Taner Altun / SÜTUNHABER
Türkiye'nin son günlerde tartıştığı demokratik açılıma destek niteliğinde açıklama yapan Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad PKK içerisindeki suriyeli Kürtleri kabul edeceğini açıklaması Türkiye'de takdirle karşılandı. Bir de Suriye ile Türkiye arasında vize uygulamasının kaldırılması ile kahraman olan Esad'ın bu çağrısı Suriye'deki kürtler üzerinde ne gibi etkisi oldu? Suriye'nin Türkiye ile yakınlaşması Esad'ı temize mi çıkarıyor. Türkyi'deki müslümanların Suriye ile sorunu vize uygulaması ve PKK içerisindeki Suriyeli Kürtlerin bulunması mı? Müslümanların Suriye ile problemleri bitti. Sorunun güncel olaması dolayısıyla daha önce suriyeli kürtler yazısını güncelleme ihtiyacı hissettim.

Kürtler Birinci Dünya Savaşına kadar coğrafi olarak bir bütünlük içerisinde yaşadılar. Savaştan sonra yapılan antlaşmalarla Müslümanların kalplerine ve coğrafyalarına sınırlar çizildi. Bunun acı meyvesi de mazlum Kürtler oldu. Kürtler sadece Türkiye’ye İran’a Irak’a ve ya Suriye’ye bela (!) olmadı. Rusya’nın çeşitli bölgelerinde veya Ermenistan'da dahi Kürt sorunu ile karşılaşabiliriz. Ancak esas olarak bütün bu yerlerdeki Kürtlerin acısını Suriyeli Kürtler çekiyor.
Osmanlı döneminde Kürdistan olarak bilinen bölge bir bütündü. Osmanlı-İran arasında anlaşmalarla bölünmüşlük olsa da sınırlarda tel örgüler olmadığından bütünlük bozulmamıştı. Birbirlerini ziyaret etmeler kız alıp vermelerle akrabalık ilişkilerini güçlendiriyorlardı. Ancak Birinci Dünya Savaşından sonra Türkiye yaptığı anlaşmalarla doğuda yaşayan insanların arasına ve gönüllerine sınır koydu. Güneydeki Kürtlerin bir bölümü de Suriye topraklarında kaldı. Bu tarihten sonra Suriyeli Kürtlerin tarihi başlıyor. Her yerde olduğu gibi Suriye Kürtleri de birçok acılar yaşamışlar.
Suriye’nin farklı bölgelerinde Kürtlere rastlamak mümkündür. Genel olarak Kamışlı, Derizor, Halep ve Şam'da yaşıyorlar. Suriye asıllı Kürtler genelde kendi bölgelerinden dışarıya çıkmamışlar. Halep ve Şam'da genel olarak Türkiye’den göç etmişlerdir. Türkiye kökenli olan Kürtler de birçok akrabasını Türkiye’de bırakmanın acısını yaşıyorlar. Tabi bazıları Cumhuriyet döneminde çıkarılan kanunlar ve yaşanan baskılardan kaçarak bu topraklara göç ediyorlar. Ramazan el Butinin ailesi çıkarılan şapka kanunundan sonra yapılan baskılara dayanamayarak Suriye’ ye geçiyorlar. Ve ya Suriye’nin eski müftüsü olan Şeyh Ahmed Keftaro’nun ailesi de bu sebeple buraya göç edenler arasında. Ancak 'türkiye'den göç eden bu kürtler daha sonra suriye yerlisi olmadıkları için 1950'li yıllarda vatandaşlıkları iptal edildi. Suriye; kürtleri 3 'e ayırdı;
Birinci gurup hindistandaki kast sistemindeki gibi toplumun en alt takabasında bulunuyor. Vatandaş olmadıkları için kimlikleri bulunmuyor. Yurtdışına giriş ve çıkışları yasak. İş bulamıyorlar. Suriye'de yaklaşık 70000 aile bu durumda bulunuyor.
