Bu veriler uydularda saklanmakta, iş istasyonları aracılığıyla denetlenmektedir.
(1) Küresel İletişimin Denetlenmesi
Küresel iletişim kaydı, tüm dünya ülkelerinin sivil iletişimlerini de içermektedir. Sistemlerle ilgili nitelikli araştırmaları ile tanınan yerli bir yazarın tespitine göre, “Önceleri, diplomatların ve askerlerin şifreli telsiz görüşmelerini dinlemekle işe başlayan sistem, daha sonraları uluslararası sivil telefon görüşmelerini de hedefleri arasına almıştır. 1960 ve 1970’li yıllarda ortaya çıkan çok yönlü telsiz haberleşme ve uydu teknolojisi, sistemin işini daha da kolaylaştırmıştır. Artık havaya çıkan hiçbir radyo sinyali, hiçbir telefon görüşmesi dünyaya dağılmış binlerce sistem uzmanının önüne düşmekten kurtulamıyordu.”[1]
Bu taşkınlığın masum bir gerekçesi (!) de vardı: “güvenlik amaçlı” denerek yapılıyordu; oysa, sistemlerin çapına, çalışma şekline, araçlarına, kapsama alanlarına ve bu sistemler için yapılan yatırımlara bakıldığında görülüyordu: Amaç, güvenlik gibi gerekçelerin de çok ötesinde idi; çünkü, kayıtlar -istisnasız- tüm dünya ülkelerinin sivil iletişimlerini de içeriyordu.
İletişim verilerinin kaydedilmesi hususu önceleri hayli tartışılmış, etik bulunmamış, hatta yasadışı (illegal) bir eylem olarak nitelendirilmiş, uzayın sadece barışçıl amaçlarla kullanılmasına yönelik yapılan (BM, 1967) Uluslararası Uzay Anlaşması’na ve uzay hukukuna aykırı görülmüştür. Ne ki, 2000’li yıllara girmeden bu faaliyetlere Avrupa Birliği nezdinde yasal bir nitelik kazandırılmıştır. Aslında küresel ölçekte kayıt yapan ülkelerin teknolojik oluşumlarına muhalefet amacı ile Avrupa Parlamentosu tarafından hazırlanan iki ayrı rapor(un[2] müzakeresi) sonrasında parlamentodan çıkarılan yasalarla, birliğe kayıtlı ülkelerde faaliyet yapan operatörlere önemli bir zorunluluk getirilmiştir: Operatörler, abonelerine ait tüm telefon, cep telefonu, faks ve Internet iletişim verilerini kaydetmek ve 7 (yedi) yıl süreyle saklamak zorundadırlar.[3] Buna göre, tüm Avrupa (ve Birliğe kayıtlı diğer tüm ülkelerin) iletişim operatörleri, kendi sistemleri üzerinden geçen iletişim verilerini kaydetmek ve sistemlerini verilere kolay erişimi mümkün kılacak şekilde tasarlamak durumundaydılar.[4] Avrupa Parlamentosu raporları ve Parlamentonun aldığı kararlar, hem küresel ölçekte iletişim kaydı yapıldığını, hem kayıtların saklandığını, hem de sivil iletişimin (de) kayıt (ve denetleme) kapsamında olduğunu kanıtlamaktadır.
Bu yasalar çıkmadan önce de iletişim verileri kaydedilmekte idi; iletişim, gerek küresel iletişim şirketleri, gerekse küresel kayıt sistemleri aracılığı ile zaten kaydediliyordu. Yasa çıkarılması, (zaten yapılmakta olan bir) eyleme yasal bir nitelik (legalite) kazandırmak ve spekülasyonları sonlandırmak içindi.
