Arama

 

Ana Sayfa | Son Dakika | Türkiye |  Dünya |  Özel |  Röportaj |  Medya - Makale |  Kültür-Sanat |  Bilim-Teknoloji |  Aile-Sağlık |  İlginç |  
Suriye'de çocuklar böyle katlediliyor +18
Suriye'de çocuklar böyle katlediliyor +18
Paylaşılamayan Uludere istihbaratı
Paylaşılamayan Uludere istihbaratı
Adem Özköse bilinmeyenleri anlattı
Adem Özköse bilinmeyenleri anlattı
Gazze’ye sağlık çıkarması
Gazze’ye sağlık çıkarması


El-Ahmeri 'İran’ın sömürülmesine alet mi olacağız?'

Facebook

Digg

Del.icio.us

StumbleUpon

Google

Yahoo

Facebook Sütun Haber Gurubuna Üye Ol!

İnternette yayınlanan “Er-Rü’ye” dergisi Suudi Arabistanlı tarihçi ve düşünür Dr. Muhammed El-Ahmeri ile bir röportaj gerçekleştirdi.
18/05/2009 - 12:40
İnternette yayınlanan “Er-Rü’ye” dergisi Suudi Arabistanlı tarihçi ve düşünür Dr. Muhammed El-Ahmeri ile bir röportaj gerçekleştirdi.
 
El-Ahmeri, gündemdeki konularla ilgili görüşlerini yansıtan bu ilginç röportajda İran ve Türkiye ile ilgili görüşlerini de dile getirdi.
 
İşte o röportajda El-Ahmeri’ye yöneltilen sorular ve Suudi Arabistanlı düşünürün verdiği cevaplar…
 
- Doktor Muhammed, sizce genelde Arap Dünyası’nda ve özelde Körfez ülkelerindeki ıslah hareketinin önündeki en belirgin engeller nelerdir?
 
En belirgin engel, ıslah düşüncelerinin şu ana kadar net olmamasıdır. Islahın bizzat kendisinin ne olduğu ve istenilen ıslahın ne olduğu net değil. Öncelikleri belirlenmemiş. Belirli sorunların ve etki sahibi insanların uygulanması üzerine hep birlikte ikna olduğu net çözümlerin varlığı insanları belirsizlikten açıklığa çıkarır. Sebeplerden biri de, baskı rejiminin renkten renge bürünmesi, gizlenmesi ve ıslahı oyuna getirmesidir. Bu, mikropları her türlü ilaca karşı bağışıklık kazanan amansız hastalık gibidir. Beden felçli ve akıl şaşkınlık içinde kalır. Bozukluk ise üste çıkar. Sorunlar Arap Dünyası’nda genelde müşterek. Körfez ülkelerinde buna ek olarak, bu ülkelerin zenginlikleri halklarını, o zenginliği yağmalamak için üzerine çullananlar önünde zillete düşürmüştür.
 
- İslamcı akımla liberal akımın akıl sahibi insanları arasında birçok ortak sorunda işbirliği imkanı görüyor musunuz?
 
Evet, samimi insanlar net bir çalışma programı olduğunda birlikte sorunlarının çözümüne ulaşabilirler. İslami olmayan akımlar, İslamcılar gücü yükselişe geçmeden önce bazı sorunların çözümü için çaba harcıyorlardı. Çoğu çabalarında, İslamcıların başarısız olması gibi onlar da başarısız oldular. Örneğin Kuveyt Parlamentosu, Kuveytlilere tanınan birazcık özgürlük ve çıkarlarının kısmen takipçisi olma hakkı, başkaları rakip olarak ortaya çıkmadan önce mücadeleci Arap milliyetçilerinin çabalarının ürünüdür. Fakat bozguncu güçler, tüm fikirleri felç etmeye çalışmaktadır.
 
- Doktor Muhammed, Suudi Arabistan’da gerçekleştirilen bakanlık değişikliklerini nasıl görüyor?
 
Bazılarının çok az etkisi olabilir ve belki bazıları iyi olabilir. Ortada konuşulmaya değecek büyük bir değişiklik yok. Çoğunluğu, yeni bir program olmadan aynı şahısların başka görevlerde yeniden görevlendirilmesidir. Şûra Meclisi seçilmiş bir parlamentoya dönüştürülse örneğin, gerçek ıslah o zaman olur. Şûra Meclisi böylece gerekli yetkilere ve sorumluluklara sahip olur. Dekor görüntüsüne ve uğraşıp durduğu engelleyici bürokratisiye son verilir ve başarılı ülkelerin parlamentoları gibi parlamenter bir çalışma programı olur ve böylece geleceğin garantisi olur. İşte o zaman bir ıslahtan bahsedilebilir.
 
