Emrullah Öztürk / TIMETÜRK Bir çok Peygamberin yaşamış olduğu, Kur'an-ı Kerim'de topraklarının kutsal kılındığı, Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa'nın bulunduğu belde: Filistin... Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın yer aldığı bu topraklar Müslümanlar için ayrı bir önem ve değer taşır. FİLİSTİN'İN TARİHÇESİ Kudüs'ün fethi 638'de ikinci Halife Hz. Ömer (r.a.) döneminde gerçekleşti. 1097'de haçlı ordularının kırk gün süren şiddetli kuşatmaları sonunda bu kutsal belde Hıristiyanların eline geçti. Haçlılar Kudüs'ü işgal ettikten sonra bir hafta süreyle şehirde katliam gerçekleştirdiler. Bu katliamda Müslümanlardan yetmiş bin kişi öldürüldü. Haçlı işgali yaklaşık doksan yıl sürdü. Bu işgale 1186 yılında Selahaddin Eyyubi son verdi… Yavuz Sultan Selim'in 1516'da gerçekleştirdiği Mısır seferi sonrasında Kudüs ve Filistin Osmanlı Devleti’ne bağlandı. 1918 İngiliz işgaline kadar da Osmanlı yönetiminde kaldı. İngiliz işgali 24 Temmuz 1922 tarihinde bugünkü Birleşmiş Milletler konumunda olan Milletler Cemiyeti tarafından onaylandı ve Filistin toprakları resmen İngilizlerin vesayetine verildi. İngiliz işgalinden sonra Yahudilerin Filistin topraklarına göçü de hızlandı. İşgal yönetimi Yahudilerin bu topraklara yerleşebilmeleri için her türlü imkânı hazırlıyordu. Bunun yanı sıra işgalle birlikte katliamlar, sürgünler ve haksızlıklar da başladı. İngiliz işgalciler bir yandan Müslümanları öldürerek mülklerini ellerinden alırken diğer yandan Yahudilerin bu topraklardan mülk edinmelerini ve yerleşmelerini kolaylaştırıyorlardı. Filistinli Müslümanlar işgal yönetimine ve Yahudi göçüne karşı mücadele ettiler. İngilizler yerlerine Yahudileri bırakarak 1947'de Filistin'den çekilmeye başladılar. Bunun hemen arkasından Yahudiler kendi devletlerini kurabilmek için bir iç çatışma başlattılar. Yahudilerin çıkardıkları tedhiş olayları ve iç savaş sebebiyle İngilizler 1948'de Filistin topraklarından tamamen çekildiler. Bunun ardından Yahudiler 14 Mayıs 1948'de İsrail devletinin kuruluş deklarasyonunu yayınladılar. İsrail'in kuruluşu ve bu kuruluşun 181 sayılı BM Genel Kurulu kararına dayandırılmasıyla 960 bin Filistinli Arap evsiz, mülteci durumuna sokuldu. Filistinlilere yapılan zulüm ve işkencelerin yanı sıra İsrail'in henüz elli yılı doldurmamış olan ömründe altı büyük savaş vardır. Filistin halkı sürekli bir bağımsızlık mücadelesi verdi. Zaman zaman kanlı çatışmalar oldu. Ancak en geniş çaplı mücadele 8 Aralık 1987'de başlatılan intifadadır. İntifada, 7 Aralık 1987'de Filistinli işçileri taşıyan arabaya bir Yahudinin kamyonetiyle çarparak dört Filistinlinin ölümüne dokuz Filistinlinin de yaralanmasına sebep olması üzerine başladı… İsrail ordusu ve Yahudi yerleşimcileri günümüze kadar sayısız katliam gerçekleştirdiler. Filistinlileri kadın çocuk ayrımı yapmadan öldürmedikleri gün yok gibidir. Büyük katliamlardan en yakını 2002 yılında Cenin Şehrinde gerçekleştirildi. Her gün verilen katliam haberleri tüm dünyada o kadar sıradanlaştı ki, bu insanlık dramı artık kimsenin dikkatini çekmez oldu… İşte ilk olarak İslam Tarihi konulu çizgi film eserleri üretmeye başlamış ve dünyada bu alanda öncülük yapmış yapımcı firma Ella Çizgi Film şimdi de Filistin dramını bir çizgi filmle anlatıyor. 