Küresel iletişim tespitine karşı çıkan her ülke, kayıt sistemlerine muhalefet ederken, aslında kendi iletişimlerinin dinlenip kaydedilmesine karşı çıkıyordu. Fırsat bulduğunda; proje üretiyor, teknoloji geliştiriyor, kendisi de uydu fırlatıyor, başka toplumların iletişimini dinliyor ve kaydediyordu. Örneğin; Rusya, ilk zamanlar küresel kayıt sistemlerine muhalefet etmiş, bu konuda çok ciddi çıkışlar yapmış, başka ülkelerin iletişimlerini kaydetmenin casusluk sayılması, uzayda hiçbir askerî ve istihbarat amaçlı etkinliğe izin verilmemesi gerektiğinde ısrar etmiştir. Ancak, daha sonra kendisi Sorma adında bir kayıt sistemi geliştirmiş ve kullanmaya başlamıştır.
Küresel iletişim kaydı için kurulan ilk sistem Echelon (USA) sonrasında, art arda Enfopol (AB), Franchelon (Fransa), Sorma (Rusya) ve diğer sistemlerin geliştirilmesi ve kullanılması da kanaatimizi doğrulamaktadır. Adı geçen bu küresel kayıt sistemleri, en meşhur sistemlerdir; bunların dışında da küresel ölçekte iletişim tespiti ve veri kaydı yapan başka sistemler bulunmaktadır: İngiltere, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın yanı sıra, Rusya, Çin, Danimarka, Hollanda, İsviçre, ve İsrail gibi devletlerin de hem ulusal hem de küresel ölçekte tespit ve kayıt yaptıkları, adı geçen sistemlere benzer başka sistemler kullandıkları bilinmektedir.[5] Adı açıklanmamış olsa da Uzakdoğu’ya özgü Çin yapımı iletişim tespit ve kayıt sistemleri bulunmaktadır;[6] güvenlik duvarları ise, tüm öteki sistemlerden daha fazla korumalıdır.
2005 yılı başı itibariyle, dünya genelinde 153 ülkenin tüm iletişimi kaydedilmekte idi; Türkiye iletişimi kaydedilen ülkelerden biridir ve sivil iletişim dahil (Telekom hatları, GSM telefonları ve Internet trafiği) Türkiye’nin de tüm iletişimi kaydedilmektedir. Kuşkusuz, aradan geçen yıllar sonrasında, iletişimi kaydedilen ülke sayısı artmıştır; şimdilerde iletişimi tespit edilen toplam ülke sayısının 200 civarında olduğu sanılmaktadır. Bu sayı, tüm dünya ülkelerinin 4/5’inden fazlası (neredeyse tümünün dinlendiği) anlamına gelmektedir; bugün itibariyle, net bir sayı tespiti için güncel resmî istatistiklere başvurmak gerekmektedir.
Dünya ülkelerinin iletişiminin kaydedilmesinde yine uydulardan ve mikrodalgalardan yararlanılmaktadır. Uyduların başında bulunan 2.000 kadar görevli sadece uyduları yörüngede tutmaktan sorumludur. Şimdilerde IOSA projesi kapsamında uydular, başka uydular (Role satellites) tarafından dinlenebilmekte ve pilotsuz uçaklarla iletişim kaydı yapılabilmektedir.
Literatürdeki özgün ismi Spy Satellites olan gözetim, denetim ve kayıt uydularını üreten firmalar, uyduların yörüngeleri, kullanım alanları ve amaçları hakkında bilgiler “Use Spy Satellites In Current Use” başlığı ile Internet üzerinde yayınlanmıştır,[7] aynı bilgilere yerli kaynaklarda da rastlamaktadır.[8]
Bu uyduları ve işlevlerini anlatan İngilizce bir çalışma, tespitlerimizi kanıtlar niteliktedir.[9] Bu çalışma, aynı zamanda casus uyduların (spy satellites) üç boyutlu (3D) simulatif görüntülerini de içermektedir. MSNBC televizyonunda ve MSNBC’nin Internet sitesinde yayınlanmıştır. [10]
Sistemlerin kullanımının çok çeşitli amaçları vardır: Askerî, adlî, ekonomik, politik, ticari; ayrıca, güvenlik, rekabet, üstünlük vs. gibi… Kayıt sistemleri, askerî ve istihbarat amaçlı olarak; terörist olduğu düşünülen kişi, örgüt ve devletlere destek suçlarını takip etmek; rüşvet ve yolsuzlukları izlemek; politik muhalifleri fişlemek; silah ticaretini denetlemek; küresel finansmanı denetlemek; uyuşturucu trafiği ve para aklama suçlarını izlemek gibi amaçlarla da kullanılmaktadır.
