Bağdat’ta yaşamak Gazze’den zor “Öğle ezanı yeni okunmuştu. 15-16 kişi evimizi basıp silah zoruyla kocamı götürdüler. 3 hafta kocamdan haber alamadık. Cesedini tam 23 gün sonra Samarra’da bulduk. Kocamla birlikte 20’den fazla kişinin cesedi de bulundu. Kocama çok işkence yapmışlar, yüzü tanınmaz hale gelmişti.” İsmi: Ümmü Rana. Asıl olarak Filistin’li. Fakat 20 yıldır Irak’ta mülteci olarak yaşıyor. Bağdat’ta berber dükkanı işleten kocası 6 ay önce evinden silah zoruyla kaçırılmış. Kaçırılma olayı gerçekleştikten 23 gün sonra ise Ümmü Rana kocası Adil Muhammed’in cesediyle karşılaşmış. İşgal boyunca dayanılmaz acılar yaşayan Ümmü Rana, kocasını defnettikten bir hafta sonra da adeta kaçarcasına Bağdat’ı terketmiş. Ümmü Rana şu an Raşa, Rana ve Randa isimli 3 yetimiyle birlikte Şam’da yaşam mücadelesi veriyor. Küçük kızlar çok sevimliler. Bir o kadar da buruklar. Irak’ta yaşadıkları acılar, şahid oldukları olaylar sanki bakışlarına işlemiş. Resimlerine dikkatlice baktığınızda, eminim ki bu acıları sizler de göreceksiniz. Ümmü Rana’nın anlattıkları çok etkileyici. Kimbilir her gün Irak’lı kaç Ümmü Rana, işgal altındaki Irak’ta aynı acıları yaşıyor. Ümmü Rana’nın hikayesi aslında binlerce Ümmü Rana’nın yaşadıklarını özetliyor. 7 ay önce Bağdat’tan kaçan Ümmü Rana ile yaptığımız röportaj ayrıca Irak’ta yaşayan Filistin’li mültecilerin işgal sonrası maruz kaldıkları muameleleri de bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor…. ADEM ÖZKÖSE-ŞAM a_ozkose@yahoo.com -Filistin’in neresindensiniz? Kocam ve ben asıl olarak Gazze’liyiz. İsrail askerleri evlerimizi yıkıp, topraklarımıza el koyunca Gazze’den ayrılıp Irak’a gitmek zorunda kaldık. 22 senedir de Bağdat’ta oturuyorduk. -Niçin özellikle Irak’a gittiniz? Babam, Saddam’ın Filistinlilere sahip çıktığını duymuş. Bundan dolayı annemi, beni ve kardeşlerimi alıp Bağdat’a götürdü. - Saddam döneminde Irak’ta yaşayan Filistin’lilerin durumunu anlatır mısınız? Saddam’ın bize çok iyilikleri oldu. Saddam zamanında suya, elektriğe, telefona para vermiyorduk. Saddam herbirimize bedava ev de vermişti. Evlere kira vermiyorduk. Onun zamanında Irak’ta bolluk vardı. Ayrıca biz Filistin’li olduğumuz için devletten belli bir miktar maaş da alıyorduk. Saddam’dan bize ev sanhipliği yaptı. Irak’a sığınan Filistin’lileri hiç zor durumda bırakmadı. “IRAK’TA FİLİSTİNLİ OLMAK SUÇ” -Saddam’dan sonra neler oldu? Irak’taki Filistin’lilerin hayatlarında neler değişti? Saddam devrilince hepimiz yetim kaldık. Amerikalılar evlerimizi basıp, kocalarımızı dövdüler. Saddam devrildikten sonra Irak’ta Filistin’li olmak suç haline geldi. Bize verilen bütün haklar elimizden alındı. Filistin’lilerin evlerine Irak’ın güneyinden getirilen Şii aileler yerleştirildi. Bedir ve Mehdi güçleri de Bağdat’ta yaşayan Filistin’lilere yönelik zulüm yapmaya başladılar. -Mesela ne tür zulümler? 