonu
Pakistan'da ABD füze saldırısı: 5 Ölü
Tekin çapraz sorguda çözüldü
Yorum Hattı
 :)
Ben Kabeye gidimde çocuk kaybolursa buluruz heralde :)...
( Kahraman )
 Che
Diğer bir koministte Che, oda Lenin gibi ölmeden önce çekilen resimde perişan görünüyordu.
( şahin )
 Son pişmanlık belirtisi
Googlede resimlerine baktımda, ne kadarda kibirliymiş. Sanki hiç ölmeyecekmiş gibi zulmetmiş ve yaşamış. Ölmeden önceki halinin resmi ne çıkmazlar içerisinde olduğunun kanıtı.
( pusat )
 Bu ne böyle
Allah kimseyi bu hale getirmesin.
( Derya )
 İbretlik görüntüler
Aklıma Firavun geldi. Rabbim hem ona azap hemde gelecekteki insanlara yani bizlere ibretlik kılmak için cesedini günümüze kadar sağlam tutarak getirdi. Lenin'de aynı şekilde. Şimdi yaptığı zulümlerin hesabını nasıl veriyordur Allah bilir. Rabbim onun azabını bizim ise imanımızı arttırsın...
( Kahraman )
 +18
baslikta +18 yazsaniz daha iyi olur resimler biraz mide bulandiriyor
( TEWH!D )
 Devletin kullari !!!
Anayasaya tapan belamlar...yaw bu kadar saçma birsey olurmu? Cemaat en iyi hangi dilden anlarsa o dilden konusulmali,o zaman arapçada konusmayalim
( TEWH!D )
 ALLAHU EKBER
ALLAHU EKBER İZZETİLİLLAH VALLAHİ ATATÜRK HAKINDA SÖYLEDİKLERİNİN HEPSİ DOĞRUDUR
( EŞHED )
 offf
Allah beeee...ağzım sulandı.
( akit_571 )
 ALLAH yardimcilari olsun
ALLAH patanideki kardeslerimizin yardimcisi olsun budist tayland hukumetinin zulmunu artik biliyoruz,ve o hukumet ve o halk bu saldirilardan dahada siddetlisini hak ediyor...
( TEWH!D )
 Elinizdeki cahileye sancagını
Azgın, sapık, kötülük ve sapıklık önderi, zorba, şeytan, put, puthane, kâhin, sihirbaz. Allah'ın hükümlerine sırt çeviren kişi ve kuruluşların tümü ne itaet etmek insanı ap açık kafir yapar. Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk, sapıklıktan ayırd edilmiştir. Artık her kim tâğutu inkar edip, Allah'a inanırsa, sağlam bir kulpa yapışmıştır ki, o hiçbir zaman kopmaz. Allah, her şeyi işitir ve bilir. Bakara 256 Rabbimiz bize tagutları ret etmemizi emretmiş iken bizler tagutun emrine girer ve onların istedigi bir biçimde yaşar isek Eğer onlara uyarsanız, muhakkak ki, Allah'a ortak koşanlardan olursunuz En am 121) Bu din her dilde ve her mekanda eksiksiz anlatılmalıdır. Allah'ın mescidlerinde O'nun isminin anılmasını engelleyen ve bunların yıkılmasına çaba harcayandan daha zalim kim olabilir? Onların (durumu) içlerine korkarak girmekten başkası değildir. Onlar için dünyada bir aşağılanma, ahirette büyük bir azab vardır Bakara 144
( Adanalı )
 allahim bu nedir
allahim onlara yardim et
( fatma )
 .........
ya rab kardeslerimize guc ver imanlarini artir bizleri zulumlere karsi sezziz kalanlardan eyleme yarab bize islam kardesligi suuru verki bu karanliktan kurtulalim... vesselam
( burhan )
 yeşil yaşıyor
ben yeşili 3 yıl önce bingöl ün bir bankasında gördüm kendisini tanıyorum ve yaşıyor bu haberler külli yalan...
( muselsel )
 ilginç!!!
ilginç insanları anlamak çok zor...
( selin gündoğdu )
 iman
iman denge işidir.dengeye biraz yaklaşabilenler hakikatle yüzleşeceğini farkedebiliyor.ne yazık ki; işte tam bu sırada hidayet yetişmiyorsa -o Allahın dilemesi- dengeler tekrar bozuluveriyor. imansız olarak yakınlarını ölümle uğurlarayanların duyguları ne de kötü olmalı. allahumma ihdina fi man hadayt
( abdo )
 Allah sabır versin.
Rabbim sadakatını arttırsın ve Ömer Abdurrahman'ın esaretini çözsün. Bu Allah'a kolaydır ama kafirler farkına varamazlar...
( Kahraman )
 allah yardimcisi olsun
ne mutlu sizlere.. sutun haber tesekurler..
( merve )
 .....
ÖZRÜ kabahatından beter ibrahim erkalın konserine git