Sistemlerin uygulama araçları; uydular, denizaltılar, gemiler, uçaklar ve yer istasyonlarıdır. Bu sistemlerle, tüm dünya ülkelerinin GSM, NMT, uydu telefonları, bireysel ve resmi telsiz telefonları, yerel telekomünikasyon iletişimi, ufuk ötesi haberleşme, uzun mesafeli radyo ve telsiz haberleşmeleri, kırsal haberleşme araçları gibi tüm iletişim sistemleri üzerinden geçen hareketlilik kaydedilmekte, uydularda dijital ve manyetik ortamlarda saklamaktadır. İstenildiğinde de yer istasyonlarından bu kayıtlara erişilebilmektedir.
Dünyadaki tüm ülkelerin iletişimi, Intelsat, Inmarsat, Comsat, Comsat General vb. gibi iletişim hizmeti veren yabancı şirketler tarafından sağlanmaktadır; bu şirketler, haberleşmeyi uydu tabanlı olarak (communication satellite tech) sağlamaktadırlar. Uydular, dünya genelindeki tüm telefon ve faks trafiğini (iletişimi) taşımaktadır. Küresel iletişim şirketleri, küresel ölçekte iletişim kaydı yapan merkezlerden biridir; bu şirketler, çeşitli ülkelerin ulusal iletişim operatörlerine “iletişimin sağlanması hizmeti” sunmakta, ulusal operatörlere uydu(lardan yer), kanal ve port[11] kiralamaktadırlar. Bu şirketler, ulusal iletişim operatörlerine bu hizmetleri sunarken aynı zamanda da hizmet verdikleri ulusal operatörler aracılığı ile kendi sistemleri üzerinden geçen verileri ve iletişim araçları ile yapılan tüm etkinlikleri kaydetmektedirler. Kaydedilen veriler kategorize edilerek arşivlenmekte (log arshive) ve uydu teknolojisine özgü özel dosya formatlarında uydularda saklanmaktadır. Öyle ki, bu kayıtlar arasında, bir abonenin hattına ilk sahip olduğu andan itibaren hattı kullandığı son ana kadar tüm sesli ve görüntülü iletişimleri, yazılı mesajlaşmaları (SMS) ve diğer etkinlikleri bulunmaktadır.
Küresel iletişim şirketleri ulusal iletişim operatörlerine “iletişimin sağlanması hizmeti” sunmaktadırlar; ulusal iletişim operatörleri ise, kendi abonelerine “iletişimin kullanılması” hizmetini sağlamaktadırlar. Bu nedenle, ulusal iletişim operatörlerinin ve Internet servis sağlayıcı firmaların, küresel kayıt ve tespit faaliyetleri konusunda yalnızca figüran olmaktan öte başka hiçbir misyonu yoktur.
İletişim operatörleri(nden bir kısmı), abonelerinin iletişimlerini kaydetmekte ve verileri arşivlemektedirler. Ulusal operatörler kaydetme ve saklamayı bazen ülkelerindeki yasalar gereği (zorunlu olarak) bazen de daha farklı amaçlarla yapmaktadırlar. Ne ki, ulusal iletişim operatörleri, kayıt yapma, saklama ve arşivleme konusunda gelişmiş kayıt sistemleri kadar kapsamlı değillerdir.