İkinci gurup ise yarı vatandaş konumundalar. Bunlara da kimlik verilmiyor ancak Suriyeli olduklarına dair bir kağır parçası veriliyor. Bunların eğitim alma hakları varken devlet güvencesinde yoksunlar. Resmi işlemlerde normal vatandaşlardan farklı bir muameleye tabi tutuluyorlar.
Üçüncü guruptaki kürtler ise normal vatandaşlar fakat azınlık durumundalar ve genelde suriyeli yerlilerdir.
Suriye'de yolda yürürken ve ya alış veriş yaparken karşılaştığınız bir Kürt büyük bir ihtimalle Türkiye kökenlidir. Ben şahsen Suriye de aslı Suriyeli olan sadede bir Kürt ile karşılaştım oda Eyyübi ailesindendi. Selahaddin Eyyübi’nin torunları olan Eyyübi ailesi Suriye de büyük bir aile.
Suriye Kürtleri genel olarak Kürtçenin Kurmanci lehçesini kullanıyorlar. Aradan uzun yıllar geçmesine rağmen halen dillerini koruyabilmişlerdir. Kürtçenin Kurmanci lehçesini bilen biri Suriye Kürtleriyle anlaşmada sıkıntı yaşamaz. Bunun dışında Dersim olaylarından sonra Suriye’ye geçen az miktarda Zaza da buralarda varlıklarını sürdürüyorlar. Ve dillerini korumayı başarmışlar. Hizbullah’ın İsrail ile yaptığı esir değişiminde 4 şehid cenazesinden biri İsam Velid Zazaydı. Bunların dışında az miktarda Irak’tan gelen Kürtlerin konuştuğu Sorani ile İranlı Kürtlerin konuştuğu Gorani lehçelerine de rastlamak mümkündür.
Kürtlerin büyük çoğunluğu Şafii mezhebine mensup. Çok az bir kısmı şiidirler. PKK’nin etkisiyle de tek tük Allah’ı inkar edebilecek kadar dinden uzaklaşmış insanlara da rastlamak mümkündür.
Suriye de kaldığım süre boyunca Abdullah Öcalan’ın Suriyeli Kürtlere herhangi bir şey kazandırmadığını gördüm. Öcalan Suriye’de yaşamını devam ettirebilmek için Suriye Kürtleri için elle tutulur bir çalışması olmamıştı. Kendi yaşadıkları acıları bitmezse de Türkiye’de akrabaları hiç olmazsa rahat olsun düşüncesi ile Suriye Kürtleri de yaşadıkları acılara ses çıkarmadılar. Aynı gerekçelerle Suriye Irak’daki Kürt direnişine destek verdiği içinde Suriye Kürtleri sabır kemerlerini sıkmaya devam ettiler.
Ancak Türkiye de Kürtlerin vatandaşlıkları vardı, eğitim görme hakları hatta özel kurslarda anadilde eğitim de vardı. Iraktaki Kürtlerin durumunu herkes biliyor savaş ortasında en güvenilir ve gelişmekte olan şehirler Kürt bölgeleridir. Suriye Kürtleri ise bunları rüyalarında dahi göremiyorlar. Aylık ev kiralarının minimun 200 dolar olan bir ülkede Kürtler ayda 150 dolara çalışıyor. Suriye’de 300 binin üzerinde insan kimliksiz olduğu için her hangi bir güvenceleri yok. Bütün lokantalarda Kürtler garsondur. En ağır ve kirli işler de Kürtlerin omuzlarında. Ancak haftalık 1000 Suriye lirası ücret alıyorlar. TL olarak 25 ytl ye tekabül ediyor. Şam’ın en varoş bölgelerinde yaşamlarını sürdürüyorlar. Bizi evine misafir eden bir Suriyeli Kürdün sadece 2 oda bir mutfaklık evinde 3 aile kalıyordu. Biz bu aile ile oturduğumuzda Suriye’de Kürtlere yapılan zulmü baskıyı konuşmadık. Maddi sıkıntılarından başka konulara geçemedik. Arkadaşlarla beraber utandık bir daha bu eve misafirliğe gelmeye. Ödediği kiradan sonra kalan parasını bize harcamıştı. Sizler misafirsiniz siz yiyin diye de bizi zorluyordu. Korkmayın param var derken bizi teşvik için yalan söylediğini biliyorduk. Bu olay bana Asr-ı Saadette Medine de evdeki son lokmasını misafirine sunan sahabeyi hatırlattı. Akşam ev sahibinin babası Türkiye’de yaşadığı acı olayları anlattı. Yaşlı amca basit gerekçelerle iki kardeşinin nasıl öldürdüğünü nasıl sudan sebeplerle yaşadığı işkenceleri anlattığında yanımdaki Türk kardeşimin gözündeki acı halen gözlerimin önünde. Ve amcanın ellerini öperek şunları söyledi: Ben yapmadım özür dilerim.
