Kırgızistan hakkında temel bilgileri içeren tanıtım kitapçıklarında ortak cümle şudur: “Orta Asya’nın en demokratik ve serbest ülkesi”. Fakat neye göre serbestlik? İşte o yazmaz.
Dünyada demokratik olduğunu savunan ülkelerde ortak bir demokrasi anlayışı yoktur. Olması da beklenemez. Çünkü her ülkenin kendine özgü kültürü ve insan kaynağı vardır. Kaldı ki Sovyet bloğundan ayrılarak bağımsızlığını elde etmiş bir ülkede ve birazdan bahsedeceğimiz ekonomik verilere ulaşılmışken en demokratik olmasını beklemek hayli güçtür. Burada kaos, karmaşa ya da iç savaştan söz edilebilir. Ama adına demokrasi demek, sınırsız özgürlük olamayacağını inkar etmektir.
2005’teki devrimle Askar Akayev’i devirerek Devlet Başkanlığı koltuğuna oturan Kurmanbek Bakiyev’in 5 yıllık iktidarı halk ayaklanması ile sona erdi.
Ayaklanmanın başını ise bir kadın çekiyor Onlarca kişinin hayatını kaybettiği gösterilerde binlerce kişiyi sokaklara döken o kadının adı Roza Otunbayeva.
Otunbayeva, Kırgizistan'ın bağımsızlığının ardından birçok devlet kademesinde uzun yıllar görev yapmış bir isim. Felsefe okumuş ve eğitimini Rusya'da tamamlamış. Bir diğer ilginç not da bağımsızlık ilanının ardından Kırgizistan'ın ilk ABD büyükelçisi olması. Ayrıca daha sonra İngiltere büyükelçisi olarak da görev yaptı.
ABD'ye atanmasından iki yıl sonra 1994 yılında Devlet Başkanı Askar Akıyev tarafından Dışişleri Bakanlığı görevine getirilen Otunbayeva, üç yıl boyuna bu makamda kaldı.
Dışişleri bakanlığından ayrılmasının ardından 1998 yılında Londra’ya gelen Otunbayeva, Kırgızistan’ın Sovyet dönemi sonrasındaki ilk İngiltere büyükelçisi oldu. Bu görevi, Birleşmiş Milletler (BM) Gürcistan özel temsilcisi yardımcılığı takip etti.
2004 yılında Bişkek’e dönen ve Akıyev ile yollarını ayıran Otunbayeva, 2005 yılındaki seçimlerde yer almak için Ata Dzhurt partisini kurdu. Otunbayeva, 2005 yılında Akıyev’i iktidardan düşüren protestoların bir ay öncesinde BBC’ye, “Kimseye medenileşmiş cumhuriyetimiz üzerinde monarşi hanedanlığı kurma izni vermeyeceğiz” demişti.
Devrim ardından göreve gelen yeni Devlet Başkanı Kurmanbek Bakıyev tarafından da bir kez daha Dışişleri Bakanı olarak atanan Otunbayeva, parlamentonda onay alamadığı için göreve gelemedi. Otunbayeva, bu olaydan parlamentodaki Akıyev yanlılarını sorumlu tuttu.
Bakıyev ile bağlarını koparan Otunbayeva muhalefete katıldı ve Sosyal Demokrat Parti’nin parlamentodaki liderliğini yürütmeye başladı.acağını belirten Otunbayeva, şu an bağımsız ve adil seçimlerin yapılmasını sağlayacak şartları içeren bir anayasa hazırlamakla uğraşıyor.
Kırgızistan sürekli geriye giden bir ülke. Ekonomi, sosyal yaşam ve seçimlerde vaat edilen demokrasi vurgusu geri plana atılmıştı. Belediyecilikten eser yok. Başkentin merkezinde bile Akıyev döneminde yapılan yollarla idare ediliyor. Bu süreçte birkaç sağlam firmanın dışında ülkede yatırımcı kalmamış. ABD ve Rusya’ya ait olan iki askeri üs’ten elde edilen gelir dışında para girişi neredeyse durma noktasında.