1940’lı yıllarda Kudüs’ün “Ayn Karim” köyünde doğan bir kızın gerçek hayat hikayesinden uyarlanan Film, 2002 yılında Filistin’in Cenin kentinde sokakta bilye oynayan Faris ve arkadaşlarının aralarında geçen olaylarla başlar. Faris’in Ninesi Meryem, yeri geldikçe küçükken başından geçen olayları hatırlayıp torununa anlatmaktadır… FİLMDE ÇİZİLEN KARAKTERLER VE FİLMİN KONUSU 'ZEYTİNİN HAYALİ' ESAS KARAKTERLERİ MERYEM Herkesle güzel geçinen, yardım seven, üstün bir karaktere ve abartısız bir güzelliğe sahip olan akıllı ve soylu bir insandır. Babası İbrahim Ayn-Karim eşrafındandır. Annesi ise Cenin şehrinden buralara gelmiştir. Babası gibi Meryem de vatan sevgisi ve tutkusu ile yetişmiştir. Meryem hikayede iki aşamada karşımıza çıkmaktadır. KÜÇÜK MERYEM Henüz sekiz yaşında ve anne ve babasına derin bir sevgi ve saygı duymaktadır. Anne babasının sözlerinden çıkmayan sevimli ve neşeli Meryem okulunda başarılı ve derslerini seven bir öğrencidir. Babası gözleri önünde öldürülen Meryem babasının katili olan Timsah ( kan döken )’e karşı psikolojik bir komplekse girmiştir. MERYEM NİNE 63 yaşında güçlü bir kadındır. Fakat iç dünyasında hayatını çileli kılan bir korku vardır. Geçmişte yaşadıkları ona çalışmayı, sabrı ve özveriyi öğretmiştir. Sarsılmaz bir irade ve soğukkanlılıkla çocuklarını yetiştirmek için çaba sarf etmektedir.Evine, yurduna geri dönmek umudu ile doludur. MERYEMİN BABASI Adı İbrahim. 35 yaşında, uzun boylu, soğuk kanlı, keskin bakışlıdır. Toprağı, evi ve ailesi için kendini feda etmeye hazır, savaştan korkmayan biridir. MERYEM’İN ANNESİ Adı Leyla. 30 yaşında, uzun boylu, çok şefkatli biri olmasına rağmen ciddi ve mizahtan uzak bir görünüme sahiptir. TİMSAH Adı Şamul. Polonya asıllı Yahudi, mavi gözlü, kumral, iri bir bünyeye sahip. Korkak olmasına rağmen kendisini güçlü ve cesur göstermeye çalışıyor. Güçsüzlere eziyet etmekten zevk alıyor. Timsah hikayede iki aşamada rol almaktadır. KÜÇÜK TİMSAH 13 yaşında kaypak bir karaktere sahip. Kendisine arka çıkanları hoşnut etmek için cesur ve güçlü görünmeye çalışır. Yüzünde, gözünün altından ağzının kenarına kadar uzanan derin bir yara izi var. BÜYÜK TİMSAH Lakabı Kandöken. 68 yaşında, çirkin suratlı, kaba sesli, kötü bakışlı bir adam. Tek güvencesi, onu güçlü gösteren adamları ve vazgeçemediği silahlarıdır. FARİS 10 yaşında. Meryem’in torunu. Zeki, kendine güveni tam, aynı zamanda mütevazı, iyilik yapmayı ve insanlara yardım etmeyi seven birisi. İBRAHİM Meryem’in oğlu yani Faris’in babası. 40 yaşında başarılı bir doktor. Dedesi İbrahim gibi uzun boylu ve onun kadar kuvvetli bir cüsseye sahip. SERAP Faris’in yanından hiç ayırmadığı sincap. Sözden anlayan zeki bir hayvan. SELİM 30 yaşında. Gizli kahraman “Ebu Zeytun” un ta kendisi. Zayıf karakterli ve kararsız bir genç olarak kendisini gösterir. Bu nedenle herkes ona yardım etmeye çalışır. Gerçekte “Ebu Zeytun”, sözü dinlenen başarılı bir komutandır. 'ZEYTİNİN HAYALİ' KONUSU Film, 2002 yılında Filistin’in Cenin kentinde sokakta bilye oynayan Faris ve arkadaşlarının aralarında geçen olaylarla başlar. Faris’in Ninesi Meryem, yeri geldikçe küçükken başından geçen olayları hatırlayıp torununa anlatmaktadır… Meryem’in Köyü… Yedi yaşındaki Meryem, anne ve babasıyla, Filistin’in “Ayn-Karim” köyünde, güvenilir bir taşrada yaşardı. Geçimlerini toprağı ekip biçerek, özellikle de zeytin ziraatı ile sağlarlardı... Yahudi işgali başlıyor… Köy halkı, Yahudilerin guruplar halinde Avrupa’dan Filistin’e göç etmelerinden ve sayılarının her geçen gün arttığından bahsediyorlardı… Göç… Olaylar, yakınlardaki “Dir-Yasin” köyü halkının, “Ayn-Karim” köyüne sığınmasıyla beraber gelişmeye başlar. Çünkü Yahudiler o köyde korkunç katliamlar yapmışlardır. Kısa bir süre geçmeden kalabalık Yahudi çetelerinin “Ayn Karim” köyüne ulaşması üzerine babası, Meryem ve annesini göç kafilesiyle köyden uzaklaştırmak zorunda kalır… Meryem’in Babası ve Timsah… Meryem babasını terk etmek istemez. Bundan dolayı kafile uzaklaşıp annesi de düşüncelere dalınca köye doğru koşar, annesi de arkasından... Aralarında 13 yaşında bir çocuğun da bulunduğu silahlı İsrail çetelerinden bir gurup, Meryem ve annesinin önüne çıkar. Reisleri bıçağını kaldırıp Meryem yönüne uzatırken Meryem’in babası onlara yetişir. Çeteyle kavga eder ve onları döver... Ancak küçük Yahudi yerden silahı alıp onu sırtından vurur. Babası son nefesini vermeden önce, evin tapusuyla anahtarını Meryem’e verir… Babanın Emaneti… Meryem, oğlu İbrahim’i eğitip yetiştirmekle meşguldür. 