Sütun Haber Hüseyin Kulaoğlu / hkulaoglu@hotmail.com Bir zamanlar Halikanlı adını taşıyan Gölyazı, Bursa’nın Nilüfer ilçesine bağlı bir yerleşmesidir. Roma döneminde Apolyont gölü olarak anılan, şimdiki adı ise Uluabat diye adlandırılan gölün kıyısına kurulmuştur. Uluabat Gölü’nün kuzeyinde 2 yarımada, içinde 7 ada vardır; köy, gölün ortasındaki adaya köprü ile bağlanmıştır. Gölalanı için bugüne kadar verilmiş en yüksek değer 24.000 hektar, en düşük değer 13.500 hektardır. Deniz seviyesinden yüksekliği 9 metredir. Kirmasti çayından beslenmekte olup ayrıca Uluabat deresi ile Susurluk Nehri'ne karışır. En derin yeri 4 metre civarında geneli ise 1–2 metreyi geçmemektedir. Uluabat gölü oldukça zengin doğal besinleri, doğal kıyıları, açık su yüzeyleri ve sazlık alanları ile değişik türden yüz binlerce kuşa ev sahipliği yapıyor. Göçmen kuşlar için doğal bir kuş cennetidir. Yavrulama döneminde Manyas Gölü’nde konaklayan kuşlar, balıkların bolluğu nedeniyle beslenmek için Gölyazı’ya gelir. Özellikle ilkbaharda kuş ve kurbağa sesleri tüm Gölyazı’yı kaplar. Gölyazı’yla ilgili bir yazı kaleme alıyorsanız ağlayan çınardan bahsetmemek olmaz. Önceden halk dilinde koca çınar diye tanınan 500 yaşına merdiven dayamış yere paralel uzanmış dev bir gövde ve içinden dökülen billur gibi bir su ve buna eşlik eden dallar, bazı zamanlar var ki dalların ucundan kan ağlarcasına renkli ve yürekleri burkan gözyaşları, göle karışıp gidiyor. Bundan dolayı bu çınara ağlayan çınar adı verilmiştir. (Bu ismi Mehmet Okatan vermiştir.) Nöbet bekleyen bu çınar kim bilir ne savaşlar, acılar, düğünler ve ölümlere şahit olmuştu. Kurtuluş Savaşı’na kadar Rumların yaşadığı köyde günümüzde Selanik’ten mübadele yolu ile gelmiş Türkler yaşamaktadır. Yerleşmenin genelde geçim kaynağı balıkçılığa dayanıyor bunun haricinde tarımla uğraşanlarda az olmakla beraber varlığını sürdürüyorlar… Her gün saat 11.00 civarlarında mezat pazarı kurulup burada açık artırmayla balık satışı yapılmaktadır. . Mezatta satılan balıklar başta Bursa olmak üzere Eskişehir, İstanbul, Konya, İzmir ve Eğridir pazarlarına gitmektedir… Şimdi Gölyazı’yla ilgili bu kadar tarihi, coğrafi bilgiler verdikten sonra gelelim hafta sonu bir gününüzü Gölyazı’da tatile ayırdığınızda neler yapabileceğinize… Genelde Gölyazı küçük bir yerleşme olduğu için bir gün içinde gezebilirsiniz… Sabah geldiğinizde belediye binasının önünde ki çay bahçesinde havuzdan akan suyun sesi eşliğinde çayınızı yudumlayıp etrafı izleyebilir ve temiz havayı içinize çekebilirsiniz… İlk önce oturup çevreyi izlemelisiniz ve çevreyle ilgili ön bir bilgi oluşturabilirsiniz. Kahvaltınızı buralarda oturarak yapabilir veya yolda gelirken İznik gölünün kıyısında bulunan çay bahçelerinden birinde de yapabilirsiniz. Saat 11.00’e doğru mezadın oraya gidip balık satışını izleyebilir orada harika fotoğraflar yakalayabilirsiniz…(Bir fotoğrafçı için geçerlidir bu bilgi.) Burada mezadı kısaca anlatmak gerekirse, Mezatta balıkçılar çardağın altında çember şeklinde toplanmıştır orta alan boştur, genellikle 10 veya 20 adet arası balıklar ortada ki boş alana atılıyor