Arkadaşlarla bir daha Suriye de fakir bir Kürt ailesine misafir olmama kararı aldık.
Suriyeli Kürtler dillerini korudular ama eğitimleri yasak olduğundan eğitim düzeyleri çok düşük. Gizli örgütlenmelerle Kürtçe eğitim verildiği söylense de Suriye’deki devlet başkanlığı seçiminde merkez bankasına em ji te xezdıkim (biz de seni seviyorum) yazacak kadar yanlış biliyorlar.
2004’de Kamışlı’da futbol maçında yaşananlar halen zihnimizde taze. Konuştuğum Suriyeli bir Kürt olayı şöyle anlatıyor. Maça bizler gittiğimizde sıkı güvenlik önlemleri ile stada girdik tek tek hepimizi arıyorlardı. Ama gel gör ki Araplar gayet rahat bir şekilde aranmadan toplu bir şekilde giriyordu. Maçtan birkaç dakika sonra Araplar bize taş atmaya başladılar ve olaylar başladı. Neye uğradığımızı şaşırdık. Bir anda olaylar patlak verdi stadda gözlerimizin önünde bazı futbolcularımızın asıldığını gördük. Esasında bana bu olayla ilgili bazı görüntüler göstermişlerdi asıldıklarına dair. Daha sonra istedim. Bu sefer görüntülerin olmadığını sana böyle bir şey göstermedik göstermişsekde bu olaylarla alakası olmayan görüntülerdi dediler. Stadda onlarca insan yaralandı. Araplar çıktıktan sonra Kürtleri stada kapadılar. Saatlerce yaralılarımız stadda hapis kaldılar. Sözlerini ben Beşşar Esad’ı sevmiyorum. Çünkü o Arpalarla Kürtlerin arasını açtı. Hafız Esad bunu yapmadı bizi ezdi ama Araplarla aramızı açmadı. Böyle olsun istemiyoruz.
Suriye Kürtleri de her Müslüman gibi bu ümmetin dertleri ile dertleniyorlar. İsam Velid Zaza bunu Filistin’de gösterdi. Cenaze Şam’da defnedilirken tekbirlerle gömüldü. Ailesi de Allah içinse ben razıyım. Tutman oğlumu diyecek kadar da fedakârdı. Suriyeli Kürtler yaşadıkları kötü şartlara rağmen halen fedakârlıklarını misafirperverliklerini ümmet olma bilincini koruyorlar. Yaşadıkları kötü durumun sebebini İslam’dan uzaklaşmak olduğunu söylüyorlar. Her şeyleri ile İslam’a sarılmışlar. Haznevi ailesi Keftaro ailesi Ramazan el Buti ve ailesi bu bilincin meyveleri. Ancak unutmayalım ki bu millet mazlum bir millet. Uçurumdan düşen insan yaşamak için ilk uzatılan elin kimin olduğuna bakmadan tutar. Eğer ki Suriye de Barzani, Talabani, PKK ağırlığı varsa Kürtler üzerinde bu sebepledir.
Bütün bunlardan sonra birde Hama katliamını yapan, yıllarca müslümanlara baskı yapan, şam'daki cezaevinde geçtiğimiz yaz 40'ın üzerinde ihvan-ı müslimin üyesi müslümanların şehid eden suriye yönetimi ile türkiyeli müslümanların problemele halen yok mu?