- “Yöneten ile yönetilenler arasındaki ilişkiyi belirleyen İslami söylem tarih içerisinde kirlenmelere uğradı” sözü hakkında Dr. Muhammed ne düşünüyor?
 
Tarihe takılı kalmamız doğru değil. Her şeyde; tarihteki birçok uygulama çağımız için uygun değil ve uygulanması mümkün de değil. Bazı ilişkiler bazı çağlar için uygundu ama çağımız için uygun değil. Yeni ilişkiler, belirli bir süre saygın bir görevi yerine getirme ilişkisidir. Sonra bir başkası gelir ve insanları başka bir hale aktarır. Kutsallaştırma ilişkisi olsun veya nefret ilişkisi olsun; ilişkilere hakim olan ölüm hali ise, bazı kafalarda yaşayan yıkıcı ve öldürücü bir haldir. Hayatımızı mahvetmektedir. Yöneticide de, yönetilende de bu durumu sona erdirme ısrarı ve ciddiyeti görmemekteyiz. Müslümanlar siyasi soruna çözüm bulmak, yönetimin barışçı yoldan el değiştirmesi ve ümmetin kendi çıkarlarına gözlemci olması için çalışıyordu. Raşid halifeler döneminde, tıpkı bugün kendi çıkarlarını samimi şekilde gözeten devletlerin başarısı gibi, çabayla da olsa bunda başarılı oldular. Müslüman ülkelerin çoğuna gelince, ne o rüşdü miras aldı, ne de bir hayır getirdi.
 
- Dr. Muhammed yerel dini düşünceyi ve akımı şiddetle eleştiriyor. Sizi bu yöne sevkeden nedir?
 
Eleştiri entelektüelin görevidir. İnsanlar arasında şakşakçılar varsa, entelektüel akımın ve özellikle de dini akımın onlara değer vermemesi ve reklamını yapmaması gerekir. Çünkü şakşakçılık ucuz bir meslektir ve hem siyasi otorite ve hem de dini otorite için zararlıdır. Dile getirdiğim ve yazdığım eleştirinin kaynağı, benim tasavvuruma göre elimden geldiğince ıslah arzusudur. Dünyadaki tüm ıslah girişimlerine değişim istemeyenler ve bozuk insanlar tek bir cevap verirler. Bu cevap, o ıslah talebinde bulunana itiraz, onun kınanması ve kötülenmesidir. Eleştiri kişiselleştirilir, düşünce eleştirisinden kişi eleştirisine dönüştürülür. Böylece ıslah istemek ayıp olur. Çünkü ıslah isteyen kişi genel akımdan farklı bir şahıstır. Oysa yapılması gereken doğru davranış, düşüncenin incelenmesi, genel maslahata göre doğru olanın alınması ve diğer kısmının terkedilmesidir.
 
- İran’ın bölgedeki planı ne? Dr. Muhammed İran’ı bölge için büyük bir tehlike olarak görüyor mu?
 
İran gelip geçici bir sömürgeci veya öldürüp yağmalayacak ve sonra da kaçacak işgalci bir ülke değil. Bu nedenle İran ile ilişkiler bölgedeki halkların aklı başında insanlarının elinde olmalı. Benim gördüğüm kadarıyla bölge sakinlerinin ve yöneticilerinin İran’a karşı yürütülen siyasetin belirlenmesiyle bir alakaları yok. İran kendi işlerini kendisi düzenliyor. Arap ülkelerinin ise buna gücü yetmez, onlar İran ile belirli bir ilişki kurmaktan mahrumdur. Bu bizce böyle görülüyor. Arapların İran ile ilişkileri Amerika’nın, İsrail’in ve Rusya’nın işidir.
 
Arap ülkelerinden bugün istenen İran’dan sakınmaları ve İran’a karşı İsrail’in gözetimi altına girmeleridir. Acaba Araplara bu konuda düşünme izni verildi mi? İran belki gerçekten tehlikeli olabilir. Belki de İran’dan sakındırmak, Siyonistlere tam olarak teslim olmaları ve kulluk etmeleri için Araplara yapılan bir hiledir. Başkaları İran’ın bağımsızlığını sona erdirmek ve Arap ülkelerinin çoğu gibi Amerikan ve Siyonizm sömürgeleri haline dönüştürmek için bizi mi kullanacak? Bölge halkının konuyu özgürce tartışmasına ne zaman izin verilirse, o vakit halkın bir tavrı olacak. Bu belki yönlendirici medyanın görüşüne uygun olacak, belki de farklı olacak.
 