Ülkemizde hizmet veren iletişim operatörlerinin sadece arama kayıtlarını (CSI) tuttukları bilinmektedir; resmi makamlar veri talebi olduğunda, ulusal iletişim operatörlerinin verebildikleri de sadece bunlardır. Operatörlerin imkânları kısıtlı, resmi makamların da elde edebildiği veriler sınırlıdır. Ancak, son yıllarda arama kayıtları (CSI) dışında da bazı iletişim içeriklerinin kaydedildiği şeklinde söylentiler vardır; söylentilerin doğru olup olmadığı konusunda net bir şey söylemek güçtür; bu konu, operatörlerin yapacağı resmi açıklamalarla netlik kazanabilir. Söylentiler arasında, Vodafone şirketinin, abonelerine ait iletişim içeriklerini kayıt tuttuğu (log), faturalarına itiraz eden abonelerine karşı bu içerikleri (ayrıntıları ile birlikte) delil olarak kullandığı, Avea’nın SMS mesaj içeriklerini kayıt tutmaya başladığı, (hat kişinin kendisine ait olmak koşulu ile) abonenin isteği ile geçmişe dönük (retrospektif) mesaj içeriklerini verdiği şeklinde bir takım bilgilere rastlanmaktadır.[12]
Bu söylentiler dışında, kayıtlı verilerden istifade örneklerine ilişkin bazı resmi uygulamalar da bulunmaktadır: Kıbrıs’ta bir Amerikan ateşisinin öldürülmesi olayı sonrasında, ateşenin Turkcell hattı ile önceden yaptığı tüm konuşmaların incelemeye alınması örneği ve Hrant Dink cinayeti ile ilgili (cinayet sonrası) yapılan geçmişe dönük incelemelerde rastlanan konuşma kayıtları ile cinayetin aydınlatılmaya çalışılması örneği bu uygulama örneklerinden sadece iki tanesidir. Bunların yanı sıra, başka bazı olay ve örnekler de insana çok şey hissettirmiyor değildir.
Bir zamanlar, sadece süper güçlerin elinde olan ve yalnız onların kullanabildiği (karmaşık gibi görünen) bu teknoloji, bilişim, iletişim ve uydu teknolojilerinin günümüzde ulaştığı en son boyut, yonga chiplerle üretilen cihazlar[13] ve (bunlarla uyumlu olarak çalışan) bilgisayar yazılımlarının yapılması ile, işi bilen uzmanların, mühendislerin, hatta sıradan kişilerin bile şimdilerde rahatlıkla kullanıp, yararlanabildikleri bir imkân haline gelmiştir. Günümüzde bu sistemler çeşitli ülkelerin güvenlik, istihbarat ve finans birimleri tarafından kullanıldığı gibi, bireysel amaçlarla kullanılacak kadar da sıradanlaşmıştır. Büyük hedefler dışında farklı kişisel içerik ve amaçlarla yapılan dedektiflik çalışmalarında da kullanılır olmuştur.
Küresel tahakküm, insan yaşamını ahtapot gibi kuşatmıştır. Taşkınlık, başını almış gitmektedir. Sistemlere sahip sahte tanrıların elindeki mevcut teknolojik güç ve bu gücün geleceği düşüne(bile)n her insanı ileri derecede (insanlık adına) tedirgin etmekte ve ürkütmektedir.
Müslüman, yaşamının her alanında Allah’a teslim olan ve O’na sığınan insanındır. Îmânî-ilkesel bir gereklilik olarak “Lâ havle ve lâ quvvete illâ billâhi’l aliyyi’l azîm” derken, yeryüzüne egemen tüm sahte tanrıların küstahlığının farkına varmış, güç gösterilerine, tahakküm ve tasallutlarına rağmen onları yok saymış, bunu Allah’ın hakkı ve hatırı için yapmış, O’nun rızasını gözetmiş, geçici dünyâ hayatının olası sıkıntılarını göze almıştır. Ne ki; aynı zamanda, müslüman lehine ve aleyhine olan hususları da iyi bilir, bunu iyi bilmeyi fıkıh bilir; basîretli, tedbirli ve temkinli davranır, temekkün koşullarını gözeterek yaşar[14] ve Don Kişotluk da yapmaz.