Ülkedeki tüketimin %90’ının ithal ürünlere dayalı olması ve bunun % 40’ının da lüks tüketim mallarını kapsaması dışa bağımlılığın en açık ifadesi. Oysa geçtiğimiz yılın Ekim ayında yapılan zamdan sonra asgari ücret 7,5 dolar. Ortalama maaşlar 50-100 dolar arasında seyrederken, bunu alabilenlerin ülkedeki entelektüel sayılabilecek kesimlerden oluştuğunu vurgulamak gerekir.
Sokaktaki vatandaş “yolsuzlukları önleyeceğim” diyerek devrim yapan iktidarın bu konuda eskilerini arattığından şikayetçi.
Böyle bir sosyo-ekonomik yapıdan sağlıklı sonuçların çıkması beklenemez. Üstelik devrim yapmanın tadını almış bir topluluğun ilk fırsatta benzer yollara başvurma girişimi karşısında şu kışkırtma, bu kışkırtma tartışmalarına girmek “bu nasıl bir halk” sorusunu gündeme getirir. Çünkü bu kez yaşanan süreç, toplumsal damarlardan akarak gelen bir patlamayı andırıyor.
Bu devrimden en kazançlı çıkan ülkenin Rusya olacağını ileri sürmek hiç de zor değil. Geçici hükümetin başkanı Roza Otunbayeva, Akayev döneminde ABD büyükelçisiydi. Sonra da İngiltere büyükelçisi oldu. Bakiyev’i devrimle işbaşına getiren ekibin lideriydi. Şimdi devir döndü, Bakiyev de onun kılıcından nasibini aldı. Zaten devrimin mantığında vefa yoktur. Bunu söylemek çok acı ama eğer uluslararası toplum destek vermezse Kırgızistan’da artık taşların yerine oturması ve ekonomik yaşamın hak ettiği seviyeye ulaşması oldukça zor gözüküyor. Çünkü orada demokratiklik kavramının arkasına gizlenen, iktidar savaşları ile örtünen ve yoksullukla fitili ateşlenen bambaşka bir devrim kültürü meydana gelmiştir.
Kırgızistan Sovyetler birliğinin dağılmasından sonra kurulmuş genç bir ülke. Kırgızistan Müslümanları da Orta Asya halkları arasında ciddi bir mesafe kaydetmekle beraber maddi imkânsızlıklar sebebiyle ciddi problemlerle karşı karşıya. Özellikle diğer ülkelerden gelerek Kırgızistan’da faaliyette bulunan resmi 117 Misyoner teşkilatı serbestçe ve maddi imkânlar içerisinde halkı İslam’dan uzaklaştırmaya ve Hıristiyanlığa çevirmeye gayret ediyorlar. İslam’ı bilmeyen fakir halkın bir kısmı bu davetlere icabet ederek dinini değiştirmekte ve kiliselere gitmektedir. Şu ana kadar resmi olarak din değiştiren Kırgızistan vatandaşı 30.000’in üstünde.
Kırgızistan’da halkın yüzde 80’i Müslüman kabul edilse de İslam’ı bilmeyen, sadece isimleriyle Müslüman olan halkın çoğunluğu dini hayattan uzak yaşamaktadır. Bilmeden domuz etini ve mamullerini yiyenler, içkisini içerken de bismillah diyerek yiyip içenler, hırsızlığın, yalanın ayıp olduğunu dahi bilmeyenler, zinanın haram olduğunu bilmeden yaşayan bilinçsiz insanlar.
Kırgızistan'da bazıları, Bakiyev yönetiminin sonunu getiren siyasi ayaklanmanın din ve siyaseti bir araya getirme fırsatı sunduğuna inanıyor. Tacikistan'dan sonra Kırgızistan'da da yasal bir İslami siyasi partinin kurulabileceği konuşuluyor.
