“IRAK’TA 60 BİN ABD ASKERİ ÖLDÜ” “Şu ana kadar Irak’taki direniş grupları 90 civarında en düşüğü yarım saatlik olan ve çoğunluğu 60 dakikalık olan operasyon CD’leri yayınladılar. İnsan sırf bu videolardaki görüntülerden bile ölen asker sayısının Pentagon’un iddia ettiği gibi 4080 olmadığını, bunun apaçık bir manipülasyon olduğunu anlar. En tarafsız siteler bile bugün ölen asker sayısının 30 bini geçtiğini söylüyor. Bence bu rakam 60 bini bulmuştur.” SUNUŞ: ABD işgalinin hemen ardından Irak’ta etkili bir direniş start aldı. Irak’tan ABD’ye her gün asker tabutları gönderilirken, ABD Basını’nda Irak’ın Vietnam’dan daha beter hale geldiğine dair haberler çıkmaya başladı. Hatta Washington Yönetimi de yaptığı açıklamalarla Irak’taki direnişin gücünü kabul etmek zorunda kaldı. Irak Direnişi uzun zamandır Türkiye’de de tartışılıyor. Bu tartışmalar yakından takip edildiğinde ortada ciddi anlamda bilgi eksikliği olduğu hemen fark edilir. “Bu bilgi eksikliği mutlaka giderilmeli” dedik ve Irak’ta yaşananların ve direnişin en iyi takipçilerinden biri olan Araştırmacı-Yazar Osman Akyıldız’la uzunca bir sohbet gerçekleştirdik. Halen çeşitli dergilerde yazılar yazan ve Arapça’dan Türkçe’ye çeviriler yapan Akyıldız, bugünlerde Irak Direnişi üzerine bir de kitap hazırlıyor. Irak Direnişi ile ilgilenen Sütun Haber takipçilerine yeni kuşağın önemli araştırmacılarından biri olan Akyıldız’ın açıklamalarını okumalarını ısrarla tavsiye ediyoruz. RÖPORTAJ:TANER ALTUN SÜTUN HABER -Röportaja Irak’taki direnişin genel yapısı hakkında vereceğiniz bilgilerle başlayabiliriz. Direniş hangi gruplardan oluşuyor? Irak’taki direniş farklı ana gruplardan oluşuyor. Bu ana grupları oluşturan örgütlerin her birinin ayrı bir adı ve teşkilatlanması var. Ayrıca bu gruplar birbirlerine görüş olarak yakın oldukları için, bir de ortak isim kullanıyorlar. Mesela Islah ve Cihad Cephesi’ni oluşturan Irak İslam Ordusu ve Mücahidler Ordusu’nu ele alalım. Bunlar aslında operasyonlarını birbirlerinden bağımsız olarak yapıyorlar. Ancak açıklamalarında kendi isimlerini yazdıktan sonra, bir de ortak isimlerini yazıyorlar. Bu anlamda Irak direnişini tasnif edersek, karşımıza 4 ana grup çıkıyor. Bunlardan birincisi “Islah ve Cihad Cephesi”. Bu grup içinde hakim olan unsur ise Irak İslam Ordusu. Irak İslam Ordusu, Türk halkının da yakından bildiği içlerinde meşhur keskin nişancıların olduğu grup. Irak İslam Ordusu’nun dışında Mücahidler Ordusu ile Ensar es-Sünne’den ayrılıp Ensar es-Sünne Şer’i Heyeti adıyla hareket eden başka bir grup da Islah ve Cihad Cephesi’nin içinde. Grup içinde yer alan Fatihler Ordusu ise geçtiğimiz aylarda cepheden ayrıldı. CİHAD VE DEĞİŞİM CEPHESİ İkinci ana grup ise “Cihad ve Değişim Cephesi”. Bu cephenin liderliğini de 1920 Devrim Tugayları götürüyor. Irak İslam Alimleri Heyeti’nin başkanı olan Hâris ed-Dârî, bu gruba destek verilmesini defalarca alenen söyledi. Ayrıca bu grubun içindeki çok önemli komutanlar Dârî Ailesi’nden geliyor. 