1969 da oğluyla Mescid-i Aksa’ya ziyarete gittiğinde, tapunun bulunduğu kesenin kayalıkların arasına düştüğünü fark edemez… İbrahim ve Faris… İbrahim büyür ve okumak için uzaklara gidip doktor olarak geri döner. Kamptaki insanlara sürekli yardım eder. Evlendikten sonra Faris adında bir oğlu olur… Faris ve Sincap… Faris’in Serap adında küçük bir arkadaşı vardır. Çok hareketli ve komik bir sincaptır. Serap ismini Faris vermiştir çünkü o hiç beklenmedik anlarda birden bire ortadan kaybolmaktadır… Ebu Zeytun… Faris ve ailesi diğer kamp halkı gibi, ‘kan döken’ lakabıyla nam salan Yahudi militandan ve onun Filistin halkına yaptığı eziyetlerden bahsediyorlardı. Ona bağlı özel bir askeri birliğin, komşu evlerden birini basıp, tüm eşyalarına zarar vermelerini unutamıyorlardı.... Öte yandan Filistin halkı, kendisinden “Ebu Zeytun” diye bahsedilen, işgal güçlerine karşı mücadele eden bir kahramandan söz ediyordu… Hak… Meryem, “terk etmek zorunda kaldıkları evin, İbrahim ve çocuklarına geri verilmesini arzuladığını” söyler. İbrahim ve Faris fotoğrafa bakarlar. İbrahim annesinin moralini düzeltip neşelendirmek için, kendisine bir zamanlar öğrettiği ‘aranan hak kaybolmaz’ düsturunu hatırlatır… Zayıf Nokta… İbrahim, oğlunun karate derslerini hatırlatıp onu tekrar teşvik eder. Faris babasına, karate takımındaki kimsenin yenemediği bir çocuktan bahseder. Babası da dayanıklı olup sabretmesini ve rakibinin zayıf bir yanını bulmasını tavsiye eder… Hastaneye baskın… Faris’in babası, hastalarını ücretsiz muayene ettiği kliniğinde çalışırken İsrail askerleri içeri girip, onu “Ebu Zeytun’a yardım etmek suçuyla itham ederler… Babasız günler… Faris ve Serap karate dersinden yenilmiş olarak eve dönerlerken sokağın başına geldiklerinde, kapılarında bir kalabalığın toplandığını görürler… Şampiyon… Yarışma zamanı gelince Faris’in annesi, ninesi, kardeşleri ve Serap izlemeye giderler. Yarışmacılar teker teker elenince en sona Faris ve Rami kalır. Rami, her zaman ki gibi Farisi hiç zorlanmadan yere savurur... İkinci bir kez karşılaşırlar… Baba tavsiyesi… Ailesi tebrik etmek için yanına gelince, Faris onlara, babasının tavsiye ettiği “sabretme ve zayıf noktayı bulma” taktiğini uyguladığını söyler… Mescid-i Aksa… Faris okulla birlikte Serap’ı da yanlarına alarak Kudüs’e Mescid-i Aksa’yı ziyarete giderler. Gezi esnasında Serap her zamanki gibi ortadan kaybolur… Korku… Evin kapısı yumruklanır. Nine kapıyı açar. Selim, önlem almaları gerektiğini çünkü İsrail Ordusu’nun bir şeyler yapmaya hazırlandığını söyler. Durum ciddi bir hal alır... Cenin Şehri yerle bir…. İsrail ordusu Cenin’e hücum etmeye başlamıştır… Cesaret… Saldırıdan sonra Serap dışarı kaçınca Faris de onu yakalamak için anne ve ninesinden habersiz dışarı koşar. Meryem Nine, Faris’i aramak için dışarı çıkarken gelini de küçük çocuklara bakmak için evde kalır. Meryem Nine tehlikeli bir arayıştan sonra Faris’i bulur. Hemen elinden tutup dönmeye başlamışken önlerinde bir tankın durmasıyla irkilirler. Tankın yanında İsrail komutanı “Timsah” belirir... İbrahim dönüyor… Patlama sesleri son bulur ve güneş doğar. Onlar, evlerinden harabeye dönen kampın durumunu görmek için dışarı çıkarlar… Bir rüyanın şarkısı… Filistin halkı evlerini yeniden yapmaya koyulurken, koparıldığı toprağa dönmeyi hayal eden zeytin fidanının dönüş şarkısı başlar… ZEYTİN'İN HAYALİ ÇİZGİ SİNEMA FİLMİNİN FRAGMANI İÇİN TIKLAYINIZ