Bakiyev yönetimi, özellikle de siyasi mesaj taşıyan dini ifadelere karşı hâsım bir yönetim olarak algılanıyordu. Nisan ayında yaşanan ayaklanma sırasında iktidarı eline alan geçici hükümetin, ılımlı görüşlerin siyasi sürece katılmasına daha açık olduğu düşünülüyor.
İnananları İslam'ın geleneksel formu altında birleştirmeyi hedefleyen Akıl-Ruh-İman hareketi lideri Abduldaev, Anayasa komisyonu üyelerinden biri. Yeni anayasanın inançlı insanları hesaba katması gerektiğini söylüyor ama İslamcı bir partiyi onaylamanın da biraz gerisinde duruyor. “Yeni anayasanın, Kırgızistan'daki milyonlarca inananın çıkarlarını yansıtmasını istiyoruz” diye belirten Abduldaev “mevcut anayasa eski, Kırgızistan, Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonra ateist bir devlet ve topluma uygun bir anayasayı kabul etti. Bugünün gerçeğini yansıtmıyor bu çünkü nüfusun aslan payı müslümanlardan ve Ortodoks hıristiyanlardan oluşuyor” dedi.
Abduldaev'in görüşü, maalesef Kırgız toplumunda yankı bulmuşa benziyor. Müslümanların ve Hıristiyanların dine göre yaşamalarında bir artış söz konusu ama inananların birçoğu, İslami bir siyasi partinin kurulmasını desteklemeye gönülsüz. Böylesi bir partinin farklı İslamcı faaliyetlerin kaynağına dönmesinden ve istikrarsızlığa yol açmasından endişe ediyorlar.
Abdulbadev, Kırgızistan'ın din ve devleti ayırması gerektiğini ve aynı zamanda inancı siyasetten dışlamamak noktasında ilham almak için Amerika'ya bakması gerektiğini savunuyor. Ayrıca “Amerika’yı örnek almanın daha namuslu ve dindar insanları iktidara getirmekte yardımcı olacaktır” diye düşünüyor.
Halbuki örnek olarak gösterdiği ülkenin dünyada İslamı düşman seçtiğinden haberi yok. Savaş meydanlarında tanklarının ucuna haç takan ülkenin ve “Haçlı Savaşı” ilan eden bir başkanı olan devletten örnek almak Kırgızistan için acı bir sonuç doğuracaktır.
Sonuç olarak Kırgızistan’da eğer İslami bir hareket olarak parti kurulursa unutulmamalıdır ki diğer ülkelerde yaşanan kötü sonuçlarda beraberinde gelecektir. Peygamberi metodla örtüşmeyen bir metodla halkı İslamlaştırmaya çalışmak toplumu din adına yanlış mecralara yöneltmekle aynı anlamı taşır.
Umarız Kırgızistan’daki İslami oluşumlar Tevhid hakikatlerini iyice araştırır ve siyasete alet olmadan çoğunluk potansiyellerini temiz bir İslam toplumu kurmak için kullanırlar. Aksi halde İslam derdiyle çıktıkları bu yolda kanlı bir darbe yemeye mahkum olurlar .
Akif Güngör / Sütun Haber Dergisi Haziran Sayısından Alıntıdır
İLGİLİ BAŞLIKLAR:
Kırgız-Özbek çatışmasında 113 ölü
Özbek mülteciler kaçıyor
Türkiye, Kırgızistan'a ambulans gönderdi
Bakıyev, 'ben masumum' dedi
Kırgızistan'daki Türk vatandaşları kaygılı
Kırgızlardan 'yabancı eller' iddisaı
Kırgızistan erkekler silah altına alınıyor
Otunbayeva provokasyon uyarısı yaptı
kırgızistan , ayaklanma , kırgız , kırgızlar