1920 Devrim Tugayları gibi güçlü olan bir diğer grup ise Raşidin Ordusu. Raşidin Ordusu genelde Batı toplumuna hitap eden İngilizce videolar yayınlamasıyla tanınıyor. Grup içindeki Müslümanlar Ordusu isimli örgütün liderinin Felluce direnişinin sembollerinde olan Şeyh Abdullah el-Cenâbî olduğu tahmin ediliyor. Davet ve Ribat Seriyyeleri, Irak Mücahid İslami Hareketi, Rahmanın Askeri Seriyyeleri, Temkin Tugayları, Tabiin Ordusu ve Sultan Muhammed el-Fatih Tugayları ise bu grup içindeki diğer örgütler. Fatih Sultan Mehmed’in ismini taşıyan bu örgüt özellikle Hz. Peygamber’in karikatürlerinin yapılmasından sonra bir dizi operasyon görüntüsü yayınladı ve operasyonlarına “Batının büyük suçuna cevap” ismini taktı. ESKİ BAASCILAR VE GRUPLARI Üçüncü ana grup ise Eski Irak Ordusu’ndan General İzzet ed-Dûrî’nin liderliğindeki “Cihad ve Özgürlük Yüksek Komutanlığı”. Bu grubu aslında eski Baasçılar oluşturuyor. 22 küsur örgütü içinde barındıran bu grup içindeki en etkin ve en çok duyulmuş olan grup, Nakşibendi Tarikatı Bağlıları Ordusu’dur. Sünni direnişçi olan bu üç ana grup dışında birbirlerine yakın olan başka gruplar da var. Mesela Sa’d bin Ebî Vakkas Ordusu ile Irak’taki Mücahidler Ordusu gibi. Irak İslami Direniş Hareketi’nin askeri kanadı olan Selahaddin Eyyubi Tugayları ile Irak’ın Hamas’ı adlı direniş grubu da birlikte hareket ediyorlar. Bu 2 grubun en bariz özellikleri ise İhvân-ı Müslimin’e yakın olmaları. İsimlerini söylediğim son 2 grubun dergilerinde İhvân-ı Müslimin’in önderlerinin yazıları ve düşünceleri olduğu gibi gözükmektedir. EL KAİDE VE SÜNNİ DİRENİŞTE KIRILMA Irak’ta bir diğer Sünni hareket ise El-Kaide’nin uzantısı olan “Irak İslam Devleti”dir. Ana gövdesini Irak el-Kaidesinin oluşturduğu grup, Ehli Sünnet ve’l Cemaat Ordusu ile Tevhid ve Cihad Tugayları’nı da bünyesinde barındırıyordu. Önce Mücahidlerin Şura Meclisi’ne dönüşen bu üçlü, daha sonradan başlarına Ebu Ömer el-Bağdadi’yi geçirerek Irak İslam Devleti’ni ilan ettiler. Zaten Sünni direniş içindeki en ciddi kırılma bu olaydan sonra oldu. Çünkü diğer Sünni gruplar bu devlet ilanını kabul etmediler. Irak’ta bu saydıklarım dışındaki gruplardan Ensar el-İslâm ise Irak’taki en köklü örgütlerdendir. Çünkü bu grup Ensar el-İslam ismiyle işgalden önce de vardı. İşgalden sonra Ensar es-Sünne adını alan grup, daha sonra tekrar eski ismine döndü. Bu grupların dışında bazı küçük örgütler de var; ama genel olarak bu saydıklarım Irak direnişinin ana gövdesini oluşturuyor. -Irak’ta pazar yerleri ve caddelerde sivillere yönelik gerçekleştirilen saldırıları bazı direniş gruplarının düzenledikleri iddia ediliyor. Bu iddia doğru mu? Şu ana kadar bu suçlamanın kendisine yöneltildiği tek bir örgüt vardır Irak’ta; o da Irak el-Kaide’si. Oysa Irak el-Kaide’sinin kendi yayınlarına baktığımızda, bu durumu defalarca