- Adalet ve Kalkınma Partisi’yle şekillenen Türk deneyimi, güçlü bir şekilde gündemde yer buldu. Bu deneyim hakkındaki değerlendirmeniz nedir?
 

Bu gündeme gelişin birçok sebebi var. Türkiye, Ak Parti Hükümeti döneminde Türkiye’nin gerçek sesini temsil eden Türk halkına döndü. Genç bir hükümet ve düşünce, davranış ve ilişkiler bağlamında iyi belirlenmiş kapsamlı bir programı var. Siyaset ve ekonomide pratikte Türkiye’nin kendi çevresine dönüyor. Daha önceki hükümetlere göre temiz bir hükümet. Gerçekçi bir hükümet; rejimin temel niteliklerine ve eski simgelerine dokunmadı. Sınırlarını bildi ve o sınırlar içerisinde olabildiğince hızlı hareket etti. Bir umut ve örnek bir hükümet. Fakat bir çokları önüne büyük engeller çıkaracaktır. Bu engellerin ilki putperestler veya Atatürkçü ulusalcılardır. Sonra kendisine düşmanlık besleyenlerdir. Kürt meselesini, tarihi ve hatta belki de Arapları kullanacaklar. Hatta bugün Batı’ya düşman olan bazı ülkeleri bile kullanabilirler. Çünkü Batı ne kadar laikleşse de Türklere karşı belirli bir kini ve korkusu var. Türklerin çalışmalarında İslam’ın belirtileri görülürken nasıl korkmasınlar?!

 

MUHAMMED EL-AHMERİ KİMDİR?
 
Sütun Haber yazarlarından İsmail Yaşa, Dünya Bülteni’nde 14 Mart 2007’de yayınlanan “Muhammed El-Ahmeri ve tartışılan görüşleri” başlıklı yazısında Suudi Arabistanlı düşünürü şöyle anlatmıştı:
 
“Suudi Arabistanlı Muhammed Hamid El-Ahmeri yazılarını ilgiyle okuduğum bir düşünür...
 
Modern siyaset tarihi alanında doktora sahibi olan El-Ahmeri, geçen Cuma günü, El-Arabiye kanalında yayınlanan “İdaat” programının konuğuydu.
 
Programı baştan sona izledim.
 
11 Eylül olaylarının ardından Müslümanlara yönelik baskıların artması sonucu 16 yıl yaşadığı Amerika'dan ülkesine dönen Muhammed El-Ahmeri'nin İsrail'in Lübnan'a saldırısı sırasında yazdığı bir makale büyük yankı uyandırdı.
 
El-Ahmeri, alasr.ws sitesinde yayınlanan o makalesinde olaylara sadece “akide/inanç” penceresinden bakan ve her türlü olayı “Sünni-Şii” ölçüsüyle değerlendiren alimleri eleştiriyordu.
 
Asr-ı Saadet'te bile Mekke'den Medine'ye sadece bir kadınla evlenebilmek için hicret eden olduğunu örnek vererek her olayın ardında akideye/inanca dayalı bir gerekçe aramanın yanlış olduğunu, olayları değerlendirirken ekonomik, siyasi ve diğer bir çok yönünü de göz önünde bulundurmak gerektiğini söylüyordu.
 
İlk makalenin ardından, tepkilere cevap niteliğinde ve aynı konuda ikinci bir makale daha yazdı.
 
Bu makalelerin yankıları devam ederken, El-Ahmeri'den yine büyük gürültü koparacak bir başka makale geldi.
 
Riyad'daki İmam Muhammed İslam Üniversitesi ve bazı bakanlıkların ortaklaşa düzenlediği "ulu'l-emre itaat" konulu bir yarışmayı şiddetle eleştirdi.
 
“Yönetime hoş görünme” yarışına girilmesine karşı çıkarak "ulu'l-emre itaat" konusunun abartıldığını, oysa ümmetin özgürlük kavramına daha çok ihtiyacı olduğunu yazdı.
 
“Biz itaatin bitkin düşürdüğü ve alime saygıyı kaybettirdiği bir milletiz” dedi.
 
“Yalakalık”ta aşırı gitmenin “tekfirciler”in yaptığıyla aynı olduğunu ve propaganda terörü estirerek düşünce emniyetinin sağlanamayacağını anlatmaya çalıştı.
 
El-Arabiye’de yayınlanan programda da kendisine yöneltilen ilk soru bu oldu.
 
Muhammed El-Ahmeri, kendisini “İslamcılığın mezheplere ve akımlara ayrılmadan önceki haline bağlı” olarak tanımlıyor.
 
“Selefilik” kavramının bugünkü kullanılışına karşı...
 