2 yıl önce Bedir Askerleri bizim bulunduğumuz Belediyat Bölges’ini bastı. Hepimizi dışarı çıkarıp, “Bir an önce Bağdat’ı terkedin. Filistin’lilerin Bağdat’ta kalmalarını istemiyoruz. Evlerinizi terketmezseniz hepinizi öldürürüz”dediler. O gün 15 kadar Filistinli genci tutuklayıp götürdüler. Bu gençlerden biri bizim çok yakın komşumuzdu. Bir daha bu gençlerden haber alamadık. Ayrıca hükümet görevlileri de bize çok baskı yapıyordu. Herhangi bir devlet dairesine gittiğimizde, sırf Filistin’li olduğumuz için bir sürü hakarete uğruyorduk. Pasaportlarımız ellerimizden alındı, oturum haklarımız iptal edildi. Hatta Iraklı bir kadın, Filistin’li bir erkekle evliyse o da hakaretlere maruz kalıyordu. Mehdi Ordusu ve Bedir Askerleri zulümde Amerikan askerlerini geçti. Bir sürü Filistin’li erkeği kaçırıp öldürdüler. Kızlarımız arasından tecavüzle tehdit edilenler bile oldu. “FİLİSTİNLİLER SADDAM’I SEVİYOR” -Sizce bu Şii gruplar Irak’ta yaşayan Filistin’lilere niçin zulmediyorlar? Bize “Siz Saddam’ın işbirlikçilerisiniz”diyorlardı. Saddam Filistin’lilere sahip çıktığı için, biz Saddam’ı seviyoruz. Bedir ve Mehdi Ordusu da bu nedenle bize düşman gözüyle bakıyor. Ayrıca biz Sünniyiz. Sadr ve Hekim’in adamları Sünnileri Bağdat’tan sürmeye çalışıyor. Özellikle de Filistinlileri. Filistinlilerin bir çoğu Bağdat’tan sürüldü. Bizim oturduğumuz Belediyat Bölgesi’nde şu an çok az Filistinli aile kaldı. Onlar da ellerine fırsat geçince Bağdat’tan kaçarlar. Bağdat’ta Filistin’li olarak yaşamak Gazze’de yaşamaktan çok daha zor. Fakat insanlar bizim durumumuzu bilmiyor. -Kocanızın 6 ay önce öldürüldüğünü öğrendik. Cinayet nasıl gerçekleşti? Kocanızı kimler öldürdü? Kocamı Mehdi Ordusu’nun adamları öldürdü. Öğle ezanı yeni okunmuştu. 15-16 kişi evimizi basıp silah zoruyla kocamı götürdüler. 3 hafta kocamdan haber alamadık. Cesedini tam 23 gün sonra Samarra’da bulduk. Kocamla birlikte 20’den fazla kişinin cesedi de bulundu. Onlar da Bağdat’tan kaçırılan Sünni erkeklerdi. Kocama çok işkence yapmışlar, yüzü tanınmaz hale gelmişti. Kocam berberdi. Kimseye de kötülüğü dokunmazdı. Sırf Filistin’li olduğu için kocamı öldürdüler. Mehdi Ordusu zulümde Amerikan askerlerini geçti. Ben onların Müslüman olduğuna inanmıyorum. Müslüman başka bir Müslüman’ı öldürmez. Bağdat’taki Sünnilere ait camilerin çoğunda ezanları susturdular. Sünni imamları öldürdüler. Bizim bulunduğumuz yerde Kudüs Mescidi vardı. Erkeklerimiz namaz kılmak için bu mescide giderlerdi. Kuds Mescidi’nin bekçisi de 1 sene önce Mehdi Ordusu tarafından öldürüldü. Cami’nin imamını da tehdit ettiler. İmam 1 ay camiye gelemedi. -Bu insanların Mehdi Ordusu veya Bedir Güçlerine mensup olduklarını nasıl tesbit ediyorsunuz? Kocanızı kaçıranlar veya Filistin’lilerin Bağdat’ı terketmesini isteyenler, ABD tarafından tutulmuş ajanlar olamazlar mı? Mehdi Ordusu’nun kendi özel kıyafetleri var. Biz onları konuşmalarından tanıyoruz. Kocamı kaçırmadan önce birkaç kez berber dükkanına gelip tehdit etmişler. Kocam bana ;“Mehdi Ordusu’nun adamları Bağdat’ı terketmemizi istiyorlar, yoksa beni öldürecekler”diyordu. Mehdi Ordusu’nun Bağdat’ta Sünnilere yaptığı zulümleri herkes biliyor. Sırf isimleri Ömer, Osman, Ebubekir olduğu için toplu halde öldürülen Sünniler var. Bir sürü Sünni kadını benim gibi dul bıraktılar.Yaptıkları zulümlerin hesabını Allah’a nasıl verecekler bilemiyorum. “BAĞDAT YAŞANMAZ HALE GELDİ” - Bağdat’tan nasıl ayrıldınız? Kocam şehid olmadan önce de Bağdat’tan ayrılmayı düşünüyorduk. Fakat imkanımız buna elvermiyordu. Kocam şehid olunca komşularımız bize