reddettiklerini görüyoruz. Bakınız şu an Irak İslam Devleti adlı grup, Ebu Mus’ab Zerkavi’nin kurduğu Tevhid ve Cihad örgütünün uzantısı. Şu ana kadar bu grup dört defa isim değiştirdi veya yeni ittifaklar yaparak daha genel isimlerle anılmayı tercih etti. İlk isim değiştirmesi, Zerkavi’nin bir ses bandıyla Üsame bin Ladin’e biat ederek örgütünün ismini İki Nehir Arasındaki El-Kaide Cihad Örgütü yapmakla oldu. Suçlamaların merkezindeki bu grup, Irak Kaide’si ismiyle hareket ederken bile bu iddiaları gerek yayınladıkları bildirilerle, gerekse de videolarında reddetti. EL KAİDE SUÇLAMALARI REDDEDİYOR Mesela Ömer Hadid Gazvesi adlı propaganda videolarında pazar yeri bombalamalarını kesinlikle reddediyorlar. İsteyen bu videoyu internetten indirerek izleyebilir. El-Kaide’nin liderleri, bağlılarına defalarca sivillerin olduğu bölgeleri hedef seçmemeleri yönünde uyarılarda bulunduktan sonra, bu yasağı delmenin zor olduğunu düşünüyorum. Çünkü örgüt bir disiplin işidir ve örgütlerde ferdi hareket etme serbestliği yoktur. Dolayısıyla ben medyada çıkan bu haberlerin büyük çoğunluğunun yalan olduğunu ve bu yalanların direnişçileri karalamak için yapıldığını düşünüyorum. Irak İslam Alimleri Heyeti’nin başkanı Haris ed-Dâri de, bu konuyla alakalı bir soruya aşağı yukarı benim gibi cevap vermişti ve üstelik bu saldırıları direnişçi kılığındaki CIA ve MOSSAD ajanlarının yaptığını söylemişti. -El Kaide’nin Irak Direnişi’ndeki gücü nedir? Ayrıca El Kaide’nin Irak’ta bir hayli zayıfladığı ifade ediliyor. Sizin bu konudaki tespitleriniz nelerdir? Eymen el-Zevahiri son konuşmalarının birinde, Irak el-Kaidesi diye bir grubun olmadığını, çünkü onların isminin Irak İslam Devleti olduğunu söylüyor. Dolayısıyla biz de onları kendilerini tarif ettikleri isimle analım. Irak İslam Devleti örgütü şu an hala operasyon gücüne sahip. Çünkü askeri gücünün çoğunluğunu mesleği “mücahidlik” olan insanlar oluşturuyor. Fakat şu da bir gerçek ki, devlet ilanından sonra diğer Sünni direnişçilerinin yoğun olduğu bölgelerde ciddi sıkıntılar yaşandı ve devleti ilan eden grupla, diğer Sünni direnişçilerin stratejileri birbiriyle zıt düştü. O yüzden Irak İslam Devleti veya eski Irak Kaide’si Diyala bölgesinde kalabildi ve daha çok kuzeye yöneldi. El Kaide’nin Irak’taki askeri operasyon gücü yerinde ve El Kaide Irak’ta istediği operasyonu yapabiliyor. Mesela meclisin korunduğu bölgenin güvenliğini bile aşarak meclisi vurmuşlardı. SÜNNİ GRUPLAR BARIŞTI -Bu grubun, diğer Sünni gruplarla dönem dönem silahlı çatışmalara girdiği yönünde iddialar var. Bu iddiaların doğruluk payı nedir? Bu iddialar doğrudur. Fakat; El Kaide ile diğer Sünni gruplar arasındaki çatışmalar çok kısa sürdü. Daha sonra aralarında barış yaptılar. İlk olarak Irak İslam Ordusu’nun resmi sözcüsü Dr. İbrahim Şemmeri, El-Cezire TV’ye çıkıp, El-Kaide’yi kendilerine bağlı direnişçileri öldürmekle suçlamıştı. Fakat