Muhammed Fatih Ergün
mfe@mfe.name
SÜTUNHABER
DİPNOTLAR:
[1] Melih Bayram Dede, 50 Yıldır Dinliyorlar, Yeni Şafak Gazetesi, Mart 2002.
[2] Avrupa Parlamentosu Raporu, Kaynak: European Parliament Temporary Committee on the ECHELON Interception System, Draft Report on the Existence of a global System for the Interception of Private and Commercial Communications (ECHELON Interception System), Rapporteur: Gerhard Schmid, (PR/439868en.doc – 1/113 – PE 305. 391), Brussel, 18 May 2001.
European Parliament Temporary Committee on the ECHELON Interception System, 2001, Sayfa: 11-21.
http://cryptome.org/echelon-ep.htm
[3] Şahin Artan, Echelon Gerçek, Kaynak: www.geocities.com/sahinartan/cyberman2505a.html
Yard. Doç. Dr. İsmail Güneş (Çukurova Üniversitesi), Av. Berfu Salıcı (Çukurova Üniversitesi),
Internette Güvenlik ve Denetim: Masumiyet Yitiriliyor mu?
[4] Data Protection Or Data Retention İn The EU, Statewatch Report On EU Telecommunications Surveillance,
www.statewatch.org/news/2001/may/03/Centopol.htm
[5] Melih Bayram Dede, 50 Yıldır Dinliyorlar, Yeni Şafak Gazetesi, Mart 2002.
www.yenisafak.com.tr/diziler/echelon/index.html
Bu makale, alıntı yapılarak başka Internet sitelerinde de yayınlanmıştır:
www.morbalik.com/forum/50-yildir-dinliyorlar-nsa-t920.0.html;msg2879#msg2879
www.balkanlar.net/forum/index.php?topic=454.msg2829#msg2829
[6] Doç. Dr. Nazife Baykal, Bilgi Teknolojisinin Ulusal Güvenlik ve Ulusal Güvenlik Stratejisi ile İlgili Boyutu
www.harpak.tsk.mil.tr/duyurular/sempozyum/11%20Doc.Dr.Nazife%20BAYKAL.doc
[7] http://home.hiwaay.net/~pspoole/echelon.html
[8] Evrensel Gazetesi, ABD Tüm Türkiye’yi Dinliyor, 14.06.1999
www.evrensel.net/99/06/14/gundem.html
[9] Spy Satellites Enter New Dimension, Computerized 3-D Simulations Add Perspective To Surveillance, By Robert Windrem (NBC News Producer), Updated: 3:48 p.m. ET Oct. 9, 2001
[10] MSNBC Interactive, © 2007, www.msnbc.msn.com/id/3077885
[11] Bağlantı noktası
[12] www.sonsayfa.com/law_office.php ve www.sonsayfa.com/law_office_detail.php?id=218 Son Sayfa)
Sitenin Hukuk Köşesi’nde, Avea operatörüne ait geçmiş mesaj kayıtlarının içeriklerine ulaşılıp ulaşılamayacağını soran bir okuyucuya yetkili tarafından şu şekilde yanıt verilmiştir: “Sayın Aydın, kendinize ait olanları isteyebilirsiniz. Başkalarına ait olanları, ancak mahkeme isteyebilir. Saygı ile…” (Bu site, Anadolu Ajansı ve İhlas Haber Ajansı’nın abonesidir).
[13] “Yonga chipler”, günümüzde bilinen ve yaygın olarak kullanılan “entegre”lerin, en küçük boyutlarda minimize edilmiş çeşitleridir; cisimleri küçük, kapasiteleri büyük elektronik malzemelerdir.
[14] Temekkün fıkhını öğrenmek ve koşullarını gözetmek konusunda, İmam A’zam Ebu Hanîfe’nin tercihlerini çok basîretli buluyor, onun kadîm öğretilerine kulak verilmesi gerektiğini düşünüyor, pratik yaşantısı ile sistematize ettiği usûlünde gerek kendimiz, gerekse ümmetimiz adına mutlak bir maslahat ve hayır görüyorum.