yardım etti. 15’den fazla Filistin’li aileyle birlikte Bağdat’ı terkettik. Evimizi, eşyalarımızın bir çoğunu ve komşularımızı Bağdat’ta bıraktık. Bağdat artık yaşanmaz hale geldi. Heryerde sürekli bombalar patlıyordu. Evlerimizden dışarı çıkamıyorduk. Bağdatlılar şu an Saddam’ın Irak’ı yönettiği günleri arıyor. -Bazı gazeteler mülteci durumundaki Iraklı kızlardan bazılarının iltica ettikleri Arap ülkelerinde fuhuş yapmak zorunda kaldıkları yönünde iddialarda bulunuyorlar. Bu iddia doğru mu? Mesela sizin tanıdığınız Irak’lı kızlar arasında hayat kadınlığı yapmak zorunda kalanlar var mı? Benim tanıdıklarım arasında yok. Fakat bu olayı ben de duydum. Hatta kızlarını Arap zenginlere satan annelerin olduğu anlatılıyor. Bunun çok yaygın bir durum olduğunu düşünmüyorum. Bu işi yapanların bir çoğu, işgalden önce de geçimlerini fuhuş yaparak sağlıyorlardı. Bu kızlar Iraklıları lekeliyorlar. Ama Iraklı kızlardan bazıları istemeden kötü yola düşmüş de olabilir. -Son zamanlarda Irak’ta Sünnilerin de kendi aralarında çatıştıkları yönünde haberler geliyor. Siz Irak’ta bulunduğunuz dönemde böyle bir çatışma yaşanıyor muydu? Sünniler de son zamanlarda birbirlerini öldürmeye başladılar. Fakat Sünnilerle- Şiiler arasında özellikle Bağdat’da çok büyük bir savaş var. Sünniler Şiilerin bölgelerine giremiyor, Şiiler de Sünnilerin bölgelerine giremiyorlar. Irak’ta mahalleler, caddeler mezheplere göre bölündü. Şii ve Sünni çocuklar bile birbirlerine düşman gözüyle bakıyor. Irak şu an büyük bir fitnenin içinde... “İŞGALDEN ÖNCE HEPİMİZ KARDEŞTİK” -İşgalden önce Şii ve Sünniler arasındaki ilişkiler nasıldı? Çok iyi idi. Aramızda en küçük bir problem yoktu. Fakat savaş herşeyi değiştirdi. Şiilerle –Sünniler Amerika’ya düşmanlık yapacakları yerde, birbirlerine düşman oldular. Bir sürü genç, Şii-Sünni çatışmasında hayatını kaybetti. Ben Şiilere de acıyorum. Onlardan da çok suçsuz insan öldü. Fakat bu savaşın asıl mağduru Sünniler. Sünniler özellikle Bağdat’ta çok zor günler yaşıyor. Kadınlar, çocuklar evlerden dışarı çıkamıyorlar. Bütün Sünni erkeklerin hayatları tehlikede. -Suriye’de şu an geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz? Bazı hayır kurumları bize yardım ediyor. Suriyeliler de bize destek oluyor. Kızlarım okula gitmeye başladı. En büyük kızım da Ürdün’lü bir gençle evlendi ve damadımın ailesi bize maddi olarak destekte bulunuyor. Allah’a şükürler olsun, bizim durumumuz iyi. Fakat çok zor durumda olan Iraklı mülteciler var. -Savaş bitse Bağdat’a tekrar dönmeyi düşünür müsünüz? Hayır. Bağdat’ı bir daha görmek istemiyorum. Bağdat’ta gerçekten çok kötü günler yaşadık. Kızlarımın psikolojileri bozuldu. Küçük kızım bana sürekli babasını soruyor. Fakat, Filistin’e dönmeyi çok istiyorum. Filistin’e geri dönebilmek için sürekli Allah’a dua ediyorum. - Son olarak şunu öğrenmek istiyorum: Saddam asıldığında neler hissettiniz? İlk önce inanamadım. Sonra şok yaşayarak ağlamaya başladım. O gün bizim için gerçekten çok kötü bir gündü. Saddam’ı bayram günü astılar. Bu Iraklılara, Araplara hatta bütün Müslümanlara yapılan bir hakarettir. Saddam Filistinlilere çok sahip çıktı. Kudüs’e de bağlı bir insandı. İnşallah şehid olmuştur. -Gerçek Hayat Dergisi-