Bunun nedenini de şu şekilde açıklıyor: “Çünkü Selefilik, İmam Ahmed’in ve düşmanlarının yaşadığı dönemi taklit haline dönüşmüş. Dolayısıyla günümüzün Selefisi, tartışmak için Mutezile’yi arar, Eş’arileri arar, Şiileri arar. İmam Ahmed’in çağındaki fırkaları arar...”
 
Muhammed El-Ahmeri ayrıca, alimlerin bir çoğunun “dikensiz alan” olduğu için tarihte takılıp kaldıklarını ve günümüze gelemediklerini, alimin de diğer insanlar gibi siyasi konularda görüş bildirmesi gerektiğini söyledi.
 
Özgürlüğe vurguda bulunarak, özgürlüğün bugüne kadar İslamcılara kötü gösterildiğini, sadece açılıp-saçılmak olarak tanıtıldığını ifade etti.
 
El-Ahmeri’nin görüşleri, Suudi Arabistan’da ve hatta İslam Dünyası’nın geniş bir kesiminde liberaller/laikler, klasik din adamları ve El-Kaide sempatizanlarının çatışmalarıyla şekillenen düşünce dünyasına yeni ve farklı bir boyut katıyor.
 
Makalelere verilen olumlu ve olumsuz tepkilere bakınca bunu açıkça görmekteyiz.
 
Arapça bilenlere El-Ahmeri’nin linklerini verdiğim makalelerini, makalelere yazılan yorumlarla birlikte okumalarını tavsiye ederim.
 
İslam Ümmeti saldırı altındayken akide/inanç konularıyla uğraşmanın doğru olmadığını ve Sünni-Şii anlaşmazlığını işgalcinin körüklediğini söyleyen, önümüzdeki dönemde işgalcinin fark ettirmeden alimleri kullanmak isteyeceğine dikkat çeken ve alimlere “Uyanık olun!” mesajı gönderen El-Ahmeri’nin yazdıkları bugünden sonra daha dikkatle okunacak ve adını daha çok duyacağız.”
 
El-Ahmeri: Bölgede iki büyük kutup var
 
Şubat ayında Saldırganlığa Karşı Uluslararası Girişim tarafından İstanbul’da düzenlenen “Gazze ve Zafer” konulu sempozyuma katılan Dr. Muhammed El-Ahmeri, ilk günkü oturumda yaptığı konuşmada Yahudilerin Filistin'e yerleşme hikayesini kısaca anlattıktan sonra 60 yıl sonra gelinen noktada bölgenin ikiye bölündüğünü, birinci kutbun Siyonistleri desteklediğini, ikinci kutbun yani Türkiye, Katar ve İran gibi ülkelerin bulunduğu kutbun ise özgür bir İslami duruşu desteklediğini söylemişti.
 
Asım Sancaktar / SÜTUNHABER

DİĞER HABERLER

Adem Özköse bilinmeyenleri anlattı
Ülke TV’de bir çok soru işaretini cevaplayan Adem Özköse, 2 ay boyunca hem Şebbiha’ların hem de Esed’in askerlerinin elinde neler yaşadıklarını canlı
'İşkence çığlıklarını duyarak uyanıyorduk'
2 aydır Suriye rejiminin elinde olan ve 2 gün önce özgürlüklerine kavuşan gazeteci Adem Özköse dün akşam HaberTürk'te canlı yayındaydı.
Bu ne iğrenç bir çocuk oyunu?!
İslam'ı her fırsatta karalamaya ve saldırmaya alışmış iğrenç güçler saldırılarına her platformda devam ediyor.
Radyo Barış'ta 'Suriye Söyleşisi'
“Radyo Konukları” programının konukları Suriye Halkı ile Dayanışma Platformu adına Seyyid Kalkandelen ve Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğre
28 Şubat'ın simgesi de hesap soracak!
19.01.2012'de CNN Türk’teki 5N1K programına konuk olan 28 Şubat’ın simgesi haline gelen Bekir Yıldız çarpıcı açıklamalarda bulundu. Cüneyt Özdemir’in
Çinli katiller saldırdı: 7 Müslüman öldü
Çin işgali altındaki Doğu Türkistan'da bir grup Çinli Müslümanlara saldırdı, saldırılarda 7 Doğu Türkistanlı öldü...
Şehidlerin cesetleri çürümüyor mu?
“Şehidlerin bedenleri çürümüyor ve sağlam kalıyor!” başlıklı anafikir, “Şehid Mucizesi” adlı kitabın inceleme konusunu oluşturdu ve şehid bedenlerine
Bu Bayrak Kimin?
Üzerinde Ay Yıldız ve kelime-i tevhid olan bir bayrak. Bir ulusun diriliş simgesi olmuş. Tarihte kaybolan bu bayrak hangi topraklara aitti?
Uygur Türkleri ve İslamiyet (2)
Geçtiğimiz günlerde 1. Bölümünü yayınladığımız "Doğu Türkistan -Uygur Türkleri ve İslamiyet" konusuyla Türklerin nasıl Müslüman olduğu yazı dizimizin
Mücahitleri 'mucit' yapan savaş!..
Çeçenistan dağlarında zorlu şartlar altında mücadelelerini sürdüren savaşçıları bu zorlu şartlar "mucit" yapıyor. İşte çok ilginç bir örnek...