Irak El Kaidesi bu suçlamaya anında cevap verip, bu suçlamanın yalan olduğunu açıkladı. Hatta Üsame bin Laden bile Iraklı direnişçilere birlik olun mesajı verdi. Bu konuda her iki tarafın da güvendiği alimleri hakem tayin etmesi yönünde bir konuşma yaptı. Laden’in bu açıklamasının ardından, Sünni direnişçiler birbirlerine karşı daha toleranslı davranmaya başladılar. -Irak’taki Sünni Kabilelerin bazıları “Uyanış Konseyleri” adı altında birleşip El Kaide’ye karşı mücadele etmeye başladı. Niçin? Uyanış Konseyleri dedikleri aslında sokaktaki işsiz güçsüz takımının toplatılarak parayla tutulması ve bu insanların ABD ile Irak Ordusu’nun menfaatleri için cepheye sürülmesidir. Fakat şu da bir gerçek ki, diğer Sünni direniş gruplarından bazıları Irak el-Kaide’sini bazı suçlar işlemekle itham etmekteler. Fakat bu ithamların ne kadar gerçek olduğu ile ilgili gerekli deliller şimdiye kadar kamuoyuna sunulamadı. DİRENİŞÇİLER İRAN’A NİÇİN KIZGIN? -Başta Irak İslam Ordusu olmak üzere bir çok Sünni direniş grubu, İran’a yönelik çok sert eleştirilerde bulunuyorlar. Irak’taki direniş grupları İran’a niçin bu denli kızgın? Iraklı direnişçilerin hemen hemen hepsi İran’ı ABD’den sonra ikinci işgalci olarak görüyorlar. Bence bunun sebebi çok açık. Çünkü İran tarihi bir fırsat ele geçirdi. Kendi gücüyle alamayacağı Bağdat’ı, ABD eliyle hiçbir kurşun sıkmadan alma durumuna geldi. Zira ABD bölgeden çekildiği zaman, Irak’ın kimlerin eline geçeceği gün gibi aşikar. İran, Hizbullah eliyle neredeyse Lübnan’a hakim oldu. Irak’taki Şii yönetim eliyle de Irak’a hakim olmaya çalışıyor. Iraklılar uzun yıllar, Şii ve Sünni’siyle bir arada yaşadılar. Ancak İran’ın pragmatist dış politikası ve Fars Fenomeni, Iraklı Şii ve Sünniler arasında büyük bir mezhep savaşı yaşanmasına neden oldu. SADR, SİSTANİ’Yİ AŞAMAZ -Hep Irak’taki Sünni direnişi konuştuk. Biraz da Şii direniş hakkında konuşalım. Irak’ta ABD’ye karşı direnen Şii gruplar da var mı? Şiilerin Irak’taki ufak tefek direniş grupları dışında en etkili grubu Mehdi Ordusu. Ancak Mehdi Ordusu sadece hükümetle anlaşamadığı zaman silahlara sarılıyor. Bence Sadr Grubu asla tam manasıyla direniş yolunu seçemeyecek. Çünkü bir kere hepsinin bağlı olduğu Ayetullah Sistani silah bırakma fetvası vermişti ve onlar bunu yapmak zorundalar. Sadece kısa süreli çatışmalar veya yönetimle aralarında çıkan anlaşmazlıklar sebebiyle silaha sarılıyorlar. Ayrıca Mehdi Ordusu ilkeli bir grup değil. Zira geçtiğimiz dönem Irak Hükümetiyle anlaşarak, silahlarını onlara teslim etmişlerdi. Fakat Hasan el-Askeri Tugayları, İmam el-Hâdî Tugayları ve Irak’ın Hizbullah’ı adlı üç Şii direniş grubu var. Bu üç grup Sünni direniş grupları kadar aktif olmasa da onlar gibi işgale karşı duruyorlar ve son derece ilkeliler. Bence bu üç gruba dikkat etmek lazım. NAKŞİLERİN BİR ÇOĞU ESKİ ASKER -Türkiye kamuoyu ilk defa sizin yazılarınızla Irak’ta Sufi bir