hareket eden balıklar ve mezat satışını yapan açık arttırmacının sesi kulaklarınıza geliyor… Bir fiyat söyleyerek başlıyor ve yerde duran balıklara en yüksek fiyatı veren kişi balıklarını alıyor. Bu balıklar artık alan kişinin olmuştur. Bu durum bütün balıklar bitene kadar devam ediyor… Bundan sonra adada bir tur atabilirsiniz, adanın bir kenarında gezmeye başladığınızda sahil yolunu takip ederseniz tekrar bulunduğunuz noktaya geliyorsunuz… Adayı kenarlarından dolaşarak bitirdiniz şimdi de orta taraflarında bir gezi yapıyorsunuz… Tabi bu gezme esnasında gözünüze çok eski evler, yine Rumlardan kalan bir kilise, adanın etrafını saran surlar, kale duvarları ve antik tiyatro kalıntıları ile gölde imarı olmayan irili ufaklı 3–4 ada daha dikkati çekiyor, hatta bu adalardan birinde bir manastır bulunduğu ve bu manastırın kale içerisinden bir dehliz ile beldeye bağlantısı olduğu bile söylenmektedir. Adada ki geziniz bitti şimdi yemek vakti köprünün karşısına geçip ağlayan çınarın altındaki yerde yemeğe oturuyorsunuz az önce mezatta satılan balıklardan yemek için sabırsızca bekliyorsunuz. Turna balığı ve yayın balığı yiyebilirsiniz… Bir göl balığı olan turna balığı bana göre aynı mezgit balığının tadına benziyor. Yemekten sonra adanın öbür tarafını (köprünün öteki tarafını) keşfetmeye devam ediyorsunuz tarihten kalan manastıra gitmeyi unutmayınız… Şunu unutmamak gerekir ki buraları gezerken insanlar sizi gayet iyi karşılıyorlar herkes hoş geldiniz, nasılsınız diyorlar böyle yerlerde sıcak insanlarla karşılaşmak insanın içine ayrı bir huzur veriyor, isterseniz oturup yerel halktan herhangi birisiyle sohbette edebilirsiniz… Bence Gölyazı daha keşfedilmemiş, çoğu kişinin böyle bir yer olduğundan haberi bile yoktur… O kadar çok gezmek için gelen kişilerde yok, turizm açısından yeni yeni kendini toparlamaya çalışan bir yer. (Gözlemlerime dayanarak söylüyorum.) Daha çok tanınırsa insanlar buraya turizm açısından gelerek bölgenin ekonomisini daha iyi hâle getirebilirler… Ada gezmeleriniz bittikten sonra kayık kiralayıp gölde adanın etrafını turlayıp, sazlıklara kadar giderek bir kayık sefası yapmalısınız. Adayı gölün ortasındayken kayıkla izlemek, ağlayan çınara, manastıra bakmak insana başka bir haz veriyor… Gölde çeşitli kuş türlerini görüyorsunuz, kayığa binmek için akşamüzeri balıkçıların balık tutmak için çıktığı saate denk gelmesine dikkat ediniz… Balıkları nasıl tuttuklarını, ağları denize nasıl attıklarını, bir balıkçının balığı tutmak için nasıl çalıştığını daha iyi anlıyorsunuz… Eşini veya çocuğunu alıp balık tutmaya gelen balıkçılar o günün rızkını alarak evlerine dönüyorlar… Sizin ise kayık sefanız bittikten sonra günün batışını izlemek için zambak tepesine çıkmayı unutmuyorsunuz günün en önemli kapanışı budur hava açıksa zambak tepesinden günün batışını izlemelisiniz… Güneş bütün kızıllığı ile gölün üzerine yansıma yapıyor… Yeşillikler etrafında güneşin batışını izleyerek günü bitiriyorsunuz… Ve gün battı bir günde Gölyazı’yı tanıdınız, gezdiniz… Tabi ki benim bu dediklerimi yapmanız için öncelikle Gölyazı’ya gelmeniz gerekiyor… Sağlıcakla kalın…