n

Amerika artık süper güç değil

n

Amerika Kunar'da pes dedi

n

Doğu Türkistan - Uygur Türkleri ve İslamiyet (1)

n

Dünya Sütun Haber'i takip ediyor

n

Ruslar’ın geleneksel Çeçen katliamı

n

Yahudiler hep böyleydi!

n

Katil Peres Süleyman Demirel’e ne anlatmış?

n

Japonya'da yükselen değer "İSLAM"

n

Haçlıların kabusu Selahaddin Eyyubi

n

ABD'li gözüyle terör ve misilleme

n

Şuursuz Afgan kadın askerleri -FOTO-

n

FBI'ın terör tanımı ve terörist ABD

n

Başkanın acı itirafı ve ABD'ye saldırılar

n

Kur’anla gelen hidayet

n

Metin Doğruyol'dan gözaltı açıklaması

n

Dernekleşen Türkiye ve İMKANDER

n

Amerika'ya ilk kim gitti?

n

Kırgızistan 'Unutulan Ayaklanmalar'

n

Kitabı Çok Az Okuyan Ülke 'TÜRKİYE'

n

Aksa Kurtarıcılarını Bekliyor

n

Sahte Tanrıların Küresel Tahakkümü (1)

n

Taliban geri mi dönüyor?

n

Taliban'ın Veziristan Kalesi

n

İnsan Hakları Afganistan'ı Teğet Geçer

n

"Zorunlu Askerlik" veya "Zorla Askerlik"

n

Veziristan Operasyonu'nun Ardından

n

Amerika'nın Kadın Katilleri

n

Türk sorununa Türk Açılımı (!)

n

Patani'de zulüm varsa direnişte var

n

ABD’yi korkutan Zenciler “ Genç Mücahidler ”

n

Pakistan'daki patlamalar ve Taliban

n

Ahlak Polisi affetmedi!

n

Efsane telefon '3310'

n

SURİYELİ KÜRTLER

n

Benekli minare beğenilmedi

n

Patani'de Müslüman katliamı

n

CHP mantığında son nokta!

n

ÇİN MALLARINA HAYIR!

n

Doğu Türkistan üzerine inceleme

n

Patani Müslümanları

n

Akp'nin gerçek misyonu ne?

n

Bir internet uydurması daha!

n

İSLAMIN REFORMA İHTİYACI VAR MI?

n

UFO'lar hakkında söyleşi /2

n

UFO'lar hakkında söyleşi / 1

n

Hz. Ali’nin torunundan Ahmedinejad’a Açık Mektup

n

“ESİR ÂLİM” ÖMER ABDURRAHMAN’IN EŞİNDEN MEKTUP

n

‘İyilik askerleri’ interneti kuşatıyor

n

Eski papaz Brezilya’yı aydınlatıyor

n

Taliban Komutanı Mevlevi Abdulhakim ile röportaj
 

Çok Okunanlar

|

 Çok Yorumlananlar

Sizden Gelenler

Yarınlar hep geliyor

Merve Demirer isimli okuyucumuzun "Yarınlar Hep Geliyor" isimli yazısı...

Yarınlar hep geliyor
MÜSLÜMAN HANIMLARA (HİCAB)
Müslümandın değil mi?..
Haydi Toplanın Körebe Oynuyoruz...
"Sevmeyi Bilseydik" Şiir

Röportajlar

Suriye zindanları İsrail'in zindanlarından beter

Milat Gazetesi, 2 ay Suriye rejiminin elinde kalıp geçtiğimiz Cumartesi günü özgürlüğüne kavuşan Adem Özköse ile röportaj yaptı.

Türkiye | Dünya | Özel | Röportaj | Kültür-Sanat |

Ana Sayfa

Ana Sayfam Yap

Sitene Ekle

İletişim

Künye

Reklam

Copyright © 2008 SÜTUN HABER madalyon , elif reklam , kupa bardak
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz - Yasal Uyarı - Sitemap