direniş grubunun varlığından haberdar oldu. Irak’taki direnişte Sufiler ne kadar etkililer? Nakşibendi Ordusu isimli grup, Irak’ta işgal öncesi de aktif çalışmalar yapan bir Nakşi şeyhinin müridlerinin kurduğu gruptur. Aslında bu şeyhin müridlerinin büyük çoğunluğu eski Irak Ordusu’nda subay veya ast subaydı. Kendileriyle Furkan Dergisi’nde yayınlanan bir röportaj yapmıştık. Orada da resmi sözcülerinin ifade ettikleri gibi, askeri güçlerinin çoğunu eski Irak Ordusu’nun mensupları oluşturuyor. Zaten videolarındaki operasyonlardan da bu durum anlaşılıyor. Çünkü çok kısa zamanda 12 adet uzun süreli video yayınladılar ki, diğer gruplar işgalin başından beri bu sayıya daha yeni ulaştı. Grubun stratejindeki en önemli noktalardan birisi, Irak Ordusu’na ve Polisi’ne saldırılmasına karşı çıkmaları. Üstelik grup diğer direniş gruplarıyla şu ana kadar hiçbir tartışma zemini oluşturmadı. En ilginç yönlerinden birisi ise kadın direnişçilerin de bu grup bünyesinde ABD işgaline karşı savaşmaları. Resmi sitelerine girerseniz bu durumu görürsünüz. Dergilerinin son sayısında yer alan “Sufi Sultan Fatih Sultan Mehmed” başlıklı yazı ise gerçekten enteresan. - 20. Devrim Tugayı ve Irak Haması isimli direniş gruplarının ABD ile ilişki içinde oldukları yönünde haberler çıkıyor Arap Medyası’nda. Bu konuda bizi aydınlatır mısınız? İddialar var; ama şu ana kadar ortaya ciddi deliller konulamadı. Her iki grupta defalarca bu iddiaları yalanladılar. Mesela böyle bir ithamla suçlanmayan Selahaddin Eyyubi Tugayları, Irak’ın Hamas’ıyla birlikte hareket ediyor. Yani ben bu iddiaların doğru olduğuna inanmıyorum. ABD’NİN KAYIPLARI 60 BİNİ BULDU -Siz Irak’ı iyi takip ediyorsunuz. Sizce isgalden bu yana ABD’nin Irak’taki askeri kaybı ne kadar olmuştur? Bakın şu ana kadar Irak’taki direniş grupları 90 civarında en düşüğü yarım saatlik olan ve çoğunluğu 60 dakikalık olan operasyon CD’leri yayınladılar. İnsan sırf bu videolardaki görüntülerden bile ölen asker sayısının Pentagon’un iddia ettiği gibi 4080 olmadığını, bunun apaçık bir manipülasyon olduğunu anlar. En tarafsız siteler bile bugün ölen asker sayısının 30 bini geçtiğini söylüyor. Bence bu rakam 60 bini bulmuştur. -Son olarak şöyle bir sorumuz olacak: Farklı direniş bölgeleriyle ilgili haberler, Türkiye Kamuoyu’na yeterli düzeyde taşınabiliyor mu? Hayır. Türkiye Kamuoyu, direnişle ilgili gerçek haberlere ulaşamıyor. Henüz, sırf direniş coğrafyası hakkında müstakil bir dergimiz bile yok. Hadi Aydın Doğan medyasını anladık da, İslami hassasiyeti olduğu görülen gazeteler bile direniş haberlerinin onda birini bile koymuyorlar sayfalarına. Türkiyeli Müslümanların grup taassubu gözetmeden, sırf direniş muhtevalı doyurucu bir dergi çalışması yapmaları gerektiğini düşünüyorum. Bu hem Müslümanlar arasındaki ülfet ve beraberliği artırır, hem de Müslümanları direniş gibi ortak bir paydada birlikte hareket etme zemini sağlar.