|
|
|
|
- Currently 3.00/5
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
15 Kişi Oy Vermiş
|
Can Dündar ve Ergenekon Savcısı
Cevheri Güven
Savcıyı şimdi takdir ettim.
Can Dündar, Ergenekon Operasyonu’nun Savcısını yıpratmayı en ileri boyuta taşıdığı yazısında; “Bu yazıyı yazmak için 6 ay bekledim” diyor
Eminim beklemiştir Can Dündar. Zamanlama konusunu MİT Ajanı babasından öğrenmiş olmalı. Sabırla bekleyip en çok yankı uyandıracağı an kaleme aldı yazısını.
Ergenekon savcısıyla geçirdiği 2,5 saati anlattığı yazısında, ustaca yerleştirdiği “yaftalar” hedefini buldu. Yazısı ertesi gün Hürriyet’te “tespih” vurgusuyla tam sayfa yapılmıştı. Grubun diğer gazeteleri de atlamamıştı yazıyı.
Ulusalcı ve Ergenekoncu medyaya “dinci, yetersiz, acemi, olayları birbirine karıştıran bir savcı profili çizmek için” temel oluşturacak bir yazıydı bu.
Uzun uzun süren satırların “….gözümü 2.5 saat boyunca sürekli çektiği tespihinden ayıramayarak anlattıklarını dinledim” cümlesini yerleştirmek için yazıldığı her halinden belliydi.
Dündar’ın “İslamcı/Köylü” etiketi yapıştırmak için ustaca cımbızladığı bu nüans, benim savcıya olan güvenimi artırdı doğrusu.
Can Dündar gibilerin önünde savcılar, daha ölçülü, daha dikkatli ve falso vermemek için aşırı kontrollü davranır.
Savcının şucu/bucu yaftaları yemekten korkmadığını, bu satırlarla öğrenmiş bulunuyorum. Türkiye’de insanlar sırf “şucu demesinler diye” pek çok konuda yeterli cesareti gösteremez, takınması gereken tavrı takınamaz. Savcı Can Dündar’ın karşısında tespih çekerek bunları takmadığını göstermiş oldu. Farkında olmadan yapılmış önemli bir özgüven gösterisi bu.
Savcı tespihini çeke çeke iki saat Can Dündar’a Ergenekon’u anlatmış.
Anlatmış çünkü Can Dündar’ın yıllar boyu Türkiye’ye yutturduğu Ergenekon’un öyle olmadığının bir numaralı bileni kendisi.
Birkaç ülkücü bozması sadist tetikçi, çok sayıda emniyetçi ve birkaç askerden müteşekkil bir grup olarak romantik ve ağdalı üslupla Ergenekon’u anlatı bize Can Dündar yıllar boyu.
Ve savcı tespihinin tanelerini çekerken aslında “Bak Can’cım o iş öyle değil böyle” diyordu.
Fakat savcının büyük bir hatası var; iyi niyet…
Can Dündar’ın olayları yanlış okuduğunu düşünüp, Ergenekon yapılanmasının ana hatlarını, doğru biçimde anlatmaya çalışmış. Oysa Can Dündar, Ergenekon’u yanlış okumuyor. Can Dündar Ergenekon’u bilinçli biçimde Türkiye’ye yanlış pompalıyor.
Ama artık bu “karanlıkları aydınlatan gazeteci” rolünü oynaması imkansız. Artık Ercan Çitlioğlu’nun kalemi güçlü hali olmak durumunda ve safına geçmek zorunda.
Ergenekon süreci Türkiye’de herkesin oynadığı rolleri bırakıp, gerçek konumuna geçmesini sağlaması açısından çok verimli oldu. Hele bir iddianame açıklansın da…
|